Reklamı Kapat

Siz bu oylamaları bilir misiniz?

İsviçre'nin Nyon kentindeki bir oylamayı daha kaybettik. Burada beni en çok rahatsız eden sonucun 12'ye karşı 4 olmasıdır. Yani neredeyse Almanya tulum çıkartacakmış. İşin aslına bakarsanız benim Türkiye’m bu Avrupalıların gözünde, kalbinde, "Keşke bu Türkiye'nin tamamı Asya kıtasında olsaydı" kalıntısı taşır ezelden beri... 

Peki, biz sportif yönden bakalım mı? Bendeniz 1976'dan beri, son on sene hariç, neredeyse 30 yılın üzerinde benzeri oylamaların yapıldığı mekânlarda bulundum. Ve de bu oylama sürecinde nelerin yaşandığına bizzat tanık oldum. Çevrilen dümenler, kulislerde sporun dışında birçok meselenin konuşulup prensip kararına varıldığın biliyorum. 

Şimdi sizlere iki çarpıcı örnek sunacağım. 1980 UEFA Kongresi’nde başkan Artemio Franchi idi. Şimdi hayatta değildir. Bizim adayımız da Şenes Erzik idi. Şimdi rahmetli olan Necdet Çobanlı ağabeyim ve naçizane bendeniz ve de Togay Bayatlı ne çalışmıştık ama... Tabii ki rahmetli Necdet ağabeyin çalışması bir başka(!) idi... Şenes kardeşim de seçildi ve Gençler Komitesi'ne girdi. Sonra da yürüdü gitti. 

Sadece FİFA ve UEFA'da olmaz bu işler. Dünya Spor Yazarları Birliği ve Avrupa Spor Yazarları Birliği’nde de işler böyle yürür... Zamanın komünist ülkelerinin oy kullanma yetkisi olan üyelerine zarflar içinde nelerin verildiğini gözlerimle gördüm. Hatta öylesine ki, bu tip üyelerin eşleri bile alış verişe çıkartılırdı. Şimdi onlar kalmadığına göre, değişik sistemler kullanılmaktadır. Bu tablolar zamanında UEFA ve FİFA toplantılarında da görülmüştür. Mesela neler mi? Bu üyelerin tabii ki özel işleri vardır. Kim bilir o işlerinde daha fazla kazanç veya ilerleme için bazı yardımlar da yararlı olmaz mı yani?

Biz mi? Hep delikanlılık. Statlar şahane... Konukseverlik üst düzey... Ulaşım artık çok ülkeyi geride bıraktı. İdman sahaları, daha altı yıl olduğu için, şıpın işi... Maçların oynanacağı şehirlerin tarihlerini görmek, gezmek için  bile bu kupa izlenirdir. Ama dedim ya, iş başka... Sanıyorum şu anda rahatsız olan değerli ağabeyim Togay Bayatlı ile bir tek bendeniz kaldı, bu acı gerçekleri yaşamış ve görmüşler olarak...

Pardon bitmedi... Nyon'a giden heyettekiler amma da hava atmışlardır kulislerde gezerken... Ama bu işler havayla gitmiyor. Baksanıza Alman Federasyon Başkanı, UEFA eski başkanı Michel Platini, FİFA eski başkanı Blatter neler neler yapmamışlar mıydı? Hatta ünlü Havalange de arızalı çıkmamış mıydı? Sonuç mu? Hep onların istediği yerlerde kupalar oynanmadı mı?

Umarım bu son ders olur... Oyunu kuralına göre oynamak zorundasındır ey Türkiye! Bize uymaz mı? O zaman 12'ye 4 olur işte... Spor sadece sahada kazanılmaz... Bu da bir kuraldır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Belgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Sadettin Bilgiç - Fatih Terim ve Ersun Yanal Vedat Muriqi'yi çok istiyormuş. Fatih Hocanın istemesi çok doğal. Çünkü teknik adamlık kariyeri boyunca Vedat gibi kaleye sırtı dönük oynayabilen, orta sahadan gelen oyuncular için istasyon olan santraforları çok sever. Peki Ersun Yanal neden çok istiyor Vedat'ı? O değilmiydi bu tarz santraforların piri olan (ismi lazım değil) Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcusunu milli takıma almayan,"bana patlayan tip forvet lazım" diyen kişi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Temmuz 13:26

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?