Hareket Üzerine

Hareket yaklaşık 50 yıldır bir varoluş mücadelesi veriyor. Son sancaktar Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından teorisinden pratiğine inşa edilen hareket, bütün karalamalara, bütün bölücü faaliyetlere rağmen her zamankinden daha kuvvetli şekilde varlığını sürdürüyor. Zira hareketin var oluş mücadelesi sadece bireyin kurtuluşunun öncelendiği bir mücadele değildir, hareketin mücadelesi bütün olarak insanlığın kurtuluşu ve yeni bir dünyanın yeniden kurulması adına çalışmanın öncelendiği mücadeledir.

Bu yüzden bu mücadelenin her kademesi aynı öneme haizdir. Her kademesinde görev alan fert aynı değere ve aynı kutsiyete maliktir. Hareket aynı derdi dert edinmiş aynı hedefi kendisine hedef belirlemiş gönül ve eylem birliği içerisinde bulunmayı sistemleştirmiş bir yapı olarak tanımlanabilir. Bu hareket; Allah’a kulluk etmenin zemini,  İlahi emir olan adaletin yeryüzünde yayılması gayretidir. Bütün kâinatın sadece varoluşsal değil yönetimsel olarak da Allah’ın emri altına girmesinin çabası, heyecanı ve özlemi hareketin gayesi olmalıdır. Hareket bu güne kadar hiçbir şekilde birilerinin gölgesi altında soluklanmamış, hiçbir şekilde birilerinin gölgelerine sığınmamıştır. Hareketin etrafında aldatıcı gölgelerle dolsa da hareket, asla gölge olmayı yahut birilerin gölgeliğinde gölgelenmeyi kabul etmez. Çünkü gölgeler gerçek değildir. Gölgeler gerçekliğin sadece yanılsamasıdır. Gölgeler var olmadılar, var olamayacaklardır. Hareket gölge olmaya değil gölgesinde mazlumların huzur bulacağı dev bir çınar olmayı gaye edinmiştir.

Hareketin başkaları ile gireceği herhangi bir siyasi süreç ancak varlığı yani ilkeleri etrafında olabilir.  Bu ilkeler hareketin ifrat ve tefrite düşmeden, “vasat ümmet” olmanın gereği insanı ve fıtratı önceleyen bir tavırla eylem ve söylem geliştirmesini doğuran ilkelerdir.  İşte bu gerçeklikten dolayı hareketin mücadelesi Hak-Batıl mücadelesinin son aşamasıdır. Hareket bir hak arama, hakkaniyeti gözetme, hakkı söyleme, hakkı üstün tutma ve hakkı hâkim kılma mücadelesi yani bir cihat hareketidir.

Hareket tamamı ile gerçekliğe dayanmak zorundadır. Harekette yapmacıklığa, istismara, gerçekliğe ilişmeyen algıya yer yoktur. Harekette ötekileştirmeye, hakarete, yok saymaya daha doğru bir ifadeyle insanın izzetinin ve onurun çiğnenmesine asla yer yoktur. Çünkü hareket; dil, din, ırk, renk, mezhep, meşrep ve siyasi düşünce ayrımı yapmaksızın, zengin fakir tanımlamasına yer vermeksizin insanlığın saadetini hedeflemektedir.

“Üretim” kavramı yakın gelecekte hareketin en önemli kavramlarından birisi olacaktır. Hareket sanayiden ahlaka yeni kavramlar yeni idrakler yeni yaklaşımlar üretmek zorunda. Bu yeni üretimi siyasal ve sosyal hayatta başaranlar gelecekteki Türkiye’nin söz sahipleri olacaktır. Bu yüzden artık sıradan bir hareketten modeline değil üreten hareket modeline geçmek zorunluluğu ortadadır

Bütün insanlığa niçin hareketi desteklemeleri gerektiğini hem anlatmak hem de göstermek gerekiyor. Anlatmak bir yana hareketin desteklenmesi gerekliliği nasıl gösterilebilir?

Tıpkı hareketin liderinin yaptığı gibi… Milletin kazmasına takacak sap bulamadığı dönemde Gümüş Motoru kurarak geleceği Anadolu’ya getiren aklı takip edeceğiz. Hareket, bugün de ileri kavramlar üreterek ve geleceğe odaklanarak milletin teveccühü kazanacak. “Niçin hareketin desteklenmesi gerektiğini hareketin vizyonu, projeleri, hedefleri, kurumları müntesiplerinin ahlak ve edebi gösterecek. Hareket bir anlamdır. Bu anlam tıpkı diğer anlamlar gibi taşıyıcıları ile kaimdir. Taşıcıyı sahip olduğu anlamı ancak hal dili ile başkasına intikal ettirebilir. Dolayısı ile hal diline sahip olmayan kişiler anlamları intikal ettiremezler. Hareket yeni bir hal dili inşa etmek zorunda aksi durumda anlamı taşıyan sayısı azaldıkça harekete inanan sayısı azalacaktır.

Hareket elbette ülkemizin içinde bulunduğu problemleri tespit ve bu problemlere karşı çözüm önerileri sunması gerekir.  Hareket kendi değerlerimiz ve medeniyet anlayışımızı üzerine bina edeceğimiz ve insanımıza umut ışığı olacak “Yeniden Büyük Türkiye” portresi çizmelidir.

“Yeniden Büyük Türkiye’’ dediğimiz Türkiye, nasıl bir Türkiye’dir? Yeniden Büyük Türkiye’nin çerçevesini çizecek temel dayanak noktaları nelerdir? Yeniden Büyük Türkiye’nin inşasını temin edecek maddi, manevi kaynaklar ve kadro gereksinimi nasıl sağlanacaktır? Unutulmamalıdır ki Türkiye her metrekaresi ile hepimizindir ve Yeniden Büyük Türkiye’yi inşa ederken küstürecek ne bir ferdimiz; atıl bırakılacak ne bir kaynağımız, ötekileştirecek ne bir vatandaşımız ve terk edilecek ne bir metrekare toprağımız vardır.

Yeniden Büyük Türkiye’yi hareket öncülüğünde bütün Türkiye ile birlikte kurmak ve gelecek nesillere emanet etmek zorundayız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Son dönemde TL'nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybının asıl nedeni sizce hangisidir?