Reklamı Kapat

14 sene askerlik yapanlardan 14 gün yapanlara…

Yeğenim Yusuf askerden geldi. Hatıralarını anlata anlata bitiremiyor. Gören de Yemen’de askerlik yaptı, zannedecek! Yaptığı askerlik altı üstü 14 gün. Bir teslim olmaya giderken elimizi öptü. Dün gibi… Bir de baktık tezkere alıp gelmiş. Ondan bir hafta önce de Kahramanmaraş’taki akrabalardan Faruk Bey’in misafiriydik. Ondan dinledik, dedesi Hasan tam 14 sene askerlik yapmış. O da Yemen’de. Bir gitmiş, gidiş o gidiş. Hem de dört kardeş aşağı yukarı aynı zamanda askere gitmişler. Üç tanesinin şehâdet haberi gelmiş, bir tanesi sağ dönmüş, ancak 14 sene sonra. Bu ibretlik hâdiseyi nakletmeden önce bizim Faruk Bey’le tanışmamıza gelelim…

“Soyunuzu öğrenin!” emri, Peygamber Efendimizden (a.s.m.)… Akrabalık hukukunu takip için bu çok mühim… Sıla-i rahim, zaten dinimizin temel emirlerinden… İşte bu emirlerden yola çıkarak, yaklaşık otuz yıldır, akrabalarımızı tespit etmekteyim. Büyük dedemiz, Hacı Bektaş-ı Veli’nin talebesi Yusuf Nuranî… Onun da atalarını biliyoruz. Elimizde şecere mevcut. Yanında da padişah mühürleri… Malazgirt Zaferi’yle birlikte Oğuz boylarının refakatinde Anadolu’ya gelmişler. Moğol afetinden sonra âlimlerin şehit edilmesi üzerine halka dini öğretecek kimselerin sayısı çok azalmış. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri de dedemiz Yusuf Nuranî’yi, Munbuç taraflarına göndermiş. Orada kendisine Türkmen aşiretleri sahip çıkmış. Daha sonra Arap ve Kürt aşiretleri de kendisine sahip çıkmış ve hürmet etmişler.

Eskiden Türkiye, Suriye diye ayırım yokmuş. Arada hudut da yokmuş. Sonra, anlatması uzun sürer, ecnebilerin bir dizi oyunlarından sonra bir bakmışsınız araya tel örgüler çekilmiş, mayınlar döşenmiş. Bizim akrabalardan bir kısmı da Suriye’de kalmış. Bu iç savaş afeti çıkmadan önce Suriye’ye gitmiştim. TURİNG’den arabam için triptik alırken, oradaki görevli, 20 TL vermemiz halinde ek olarak üç geçiş hakkı daha verileceğini söylemişti. Böylece 12 yerine 15 geçiş yapabilecektik. O sıralar öylesine güzel bir hava meydana gelmişti ki, bizim Gaziantep’le Halep arasında karşılıklı 15 dakikada bir otobüs seferleri düzenlenmekteydi. Biz de ayda bir, iki ayda bir gideriz diyorduk. O gidişte Halep ve civarındaki akrabaları köy köy dolaşarak tespit ettik. Rakka ve Tel’abyad’daki akrabalar kaldı. “Onları da bir dahaki gidişte tespit ederiz!” dedik. Kısmet olmadı, çok geçmedi savaş afeti çıktı.

Anadolu’daki akrabaların büyük ekseriyetini tespit etmiştik. Ancak daha ulaşamadıklarımız da vardı. Kahramanmaraş’taki akrabalar da bunlardan biri idi. Yaklaşık 20 sene önce gelip dayımı bulmuşlar, Kahramanmaraş’a davet etmişler, dayım da beni kastederek, “Bizim tarihçimiz var, İstanbul’dan gelince beraber geliriz!” demiş. Geçtiğimiz Nisan ayındaki akrabalar buluşmasında Faruk Bey beni buldu, ayaküzeri hasbıhal ettik ve bizi davet etti. Geçtiğimiz hafta biraderlerle beraber davetlerine icabet ettik. Çocukları, damadı ve diğer akrabalar bizi candan bir alâka ile karşıladılar. İşte soy kütüklerini kaydederken o şehit ve gazi akrabalarımızla ilgili bilgileri de derledik. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Faruk Bey’in dedesi Hasan ve üç kardeşi askere gidiyor. Dört kardeş de aynı anda ordumuzun saflarına iltihak ediyor. (Hasan, Ali, Mehmet ve Ahmet). Bu dört kardeşten Ali henüz 17 yaşında iken askerliğinin ilk günlerinde soğuktan donarak şehit oluyor. Aile bu şehitlerinin acısını yüreklerine gömüyor. Derken diğer üç kardeşin de şehâdet fermanları geliyor. Onlardan yalnızca Mehmet evlidir ve Mustafa isimli bir oğlu vardır. O kardeşlerden Hasan şehit olmamıştır. Çarpışmalarda şehit düştü diye kayda geçmiş ve o haber memlekete ulaşmıştır. Faruk Beyin Gazi Hasan Dedesi ise 14 yıl sonra tezkere alıyor ve memlekete dönüyor. Evleniyor iki oğlu bir kızı oluyor. Faruk’un babası Ali işte bu Gazi Hasan Dede’nin evladı. Bu cennet vatanda yaşayanlar, 14 yıl Yemen’de askerlik yapan Gazi Hasan dedeleri unutmamalı. Şimdi pek çok kişi, “Niçin Yemen? Ta oralarda ne işi varmış?” diyecektir. Yahu arkadaşlar, Yemen, Irak, Suriye, Filistin, Suudi Arabistan, Ürdün, hatta Yunanistan, Bulgaristan ve daha sayacağımız pek çok ülke bizimdi. Balkan Harbi çıkıncaya kadar (1912-1913) ve Birinci Dünya Savaşı çıkıncaya kadar (1918-1920)… Dün gibi değil mi?.. Ve bu vatanın bir sınırı da Yemen’di… Tarihimizi ve Gâzi Hasan’ları unutmayalım. Allah onlardan razı olsun, ruhları şad olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?