Bir yanlıştan döndünüz; ya diğerleri!

Bismillahirrahmanirrahim;

ÖNCE, çok ciddi bir yanlıştan döndüğü için hükümete teşekkür ediyorum. Çünkü hatadan dönmek fazilettir. Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı’nın son ABD ziyaretinde ekonomimizi düzene koymak için Amerikalı şirket McKinsey’le danışmanlık anlaşması yapılmıştı. 16 bakanlık bu şirkete temsilci verecekti. Bu, yönetimin anahtarlarını ABD’ye teslim etmek demekti. Hükümet içinden ve dışından gelen tepkiler sonucu; Cumhurbaşkanı, partisinin Kızılcahamam kampında, “Amerikalı McKinsey şirketiyle yapılan anlaşmanın iptal edildiğini” açıkladı.

Saadet Partisi “bi düşün” diyordu. Akıl, işin sonunu görmeyi gerektirirdi. Tarihi geçmişi olan bağımsız bir ülkenin ekonomisi düşman bir ülkenin şirketine emanet edilemezdi. Bu, Türkiye’ye kayyum atanması anlamına gelirdi. Yöneticilerin icraatlarını düşünmeden onaylayamazdık.

Yandaş medyayı uyarıyorum. Ülke menfaatleri şahısların önündedir. Ne olur, icraatları düşünüp aklınızı kullanarak değerlendirin. McKinsey anlaşması Türkiye’de çalkantı oluşturdu. Hükümet’e bu işin yanlışlığı gerekçeleriyle anlatıldı.

Fakat bazı yandaş basın düşünmeden hükümetin icraatını savunuyor; aydınlatmak amacıyla hükümeti uyaranlara “cahillik” yaftası vuruyordu: “Ekonomi ABD’ye teslim iftirasına sert cevap: CEHALET DEĞİLSE İHANETTİR.” (Star, 04.10.2018) Cumhurbaşkanı bundan 3 gün sonra “anlaşmanın iptal edildiğini” duyurdu.

Ne olacak şimdi! Cumhurbaşkanı da uyaranların dediğine geldi. Yandaş medya, sorumlulukları gereği uyarı yapanlar için kullandığı “iftira, cehalet, ihanet” yakıştırmaları için özür dileme nezaketi gösterebilecek mi? Temiz insanlara karşı kara propaganda uygulamak ülkenin yararına değildir.

UYARILARA KULAK VERİN

YAPTIĞI anlaşmayı savunan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da tamamen iyi niyetle yapılmış uyarılara ateş püskürdü: “Yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir.” Damat bey yoksa yorumu da mı yasaklıyor? Bu ne kibir!

MHP de iptal edilen anlaşmaya toz kondurmuyor, eleştirenleri suçluyordu. Devlet Bahçeli hükümete destek adına sosyal ağlarda açıkladı: “McKinsey İMF değil, Duyun-u Umumiye hiç değil. Sorsanız ne IMF’den anlarlar, ne de Duyun-u Umumiye’yi bilirler. Cehalet varsa, ihanet tetiktedir, buna da kafaları basmaz.”

Farklı düşünmek “düşmanlık” değil; zenginliktir. Problemlerimizin çözümünü iyi niyetle birlikte düşünürsek doğruyu bulmak kolaylaşır. Çünkü akıl için yol birdir. Ne olur, farklı düşünenler birbirine “düşmanca” bakmasınlar. Şiddet, terör, ihanet gibi suçları bilenler ilgili kurumlara bildirsinler; cezasını da adil yargı versin.

Abdurrahman Dilipak McKinsey tehlikesini hatırlattı: “McKinsey’inFETÖ’den farkı yoktur. ENRON’a danışmanlık yapan bir şirketi Türkiye’ye sokarsanız cehennemin dibine kadar yolunuz var.” (Yeni Akit, 02.10.2018)

AKP Düzce eski İl Başkanı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı eski Danışmanı Saim Tut da Erdoğan’ı uyarmıştı: “Bana belediye başkanlığı için akrabamdır, yakınımdır,  diye aday getirmeyin’ diyordunuz. Sırf kendi damadınız olduğu için devleti resmen teslim etmeye çalıştığınız Berat Albayrak’ın tek bir özelliğini söyleyin bana!”

McKinsey olayında hükümet içinden de açıktan tepkilere, gizli homurdanmalara şahit olduk.

MİLLİ DÜŞÜNMEK ŞART

UZMANLAR, McKinsey anlaşmasıyla ekonominin, Türkiye’nin kontrolünden çıkacağını belirttiler. Ekonomist Prof. Dr. Osman Altuğ, “Ekonomiye ilk önce bizim hâkim olmamız gerektiğini” (29.09.2018) söyledi.

Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, “Ekonominin kozmik odasına girecekler” (29.10.2018) diyordu.

Milli Gazete süreci sorumlu yayıncılık anlayışıyla yürüttü. Attığı manşetlerle milli bakış açısını yansıttı: “16 BAKANLIK AMERİKA’YA BAĞLANDI.” (02.10.2018) Olayın küresel boyutuna dikkat çekti: “KÜRESEL ATAMA.” (03.10.2018)

ABD’deki Temsilciler Meclisi, Senato, CIA, Finans Merkezleri, think tank kuruluşları, McKinsey gibi kurumlar sömürge çarkını döndüren dişlilerdir. Hepsi merkezi yapının kurumu. Meselâ, Mckinsey = Amerika. Türkiye böylesine büyük bir tehlikenin eşiğinden dönmüştür.

McKinsey konusunda iktidar ve muhalefetteki duyarlı insanlar birlikte hareket etmiş; yanlışın önünde aşılmaz bir set oluşmuştur.

Şimdi sıra, hükümetin “yanlış yaptık, aldandık” dediği diğer temel konularda. Meselâ, “zina yasası”nın oluşturduğu ahlâk tahribatı, krizin oluşturduğu tehlikeden binlerce kat daha büyüktür. AKP’li kardeşler bu ayıbı daha fazla üzerlerinde taşımamalı. Değilse, hesap günü bu vebalin altından kalkamazlar.

Terör güvenliğimizi tehdit ediyor. ABD’nin “terörün babası” olduğu bilinerek konuya yaklaşılmalıdır.

“İstanbul’a ihanet ettik” diyeli 1 sene oldu. Bir adım atılmayacak mı?

Türkiye güçlüdür. Birlikte hareket edilirse, çözülemeyecek bir problem yoktur. McKinsey sorunu bunun örneğidir. Birlikte yaşadığımız insanlara diş bilemek yerine, anlamaya çalışmalıyız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Son dönemde TL'nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybının asıl nedeni sizce hangisidir?