D-8 ve Yeni Üyeler

18. D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da yapıldı. Toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlık etti. Bu toplantıda İran, Nijerya ve Pakistan bakan seviyesinde bulundular. Mısır, Bangladeş, Malezya, Endonezya ise bakan yardımcısı, müsteşar ve elçi düzeyinde temsil edildiler.

Her şeye rağmen D-8’in varlığını hissettirmesi önemli. Her ne kadar üyelerinin yarısı toplantıya üst düzey katılım sağlamamış olsa da, bölgemizin ve dünyanın içinde bulunduğu koşullar düşünüldüğünde, D-8 gibi bir yapının çalışmalarını devam ettirebilmesi sadece üye ülkeler için değil bütün dünya için bir kazanımdır.

Diğer taraftan Bakan Çavuşoğlu’nun üye ülkeler arasında ‘takas odası’ kurulabileceğine dair bir açıklaması oldu. Bu yolla birlikte yerel paraların kullanılması mümkün olacak. Bu tekliften ne çıkar henüz bilmiyorum ama en azından dile getirilmesi önemlidir. Bu önerinin hayata geçirilmesi için ısrarcı olmak şarttır.

D-8 üyeleri öncelikle ‘takas odası’ gibi yollarla ekonomik olarak birbirlerini tamamlayacak adımları atmalı ve kendi içlerinde potansiyellerini iyi değerlendirmelidirler. D-8 öylesine kurgulanmış bir yapı değildir. Üyelerin bulundukları bölgeleri ve etki alanlarını düşündüğünüzde uluslararası arenada kendilerini bir denge unsuru olarak gösterebilecekleri gerçeği net olarak ortadadır. D-8, ‘Takas odası’ gibi bir teklifle beraber belki de ‘çözüm odası’ gibi bir kurulu hayata geçirse, diğer sorunların daha kolay bertaraf edilebileceğini söyleyebiliriz. Ne demek istiyorum? Bakınız bugün Mısır ve İran arasında diplomatik açıdan ilişki yok denecek kadar az. Pakistan ve Bangladeş zaten dış mihrakların müdahalesiyle konuşamayacak durumdalar. Türkiye ve Mısır arasındaki ilişki Sisi’nin askeri darbesinden sonra diplomatik açıdan neredeyse en alt seviyeye düştü. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi hala tutuklu. Bütün bu sorunlar da özellikle küresel güçler tarafından kurgulanıyor. Aslında bir anlamda D-8 ülkelerinin birlikte hareket kabiliyetleri ortadan kalksın isteniyor. Tam da bu noktada ‘çözüm odası’ devreye girmeli ve sorunların masaya yatırılması sağlanmalıdır.

Diğer taraftan Bakan Çavuşoğlu  “Yeni üyelerle gücümüzü ve potansiyelimizi daha da artırabiliriz.” diye bir açıklama yaptı. Sn. Bakan’ın burada tam olarak ne demek istediği ile ilgili detaylara ulaşamadım ama endişe ettiğim gibi ise gördüğüm bazı riskleri ifade etmek isterim. Şayet bu teklif olmuyor, yaptırmıyorlar gibi gerekçelerle dile getirilmiş bir teklif ise, biliniz ki yeni üyeler D-8’in kâğıt üzerinde kalması anlamına gelir.

Turgut Özal tarafından 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı da aynı hataya düştü ve bugün neredeyse hiçbir etkinliği olmayan bir yapıya dönüştü. Çünkü ne alakası varsa İtalya ve İsrail’e gözlemci statüsü verildi. Bu da yapıyı dış müdahalelere doğrudan açık hale getirdi. Sonrasında ise toplantılar doğal olarak kuruluş amacından farklı bir noktaya evirildi.

İşte bu yüzden KEİ’nin hatasına düşmemek adına D-8, yeni üyeleri değil, kendi sorunlarını çözebilecek bir iradeyi nasıl hayata geçirebileceğini tartışmalıdır.

Her büyüme sağlıklı büyüme anlamına gelmez. D-8, kuruluş misyonu ve ortaya koyduğu vizyon ile mevcut dünya düzeninin adaletsiz yaklaşımlarına cevap olarak doğmuştur.

İyi niyetle de olsa yerinde ve zamanında yapılmamış bir büyüme girişimi bu önemli kurumu alternatif olmaktan çıkarır. Küresel sisteme, küresel güçlerin kontrolü altında entegre olmuş bir D-8 bütün özelliklerini kaybetmiş demektir. Buna müsaade edilmemelidir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?