Çocukların eğitimi mi?

Eğitim sezonunun açıldığı bu günlerde gerçekte kimlerin eğitilmesi gereklidir sorusu takılıyor aklıma?

Çocukların mı? Büyüklerin mi?

Ya da dünün çocukları olan ve bu eğitim sisteminde yetişen/yetişmeyen/imal edilen büyüklerin eğitiminde ne hayır görüldü ki çocuklarının da aynı süreçten geçirilmesi sağlanmaktadır. Yani biz büyükleri iyi bir şekilde mi yetiştirdik ki onların çocuklarına talibiz.

Peki, eğiten kim?

Devlet.

Devlet insanı eğitemez, ancak köleleştirir. Ruhunu esir alır. Hâlbuki eğitim serbest ortamlarda olmalıydı. Devletin tekelinden kurtulmalıydı. Ama ceberrüt devletler eğitimi mutlaka tekellerine almak isterler.

TARIM VE ZİRAATÇILIK ÖZENDİRİLMELİ

Günümüzde köylülük tahkir konusu oluyor. Hâlbuki bunu yüceltmeli. Batı’da çiftçilik saygındır. Japon kalkınmasının sürecini araştırmıştım bir zamanlar. Japonya’da en tahkir edilen sınıf tüccar ve en idealize edilen sınıf ise askeri yönetici sınıf olan Şogunlardı. Japon imparatoru, Batı kalkınmasının arkasındaki dinamiğin ticaret olduğunu gördüğünden ticareti güçlendirmeye karar verir. Fakat toplumda tahkir edilen bir sınıfı nasıl güçlendirecek ve cazibe merkezi haline getirecek? Bulduğu çözüm Şogunları bu işin içine sokmak ve tüccar sınıfını Şogunlaştırmaktı. Bu sistemde de başarılı oldu. Tüccar sınıfı, özendirildiği ve saygın bir meslek haline geldiği için kısa zamanda Japon kalkınmasının bel kemiği işlevini gördü.

Bizim de tarım ve ziraat için benzer yöntemler izlememiz gerekir.

Bir de köylülük ile çiftçiliği, tarım ve ziraatçılığı birbirinden ayıramadık.

Yani insanın tarım ve ziraatçılıkla uğraşması için illa köylü olması veya köye yerleşmesine gerek yok. Bunu da herhangi bir iş gibi profesyonelce yapmasını öğrenmeliyiz.

Yani insanlar şehirde otururken bile sabah fabrikaya gider gibi tarım, hayvancılık ve ziraat işine gidebilmeli... Bu sektör de klasik köylü işletmeciliği değil de profesyonel bir işletmeciliğe dönüşmeli, uzmanlardan destek alarak işin üretiminden satışına kadar organize edilmelidir.

Ayrıca, köylü ürettiğinin karşılığını alamıyor. Yani ürünler aracılar nedeniyle köylüden yok pahasına alınıyor ve asıl para kazanan bu aracılar oluyor. Devletin bu sömürüyü durdurması gerekir yoksa kimse artık üretim yapmaz. Aracılar köylüden 50 kuruşa aldıkları ürünü büyük şehirlerde 3 veya 4 liraya satıyorlar. Peki, köylü bu parayla ne yapabilir? Masrafları bile kurtaramaz. Bu nedenle aracıların sömürüsünden kurtaracak düzenlemeye acilen geçilmelidir.

ÜLKE EKONOMİSİ GÖÇMENLERİN ELİNE GEÇMEDEN

Benim gözlemim tüm zanaat alanları, çiftçilik, çobanlık, ev hizmetçiliği ve ırgatlık gibi alanlar zamanla Afganlı, Özbekli, Iraklı ve Suriyelilerin eline geçeceğidir. Hatta artık yoğun miktarda Afrikalılar da ülkemizde kendilerine yer buluyorlar. Bir süre sonra kendi evlatlarımız evde işsiz işsiz oturacak ve bu yabancı unsurlar ülke ekonomisine hâkim olacak... Süreç buna doğru gidiyor.

Çünkü bu alanlarda para kazanan yabancılar bir süre sonra kendi işlerini de kuruyorlar. Devletin acilen önlem alması lazım.

Not: Bazı arkadaşlar, İstanbul mafyasının bile yabancıların eline geçtiğini söylediler. Yani bu kadar mı aciz bir toplum olduk!

Ek

Her şeyi devletten bekleme kolaycılığı benim de hoşuma gitmiyor, fakat burada devletin uyguladığı 12 yıllık zorunlu eğitimin faturasını ödüyoruz. Acilen bu konuda daha önceki yazımda belirttiğim şekilde ıslahatların yapılması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Halil Er - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?