Ey insan niçin Karunlaştın

Karamsarım ancak umutsuz değil. Her gün bir önce ki günden daha kötü bir seviyeye düşüyoruz. Aslında seviyesizliğimiz seviye olarak karşımıza çıkıyor. Güncel olanı artık takip etmemeye gayret ediyorum zira güncel olan hepten çöp seviyesine indi yahut indirildi. Ne var ki güncel, bazı vakitler öyle etki bırakır ki onu görmeden, onu değerlendirmeden geçemezsiniz. Mecburen zihniniz o yöne doğru kayar. Öfkeniz yahut tepkiniz sizleri o yöne doğru hızlıca çeker ve artık gündemi konuşmak zorunda kalırsınız.

İnsan gelişen bir varlık. Zihni gelişimi daha çok idrakinin derinliği ve yeni bakış açıları yakalamanın getirdiği yeni yaklaşımlar üzerinden oluyor. Bu yüzden farklı düşünceleri okumak, farklı teorilere ilgi duymak insana herhangi bir probleme karşı farklı açılardan bakma imkân veriyor. Dolayısı ile bir insanın fikirlerinde ortaya çıkan olası bir değişime hemen tepki vermemek gerekir. Yahut bir insanın söylemlerinde ortaya çıkan olası değişikliklere hemen, “Ne oluyoruz dememek” gerekir.

Ancak kendisinde fikri dönüşüm olan insanın bu dönüşümü gerekçelendirmesi ve geçmiş ile bir ilkesel bağ kurması gerekir. Örneğin herhangi bir düşüncede olan insanın yeni bir bilgi edinmesi ile düşüncesini değiştirmesi erdem gereğidir. Ancak makam, mevki, para yahut dünyayla irtibatlı bir meseleden dolayı kendi düşüncüleri çöpe atıp yeni bir söylem geliştirmesi erdemsizlik demektir. Bu çıkmaza düşmüş insan en azından açık şekilde kendisinin düşünsel bir dönüşüm yaşamadığını zaten öncesinde düşünmediğini sadece dünyalık kaygıları neticesinde yeni bir söylem geliştirdiğini ifade etmesi gerekir. Aksi durumda ahlakını kaybetmiş olur. Değerini yitirmiş, anlamını sıfırlamış olur.

İnsanın söylemlerine fıtratı tesir eder. Bu yüzden radikallik bir söylem problemi değil bir karakter problemidir. Radikal söylemlerde bulunan kişilerin süreç içerisinde keskin dönüşler yaşadığı bir vakıadır. Ne yazık ki dün “Karun” dediklerine bu gün “Harun” veya dün “Firavun” dediklerine bugün “Musa” diyen bir zihnin düşünsel dünyası değil bizzat karakteri bozuktur. Dün Karun ya da Firavun derken bir bilgi eksikliği yahut yanlış bir bilgi durumu var ise bu tespitin bir istisnası olabilir.

 Ancak her şeyin ötesinde bir gruba ya da siyasi parti zihniyetine karşı gelseniz, kaşısın da dursanız bile bu tür radikal bir söylem geliştirmek irfani olmaktan çok uzak. Bu yüzden tartışılması gereken nokta hakkında söylenenin Karun yahut Firavun olup olmadığı değil, söyleyenin içerisinde ki Karun olma ve Firavun olma arzusunun hangi safhada olduğu meseledir. İnsan kendi putunu kendi içinde taşır da başkasına putperest benzetmesi yapmaktan utanmaz. Ne yazık ki modern insanın çıkmazı ve modern insanın insanlığını kaybettiği nokta burası…

Düşüncelerimiz elbette değişecek ancak bir gerekçemizin olması şart. Yoksa söylediklerimiz düşüncelerimiz laftan öte olmaz. Güncel olanın muhakkak bir retoriği vardır. Bu retorik belirli oranda kabul edilir. Kabulden kastım işin gereği sayılır. Ancak bütün bir hakikat siyasete ve retoriğe kurban edilemez. Ne yazık ki günümüz siyasetçilerinin ekseriyeti kendisini meslekleri adına kurban ediyorlar. Vekillerimizin ekseriyetinin havasından geçilmiyor ama herkes biliyor ki sayın vekillerimizin ekseriyetinin bir özgül ağırlığı yok… Yarın yok oldukları daha doğrusu özgül ağırlıklarının olmadığı ortaya çıkınca yok olmayacaklar var olmadıklarının farkına varacaklar.

Düşünebiliyor musunuz kendi aileleri fındıkçı olan -ihtimalle- vekil beyler fındıkçıların sorunları araştırılmasın dediler. Kendilerini 15 Temmuz kalkışması karşıtı olarak konumlandıran vekiller 15 Temmuz araştırılmasın dediler. Vekillerin ekseriyetinin özgül ağırlıklarının olmadığını anlatmak için onlarca örnek verebiliriz ancak değmez. Durum konuşulamayacak kadar kötü ve konuşulamayacak kadar acı bir halde. Yayılması olmasından beter haller bunlar ne yazık ki…

İnsan üzülüyor. Durum sorunlu olabilirdi ancak bu kadar değersiz olmamalıydı. İnsan üzülüyor kişi bu kadar acizlik içerisinde girdaplarda dolaşmamalıydı. Hakikaten özgül ağırlıkları olmayan, başkalarının gölgesinde kendi gölgeleri olduğunu zan eden insanların nasıl bir psikolojileri var. Yastığa başlarını koyduklarında riya ve kibir elbiselerinden soyunduklarında ne gibi bir durumla karşı karşıya kalıyorlar. Biz kimiz diye soruyorlar mı kendilerine yoksa şöhretin ve güncelin içerisinde siliniyor mu olmayan varlıkları?

 Her iddia imtihana tabidir. Bu yüzden çok iddialı cümleler kurup öncekilerin düşmüş olduğu duruma düşmek istemem. Ancak kendilerinin düşmüş olduğu durumu bizlere fazilet olarak anlatmaya devam ettikleri sürece kendilerine olan öfkem dinmeyecek. Açık yüreklilikle ne için Karunlaştıklarını -her ne ise bu Karunlaşmak- ifade etsinler hele bu meseleyi çözelim gerisini konuşabiliriz.

Aynı yerde durmak değil tam dediğim, en azından geçişleri ahlaki olarak açıklayabilmekten bahsediyorum. Aksi durumda insanlığımızı kaybetmiş oluruz. Bu yüzden siyasetle uğraşan büyüklerimizden ricamız hakikati ve ahlakı mesleklerine heba etmesinler. Ülkeye bir şey bırakamıyorlar en azından evlatlarına güzel bir isim ve onur bıraksınlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?