Reklamı Kapat

İslâm dünyasına kayıtsız kalan “din adamları”

İki buçuk asırdır Müslümanlar fetret dönemi yaşarken, Ortadoğu başta olmak üzere İslâm dünyasının tamamına yakınında zulüm, kan ve gözyaşı hâkimken; Müslümanların bu girdaptan kurtulması için bir an önce çare, çözüm ve tekliflerin ortaya konulması gerekirken, din adamları “dini meseleleri” ulu orta ekranlarda tartışmak ve birbiriyle didişmekle meşgul.

Devlet-i Aliyye-i Osmâniye’nin zayıfladığı hengâmda, devletin elinin ulaşmadığı bölgelerde başlayan İslâm dininde reform hareketleri, sömürgeci devletlerin desteğiyle büyütülmüştür. Devlet-i Aliyye-i Osmâniye’nin yıkılmasından sonra, Ehl-i Sünnet vel-cemaat tamamen sahipsiz kalmış, İslâm dininde reform hareketleri, seküler devlet anlayışlarının da etkisiyle güçlenmiştir.

Türkiye’de özellikle son yıllarda dinlerarası diyalog ve dinde reform arzusunu dışa vurmuş kişilerin haddini aştığı, İslâm dünyasındaki kan ve gözyaşıyla ilgilenmek, çare ve çözüm aramak yerine İslam’da reform ve dinlerarasıdiylogla meşgul olduğu görülmektedir.

Filistin’de, Arakan’da, Suriye’de ve bilâd-ı İslâm’ın birçok bölgelerinde savaş ve zulüm devam ederken, bu zulme dur demek için kılını kıpırdatmayan, tek bir makale yazmayan, dünya kamuoyunun dikkatini buraya çekmek için rahatını bozmayan bir kısım ilahiyatçıların İslâm’da reform için çabaladığını, enerjilerini bu tür fitnelere ayırdığını görmekteyiz.

Kur’an-ı Kerim’deki, “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir” (İsra, 1) ayetinde Mescid-i Aksa ve etrafının mübarek kılındığı belirtildiği halde, buranın önemini gözden düşürmek isteyen bir reformcu, “Burada kastedilen Mescid-i Aksa, Kudüs’teki aksa mescidi değil, Medine’ye 29 km uzaklıktaki mesciddi” demektedir. Yahudi ve Hıristiyanlar, Mescid-i Aksa ve Kudüs’ü kendi dinlerine göre kutsal görürken, bizdeki reformcular, ayetle sabit olmasına rağmen kutsallığını inkârla meşgul. Düşünebiliyor musunuz, “1400 küsür yıl sonra bir aklı evvel çıkmış, Peygamber aleyhisselam’ınİsrâ yolculuğunu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya değil, Mekke yakınındaki aksa mescidine yaptığını anlıyor(!), Efendimizin (s.a.v.) hemen yanı başındaki Sababeler bundan habersiz” öyle mi? Bu, Sahabelerin aklıyla alay etmektir.

Başka bir reformcu, “Hz. Adem’in babasının olduğunu” iddia ederken, beriki, “Kur’an kıssalarının tarihi gerçeklere uymadığı, Sümer mitolojisininden alındığı, mitoloji (hayal) ürünü olduğu” iddiayla meşgul. Başka bir ilahiyatçı, “Allah’ın gaybı bilmediğini” bir başkası “mezheplerini gereksizliğini”, başka birisi “Hz. Peygamber aleyhisselamın Kur’an-ı Kerim’i açıklama yetkisi olmadığını”, başka bir sapkın, “Kadınlarla erkeklerin aynı safta namaz kılabileceği ve kadınların özürlüyken namaz kılabileceği” iddiasında ısrarcı; başka birisi “Miraç hadisesini” inkârla etmekte.

İslâm dininde reform hareketleri, artık eskiden olduğu gibi “mezhep taassubu” klişesininin ötesine geçmiş, Hz. Peygamber aleyhisselam’a iman etmeden de kurtuluşun ve Cennet’in mümkün olduğu iddiasına dönüşmüştür. FETÖ ile başlayan “Peygambersiz İslâm” projesi, “Bize sadece Kur’an yeter” mantığıyla “Kur’an Müslümanlığı” adı altında devam etmektedir. Hatta “Peygambersiz İslâm” projesinden de öte bizzat Kur’an-ı Kerim’e yönelik tahrifatlar başlamış, bazı ayetlerin günümüz gerçeklerine uymadığını ve hükmünün kalmadığını iddia eden “Tarihselcilik” fitnesi de kendine yer bulmuştur. Bir ilahiyatçı hiç korkmadan Kur’an’daki “Cennet” tasvirleriyle dalga geçebilmektedir.

Bilâd-ı İslâm, kâfirlerin zulmü altında ezilirken, bu zulme seyirci kalan, bu da yetmiyormuş gibi dinde reform ve dinlerarası diyalog marifetiyle Müslümanların kafasını bulandırmaya çalışanlara, Kur’an-ı Kerim’deki, “Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grupayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Allah, onlara yaptıklarının hesabını (ahirette) görecektir” (En’am, 159) ayetini hatırlatmak gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?