Kolejlerden daha çok eğiten köyler

Daha merhametsiz bir toplum olmaktayız gittikçe. Kadına, çocuklara, hayvanlara işkence haberleri ile sarsılmaktayız.

Sevdiği insanın üzerine gaz döküp yakacak kadar canileşme hormonları da mı karıştırmaktalar yiyecek içeceğimize diye düşünmekteyim.

Böyle değildi.                                  

Hayır, hiç böyle değildi, çocukluğum gençliğim.

Her evin hayvanları olurdu çocukluğumda.

İnsanlar yarışırdı birbirleri ile bahçelerde köpekler evlerde kediler beslenirdi.

Güvercinlerin yemekleri unutulmaz, yan bahçelerden komşu ziyaretine çıkmış kaplumbağa ve kirpilerin konukluğu ile sevinçlerim paha biçilemezdi.

Küçük kertenkelecikler sırtını duvar dibine verir güneşlenirlerdi.

Rengârenk kanatları ile kelebekler, arılar, çiçekler arasında masalsı bir dekordu bizim neslimizin tanık olduğu.

Lakin şimdi çocukların dostluğunu da yitirmiş hayvanlar ümmeti.

Evlerde kediler yok.

Bahçeler de betonlaşma kültürsüzlüğüne kurban verildiği için.

Öyle kaplumbağa ve kirpiyi tanıyacak nesil kalmadı.

Bana yazan yüksek lisans öğrencisi genç, hocasının dersteki manevi şiddetini anlatmış, uzak bir şehirden gelen öğrencisinin aksanı ile alay ettiğini.

Akademisyen, İstanbul lehçesi ile konuşamadığı için delikanlıyı sınıfın içinde aşağılar.

Bu manevi işkence ile genç bir daha da ağzını açamaz.

Arkadaşları içerisinde incitilir.

Hoca öğrencilerini sorgular, purosundan dumanlar çıkararak yaptığı derste, “Yoksa siz çiğ soğan da mı yemektesiniz?”

Kendisini Avrupa görmüş diye Batılı bir aristokrat sanan hoca hızını alamaz; “Anlıyorum ki siz halksınız, kusura bakmayın ama ben halkın arasına karışamıyorum, elitler mümkünü yok bunu yapamazlar”.

Hoca köylülüğü de beğenmiyor.

Babasının ait olduğu kültürü umursamıyor, “Nerede doğduysanız sizin memleketiniz orası” diyor, sırtından yumurta küfesini atmak istercesine.

Hocanın ismini hiç yazmayayım.

Babası bizim camianın çok sevdiği bir isim çünkü.

Babanın yetiştiği ortam Doğu’nun masalsı güzellikleri, onun yüreğine şefkatten, saygıdan, merhametten, sevgiden, sabırdan yana ilhamlar düşürdüğünden baba ölümünden sonra da hâlâ çok sevilmekte.

Baba, oğlum daha ileride olsun deyip yolladığı kolej ve Batı ülkeleri adeta çocuğunun kalbini eline geçirip onu; halka, köylüye, aksana, kültüre, yöresel yemeklere, folklora, türkülere düşman edebildi.

Köylülüğe düşman akademisyeni utandıran bir haberi ev halkına okudum, ne kadar masum ve bir erdem şahikası idi;

“Köylüler, sahipsiz kalan kediler için namaz sonrası yardım topladı.

Elazığ’ın Ağın ilçesine bağlı 150 haneli Beyelması köyünde daha çok yaz mevsiminde konaklamak için tercih edilen, kış aylarını ise şehirlerde geçiren sakinleri, köyde sahipsiz kalan kedilerin mama ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla cuma namazı sonrası yardım topladı. Toplanan para ile alınan mamalar ve gıda malzemeleri, kışın görevlendirilen kişi tarafından köydeki kedi ve köpeklere veriliyor”. Fotoğraflarda köy çocukları bir kedi yavrusu başına toplanmışlar şefkatle onu sevmekteler.

Çocukları köy, ekinler, harman yeri, tandır, sac ekmeği, kediler köpekler arasında yetiştirmek; kolejden daha iyi eğitim vermekte.

Hiç kuşkunuz olmasın.

Hocaya hatırlatmam, beyefendiler kolejlerden değil köylerden çıkmakta; köyünün aşığı müteveffa babası örneğinde olduğu gibi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Hatice - Hocam kimmiş bu görgüsüz akademisyen çok merak ettim.en azından mailime atsanız olmaz mı

Yanıtla . 1Beğen 14 Ekim 06:00

Anket Son dönemde TL'nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybının asıl nedeni sizce hangisidir?