Reklamı Kapat

Yaralı Coğrafya

“Yaralı Coğrafya” ibaresi, daha önce yayımlanan bir yazının başlığı olmakla birlikte, söz konusu yazının da yer aldığı küçük bir kitapçığın adı da oldu. Kitapçığın hazırlanması, aslında Evren Karadayı’nın teklifi ve ısrarıyla gerçekleşmişti. Yıkımların, katliamların, acıların birisinin bitmeden birkaçının başladığı Ortadoğu coğrafyasına izafeten “Yaralı Coğrafya” tanımlamasını yapmıştım. Kitapçık yedi yazıdan meydana geliyordu ve Evren Karadayı bu yazıları ESAM İstanbul Şubesi olarak 2003 yılında yayımlamıştı. Tasarlayıp düşünmeme rağmen, vakit bulup istediğim ve gerektiği boyutta bir kitap haline getirilemedi. Yazılar bana ait olsa da kitapçığı Evren Karadayı’nın adeta bir hatırası olarak görüyor ve kitaplıkta koruyorum. “Ortadoğu Halkları” başlıklı yazıdan bazı satırlar aktarmak istiyorum:

“Ortadoğu’nun son yirmi yılını (bugün itibariyle kırk) bir hatırlayalım: ‘40’lı (İsrail’in ortaya çıkışı 1948) yıllardan itibaren şiddetlenerek gelen Filistin sorununu bir tarafta tutarsak; Sabra ve Şatilla katliamlarıyla takati bitirilen Lübnan, İslam Devrimi’yle İran, Sovyet işgali ve arkasından sökün eden iç çatışmalarıyla Afganistan, Basra Körfezi’nde küçücük bir toprak parçası yüzünden kopan savaşla Irak, Osmanlı döneminde Basra vilayetine bağlı bir bölge olduğu gerekçesiyle Irak’ın işgaline uğrayan Kuveyt, masum veya kasıtlı bir soru üzerine patlak veren ve acımasızca katliamlara yol açan Mekke baskınıyla Suudi Arabistan, temelde kabile asabiyetinin beslediği, görünüşte ideolojik ayrışmayla birbirine giren Yemen, bir ölçüde Somali, hatta Sudan vb. hemen her biri başlı başına büyük olaylara sahne oldular. Suriye’de, Ürdün’de, Mısır’da, Türkiye’de, Azerbaycan ve diğer Kafkas devlet, yönetim ve topluluklarında ardı arkası kesilmeksizin devam eden karışıklıkları, düzensizlikleri hatırlamak bile adeta imkânsızdır.”

“Bu ülkelerde ortaya çıkan çatışmalarda, savaşlarda, kargaşalık ve düzensizliklerde rol oynayanlar arasında halk yoktur. Fakat taraf olma emrivakisiyle karşı karşıya bırakılan, ne yazık ki, o olmuştur…”

“Halkların varlıkları bağlamında Ortadoğu coğrafyasına bakıldığında, çok farklı, kendine özgü derinlikler ve kıvrımlarla dokulu bir halk yapısıyla karşılaşırız. Bilinçaltıyla bu halklar, binlerce yılın gizemle pekiştirilmiş ve üst üste, iç içe geçmiş ve gerçekten içselleştirilmiş bir kültür, bir değerler birikimi, bir uygarlıklar hamulesine sahiptirler…”

“Ortadoğu insanı Hz. İbrahim’dir. Ninova’dan çıkar, Harran’da dinlenir, Kudüs’te konaklar, Mekke’de ikamet eder, Filistin sahilinde Akdeniz’i seyreder, Nil’de serinler, Mısır’da sıkılır. Hz. Musa gibidir. Yiğit, fedakâr, sabırlı, metin ve kelimullah. Hz. İsa’nın ruhaniliğinin ve bilgeliğinin varisidir. Hz. İsmail’in riayetkârlığından ve teslimiyetinden izler taşır. Hz. Muhammed’den (S.A.V.) dostluğu, şaşmaz adalet duygusunu, evrensel inanç kardeşliğini tevarüs etmiştir. Cüneyd-i Bağdadi gibidir. Dicle’nin suları üzerinde seccadesiyle akıp gider. Mevlana ve Şems’dir, Şam’da görünmüşken Konya’da mukimdir…”

“Ortadoğu insanı ve halkları bedeni ve ruhuyla yağlandıkça, bereketli gümrahlık içinde dağılmıştır dünyanın dört bucağına. Ama ruhuyla, maneviyatıyla bütün mekânlarda, tüm coğrafyalarda Ortadoğu’nun ışığını yansıtır, oraya aidiyetinden uzaklaşmaz. Hep bir damarıyla, kökleriyle oradan beslenir. Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Yezidi, Zerdüşt, Sabii olsunlar, hepsi bir potada, Ortadoğu’da asliyetleriyle var olurlar, var olmuşturlar. Sami, Arami, Keldani, Asurî, Arap, Yahudi, Süryani, Farisi, Türk, Kürt, Arnavut, Boşnak, Frank, Roman, Çerkez, biri nerede başlar, öteki nerede biter fark edilemezler. Çünkü insanlığın tarihi Ortadoğu’da başlar, ama orada bitmez…”

“Çetin ve hayın bir tarih zamanına düçar oldu Ortadoğu ve insanı. Dost ve düşmanlığını aynı anda söyleyen, ama söylediğine de emin olunmayan bir varlıkla karşı karşıya kaldı. Savaşırken barışı övüyor, öldürürken kurtardığını ileri sürüyor, ölümü lanetlerken hayatı yok ediyor, zorbalığa karşı çıkarken zilletli bir esareti sunuyor… Kurtarıyorum derken Ortadoğu’yu yok etmek istiyor bu varlık.” Bu varlık, bugün için İsrail haydut yönetimini temsil eden Netanyahu, ama destekçileri ve yağdanlıkları Biden’ın Amerika’sı, Sunak’ın İngiltere’si, teres oğlu teresleri ve diğerleridir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?