Reklamı Kapat

Egemene selam!

Egemenlik, insanın bizzat muhatabı olduğu kamuya doğrudan atıfta bulunması ve ünsiyetinin izdüşümü olması bakımından insanlıkla özdeştir. Bundan dolayıdır ki insan varlık biçimine atfen ekolojik ve içgüdüsel olmaktan ziyade egemenlik temelli iradi bir varlık olarak sürekli bir düzen algısı içerisine girer.

İnsanın hilkatinde bulunan akıl, kudret ve beka kurgusu onu dünyanın egemeni olma noktasında sürekli bir ahlaki alana iter. Her doğan insan, mevcut zaman dilimi içerisinde egemenin ve egemen kültürün baskısına maruz kalsa da ahlakı ile kendini hep bir tavır içinde tutar.

Farklı yaşam formları ve sistem çeşitliliği içerisinde kendince makul olana meyilli olarak elinden geleni ardına koymaz, kendini sürekli bir konuma sokar. İyi ya da kötü, güzel ya da çirkin hep bir taraf olur veya taraf oluşturur.

İnsan-düzen ilişkisinde temel noktalardan bir diğeri de egemenin medeniyet tasavvuru olsa gerek. Aslında düzenin parametreleri de bu noktada saklı. İnsana, insanca olana (adalete, emeğe, makbul olana) nasıl bakar? Çevreye, kendinden gayrisine nasıl muamele eder? Ve ilaha, ona karşı olan sorumluluklarına ne denli sarar?

İnsan olma bakımından şeklen “mecbur” bulunduğumuz yerlerde, aklen “mesul” durumlarımız var. Hangi toplulukta bulunacağımızı biz seçmeyiz ama hangi toplumla var olacağımızı biz seçeriz. Hangi egemen şartlarda doğacağımızı biz seçmeyiz ama egemenlik tarafımızı biz seçeriz. Böylelikle hem akil hem de makul oluruz. Egemen zorluklar karşısında insani olanda bir nefes temyizde bulunuruz.

İmdi egemenlik tasavvurunun yansımalarını, hangi yüzyılda nasıl zuhur ettiğini görebilmemiz ve çözümleyebilmemiz de bu noktada önemli bir kazanımdır. Bunun için günümüz meselelerine bakarak konuyu somutlaştıralım.

Egemenliği sembolize eden en önemli kavramlardan biri de güçtür. Güçlü olmanın son üç yüz yıldaki etiketi ise sanayiye yapıştırıldı. Sanayi ve makineleşme ile insan kıyımından ve ihtiraslardan kendini alamayan kötürüm olmuş Batı medeniyeti egosuna yeni bir mecra açtı. Makineleşmeyi sadece alette yapmayıp medeniyet perspektifinin gereği olarak insanı da makineleştirerek amacına alet etti.

İnsanların alet edilmesi, egemenlerin nitelikli köleler ihtiyacı ile doruğa ulaştı. Bu ihtiyaçlarını üniversiteler açarak temin etmeye çalıştılar. Küreselleşmeye namzet evrensel siteler inşa ettiler. İktisat ile faizi bir edip onu dünya gerçeği bildirdiler. Farklı olanı düşman, gayrı konuşanı ölümle, hainlikle itham ettiler.

İnsandan makineye “ihtiyaç analizi” temel ölçüt oldu. Fayda, kâr-zarar ile hemhal oldu. Faydasız, parasız oldu! “Bir fikrim var” dendiğinde ilk akla gelen “kapital” oldu! Böylelikle ilim ve irfan merkezleri, bilgi ve programlama merkezleri oldu.

Yazık oldu!

İnsanlık sanayileşti sanayileşmesine ama yeni egemenimiz kapitalizm ve türevleri oldu. Zamanla örslerde dövülen insanlık oldu. Hakkın elindeki nur, batılın eline geçince ateşe oldu. Devir değişti devrolduk!

Her bir devlet, pazar; her bir insan, mal oldu! Her işimiz sonu egemene mal oldu. Egemenler kalkınsın diye insan hep yedi hem yendi, hep tüketti hem tükendi. Fevç fevç, zümre zümre egemenliğimiz istatistiklere kurban oldu.

Sadece sağlık mı ilaç sanayisine kurban gitti? Hayır! İnsan, taş sanayisine; aile, dokuma sanayisine; toplum, çimento sanayisine; eğitim, makine sanayisine; kardeşlik, deri sanayisine; ahlak ve maneviyat, kimya ve konserve sanayisine kurban gitti.

Şeklimizi, özümüze; rahatlığımızı kalkınmamıza kurban verdik. Yola çıkacağız diye yolumuzu, iş yapacağız diye usulümüzü, değerlendireceğiz diye değerlerimizi, kârdaş olacağız diye kardeşimizi kurban verdik. Yazık oldu!

Velhasıl teknolojiye/sanayiye değil, “sana iyi” diye zorlanana; yeniye değil, yeni diye dayatılana karşıyız. Egemenliğe değil, egemene kul/köle olmaya karşıyız. Algımızın irfandan kapitale zorlanmasına; kendimize değil, kendimiz gibi gösterilene karşıyız. Doğru olacak diye yanlışa alkış tutana; ahlakını seçim meydanlarında pazarlayıp sözün namusunu bozanlara karşıyız.

Karşı değiliz ama karşıyız -karşıdayız, karşı taraftayız, karşısındayız- vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Yalanız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?