Reklamı Kapat

İşin rengi

Vizyon, iki bileşenden oluşur. Biri vazgeçilmez ideal, diğeri ise oluşturulmak istenen sonuçtur. Türkiye ekonomisi “envanter ve bilgi vizyonu”na dayanan bir açılım gösteremediği için kıt kaynakların öncelik sırasını belirleyemedi. Dünyanın “en”lerine oynasa da kendisinden beklenen odaklanma gerçekleşmedi. Hâlbuki “TÜBİTAK 2003-2023 Vizyonu” çalışması odaklanma alanlarını belirlemişti. Tarım, hayvancılık, elektrik, elektronik, raylı sistemler, enerji bunlarla ilgili bilim, teknoloji, nano teknolojide hangi alanlarda çalışma yapılması gerektiğini belirtmişti. Ancak bugün kulaklarda “elbette her şey dört dörtlük değil” sözünün yankılanması, beklenen bu vizyona ulaşılamadığını gösteriyor. İşin sarpa sarması, işin kolayına kaçılması sebebiyle değil midir?

Yapmak isteyen için hedef bellidir: TÜBİTAK’ın desteklediği projelerin ürüne dönüştürülme oranını %2’den %10’a çıkarmak! Türkiye’de 1600 dolar olan kişi başına sanayi üretimini katlamanın en kısa yolu budur. Bunun için ise; borca ve tüketime dayalı ekonomik sistem hazıra konmaktan vazgeçmelidir. Eğer kamu vergisel gelirini üretim üzerinden alıyorsa o ülkede üretim yapmanın anlamı kalmaz ki… Üstelik günümüzde devletin tekrar belli yerlerde belli alanlarda üretici olarak yer alması gerektiği açıktır.

Türkiye’de Ar-Ge ve inovasyon kapasitesini artırmak için hazırlanan raporlar, “ekonomik kalkınma modelinin gözden geçirilmesi ve rekabet temelli bir kalkınma anlayışının benimsenmesi”ne vurgu yapıyor. İnsanımızın 21. yüzyıl araçlarını kullanabilme becerisine katkı sunmanın yolu: tabloları revize etmek değil, anlayışı revize etmektir! Çünkü Ar-Ge ve inovasyon sisteminin merkezinde yetenek ve girişimci bulunur, devlet dâhil tüm eko-sistemin önceliği; yeteneği ödüllendirmek ve girişimi desteklemek olur. Bu hamleyle, şu anda 1,44 sentle ihraç ettiğimiz ürünleri 3 dolar üzerine çıkaracak katma değerli ürünlere dönük modernizasyon yatırımlarına odaklanmalıyız.

Rant vergisi almayıp üretim vergisini arttırırsanız, ne yaparsanız yapın o ülkede gelir dağılımı adaletini sağlayamazsınız. Önce bu gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Ayrıca eğitim politikaları bugünün üzerine bir şeyler ilave ederek ilerleyebiliyor mu? Bugünkü kazanımları bile değerlendiremiyorsa, “problemlerimizi onları yarattığımız aynı düşünme düzeyinde kalarak çözemeyiz”. İki yüzden fazla üniversitemizin olduğu bir dönemde bu ülkemize lazım olan; “herkesin baktığı yere bakma ve başkasının görmediği şeyleri görme becerisi”ni geliştirmektir. Çünkü işin rengi değişti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?