Medeniyetin filizleri yüreklerde açar

Hz. Ömer Kudüs’ü fethettiğinde verdiği emanda, farklı inanç ve kültürlere sahip fertlerin canlarının ve mallarının güvende olduğu, ibadetgâhlarına dokunulmayacağı, haclarını ve ibadetlerini yerine getirebilecekleri,  inanç ve kültürlerini yaşama noktasında hiçbir zorluk yaşamayacakları yer alır…

Farklı inanç ve kültürleri adalet çatısı altında tutan Hz. Peygamber şu ilkelere önem vermekteydi:

1-Farklı inançlara sahip fertler inançlarını özgürce yaşayabilmekteydiler.

2-Farklı inançlara sahip kişiler kendilerini güvende hissetmekte ve haksızlığa maruz kaldıklarında haklarının kendilerine iade edileceğini bilmekteydiler.

3-Farklı inançlara sahip kişiler Resulullahın ve Müslümanların kendilerine insan olarak önem verdiklerini bilmekteydiler.

Resulullahın vefatından sonra bu ilkeler ekseninde farklı toplulukları asırlarca bir arada tutan Müslüman yöneticiler daha sonra hakkaniyet, şefkat ve anlayıştan ödün vermeye başladılar ve zayıflayarak güçlerini kaybettiler. Zira onları güçlü ve etkin kılan halk üzerine tesis ettikleri adaletti, adalet zayıfladıkça kendileri de itibar kaybettiler.

Doğu kültüründe medeniyet sadece dış odaklı bir anlayış değildir, medeniyet bununla beraber fertlerin iç dünyalarında gelişen insani erdemleri de ihtiva eder. Fakat ne yazık ki Batı toplumu yüzyıllardır bizlere medeniyet adı altında tüketim eksenli bir yaşam biçimi empoze ediyorlar. Öyle ki insanlarımıza medeni insan kimdir diye sorduğunuzda yaşam tarzı olarak Batı kültürünü benimsemiş fertleri işaret ediyor ve bu kişileri model olarak alıyor. Kapitalist Batı ürettiği ürünleri bize öyle afili ifadelerle takdim ediyor ki, insanlarımız bu ürünlere sahip olabilmek için bütün vakitlerini harcıyor ve onların belirlediği ölçülere uyum sağlayabilirse medeni bir kişi olabileceğine inanıyor. İnsanlarımız artık daha erdemli olmak için değil daha fazla tüketmek ve dikkatleri üzerine çekebilmek için çaba sarf ediyorlar ne acı değil mi?

Peki, görmüyorlar ki, kendilerini medeni çağdaş ileri görüşlü kabul eden bu zihniyet toplumları katlediyor, onların kaynaklarını sömürüyor ve masum insanları çaresizliğe sürüklüyor. Elbette görüyorlar fakat güçlü olan haklı olur anlayışına sahip olan günümüz insanı olaylara şaşı bakıyor ve doğruyu göremiyor.

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde gözüme ilişen bir haber Batı’nın ötekine karşı ne kadar tahammülsüz ve acımasız olduğunu, ahlak ve medeniyetten zerre kadar nasiplenemediğini düşündüm. Olay İsviçre’nin Lozan kentinde geçiyor. Mülteci olarak gelen ve bunun için mülakata çağırılan Müslüman çift karşı cinsle el sıkışmayı reddettiği için İsviçre vatandaşlığına kabul edilmiyor. Lozan Belediye Başkanı Gregorie Junod çiftin vatandaşlık başvurusunun cinsiyet eşitliğine saygısızlık nedeni ille reddedildiğini söylüyor. Çift inançlarının gereği olarak el sıkışamayacaklarını söyledikleri halde geri adım atılmıyor. İşte ötekileştirici, tahammülsüz, zorbacı, adaletsiz ve yanlı bir bakış açısına sahip olan Batı’nın gerçek yüzü bu. İşte kendilerini medeniyetin efendisi olarak gören zorbaların kirli bakış açısı bu!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?