Reklamı Kapat

Kriz kimin? 

94 krizi sırasında lisedeydim. Doların bir gecede “uçtuğunu”, yani devalüasyon olduğunu duymuş ama çok da bir şey anlamamıştık. Devalüasyonun, aynı enflasyon gibi kötü bir şey olduğunu biliyorduk sadece. 5 Nisan kararlarının ilan edildiğini, vatandaşın payına da her zamanki gibi kemer sıkma, acı ilacı yutma ve bilumum fedakarlık düştüğünü gazetelerden okumuştuk. 90’lı yıllarda gazetelerden herhangi bir şeyler öğrenme imkanı vardı henüz.

Dolarla borçlananların, bir gecede borçlarının ikiye katlandığını da hem basından hem de çevremizdeki insanlardan duyabiliyorduk. İşin enteresanı, “Türkiye 2001, başarı bizimledir” diye bir projeyi (bugünküler gibi içeriği belirsiz) iddialı(!) şekilde ortaya koyan bir hükümet döneminde böyle bir krizin yaşanmasıydı. Benzer durum, bugün için de söz konusu sanki.

94’te, devalüasyondan birkaç gün sonra matematik dersindeyiz. Matematik hocası, ders anlatırken, konuyu nasıl oraya getirdiyse artık, birden bire tahtaya yaslandı ve başladı veryansın etmeye. Kimseler yokmuşçasına kendi kendine söyleniyor, söylendikçe daha da açılıyor, daha da öfkeleniyor. Bir ara, dönemin başbakanı Tansu Hanım hakkında bayağı kötü bile konuştu. Kalayladıkça kalayladı… Devlet memuru bir adam böyle konuştuğuna göre borcu vardı demek ve bir gecede ikiye katlanması da hayli sarsmıştı kendisini.

2001 krizini ise TV haberlerinden yakinen takip etmiştik. Ana haber bültenlerinde, “anayasa kitapçığı fırlatıldı, kriz çıktı” şeklinde verilen bu krize de, aynı 94’te olduğu gibi “kriz” denmişti o dönem. Kimse çıkıp da başka bir şey demeye, olan biteni göstermemeye, konuşmamaya uğraşmamıştı. “Kriz bizim değil” inkarı da olmamıştı. Bugün, dünya genelinde, yaşadıklarımızın bir ekonomik kriz olduğu ve nereye varabileceği konuşulup tartışılırken, bizim kendi sorunumuzla yüzleşmek yerine inkar yoluna sapmamız hakikaten çok garip. Meseleyi doğru teşhis etmeden nasıl çözüm üreteceğiz?

Sağolsun, bazı haber kanalları bugünkü krizi konuşmamak ve meseleyi “dalgaya getirmek” için hala 17 sene önceki 2001 krizinden manzaralar gösteriyorlar. Bu gidişle vatandaş 2001’i bugünden daha iyi bilir hale gelecek! Ancak bu yayın organları, “her nedense” bugünü bir türlü göremiyorlar! Geçenlerde “1923-2002 arası dolar 726 kat arttı, son 16 yılda ise 3 kat arttı” şeklinde bir analiz(!) yayınlıyorlardı mesela…

Bugünkü ekonomik sıkıntıların bir “kriz“ manzarası arz ettiğini kabuldür aslında “bu bizim krizimiz değil” ifadesi… Sıkıntıları bilfiil biz yaşıyorken, nasıl oluyor da “bizim krizimiz” olmuyor? Türk ekonomisinin bir türlü çözülemeyen yapısal sorunları ve bunlara eklenen politika yanlışları, küresel konjonktürün de etkisiyle bugünün geleceğini son birkaç senedir haber vermiyor muydu? Amerikan Merkez Bankası’nın birkaç sene önceki faiz artışının, Türkiye ve benzer gelişmekte olan ülkelere olan sermaye akımını olumsuz etkileyeceği bilinmiyor muydu? Buna rağmen, hala dış kaynağa, yan, borçlanmaya dayalı bir modelde ısrarın bugünkü sıkıntıları doğuracağı meçhul müydü yani?

Bir türlü düşürülemeyen enflasyona ve onun başta faiz olmak üzere bozucu etkilerine rağmen, “enflasyonu artırıcı” bir büyüme kompozisyonu, gündelik bir başarı tablosu ortaya koysa da uzun vadede sorunları kartopu misali büyüttü. Bunun sıkıntılarını çok ciddi bir şekilde yaşıyoruz bugün. Dışarıdan kaynak girişi, yani borçlanma imkanlarının da azalmasıyla ekonomideki çarkların dönmesi de tehlikeye giriyor haliyle. Merkez Bankası’nın da teyit ettiği gibi bir stagflasyon, yani durgunluk enflasyonu riski de önümüzde duruyor.

Bu manzaraya ve toplumun her kesiminin sıkıntıları bire bir yaşamasına rağmen nasıl olup da bizim krizimiz olmadığını anlamak güç. Yaşananların bir dolar krizi değil, bir ekonomik kriz olduğunu ortaya koymakla başlamak gerek sanırım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?