“Çare var” da…

Hakikatin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır, biz “er” kısmıyla ilgileniyoruz. Bunun için çare arıyoruz, çare oluyoruz. Çünkü bu arayıştan kopmak, “geç” de olsa hakikatle yüzleşmekten kimseyi kurtarmıyor. Çare aramayı geciktirenler, bir yönüyle çaresizliği körüklese de biliyoruz ki “çare var” ama biz bunun neresindeyiz?

İktidardaki insanları değil, iktidarın zihniyetini sorgulayan herkes şu gerçeklerle yüzleşiyor: “Vatan millet diyerek kul hakkına giren, akrabalarına, yandaşlarına ulufe gibi kadro dağıtan, ihalelerden pastanın en büyük dilimini almak için yarışanlarla karşı karşıyayız. Milletin partisiyiz diyerek servetlerine servet katan, kendinden olmayan herkesi susturan bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Geçmişte bu ülkede yaşanan hukuksuzlukların, adaletsizliklerin hesabını sormak için yola çıkan ancak şimdi adaletin üzerine beton dökenlerle karşı karşıyayız!”

Elbette sadece yapılan tespitlerle değil, üretilen çarelerle de gündem olmak en önemli meselemizdir. Ortada yaşanmakta olan derin sessizliğin bir çığlığa dönüşmesi için hem bu tespitleri yapmak hem de çareleri sıralamak boynumuzun borcudur. Bu noktada mevcut mitolojiden kurtulmak adına, “doğru ile yanlış çatışır, yanlış ile yanlış da çatışır; batıl ile batıl da çatışır” diyerek konuyu 15 Temmuz’a getiren milletvekilimiz Cihangir İslam’a teşekkür borçluyuz. Çünkü ancak bu sayede, “Türkiye’nin bekası ile AK Parti’nin bekası aynı kefeye konulamaz!”

Yaptığı her savunmanın savrulma ile sonuçlandığını gören herkes, “15 Temmuz akşamı iki batılın çatışmasını seyrettik biz bu ülkede” tespitiyle aslında her on yılda bir yaşanan çatışmaların iç yüzünü vicdanında yeniden sorgulamıştır. “15 Temmuz bahane, bütün muhaliflerinizi, dürüst insanları, hakkı söyleyenleri, zulmünüzü yüzünüze söyleyenleri tasfiye ediyorsunuz” diyen yaklaşımın mevcut anlayışı deşifre ettiğini görmüştür. Çare üretmek için; “bu ülkede ‘liberal’, ‘komünist’, ‘milliyetçi’, ‘Türkçü’, ‘irticacı’ diyerek geçmişte çok şeyler yapan” mevcut yapının tarihi arka planına dikkat edilmesi gerektiğini anlamıştır.

Çözüm üretmeye mecburuz çünkü “yalakalarla bu ülke ayağa kalkmaz”! Bugüne kadar problemleri “kek” yapıp cumhura yediren anlayışa karşı, çözümleri “hap” yapıp milletimize sunmalıyız. Çünkü iktidar hesap verir, muhalefet hesap sorar. “Dininiz güzel ama dindarlarınızı anlayamadım” diyene hak veriyorum; çare var da…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?