Dünya İslamsız kalınca

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Osmanlı’nın yıkılmasından sonra, din ve düzen olarak İslam, ırkçı emperyalizm ve Haçlı ittifakının etkisiyle iktidardan uzaklaştırılmıştır. İslam’ın yerine faizci kapitalist düzen ikame edilmiştir. O tarihten günümüze dünya, barışa ve huzura hasret kalmıştır. Osmanlı’nın yıkılışını hazırlayan I. Dünya Savaşı’nda (1914-1918) 17 milyon insan ölmüştür. II. Dünya Savaşı’nda (1939-1945) ise 65 milyon insan ölmüştür. 11 Eylül 2001’de gerçekleştirilen İkiz Kuleler saldırısının hemen ardından ABD ve müttefikleri tarafından İslam’a ve Müslümanlara karşı  III. Dünya Savaşı başlatılmıştır. Bu savaş “vaat edilmiş topraklar” üzerinde Büyük İsrail’i kurmak için yapılmaktadır. Bu savaşın ilk adımı olarak Afganistan ve Irak işgal edilmiştir. Arap Baharı, Renkli Devrimler, rejim değişiklikleri, Yugoslavya’da, Türkiye’de, Libya’da, Mısır’da, Suriye’de, Yemen’de, Afrika’da yaşananlar, Pasifik Asya’da yaşanan gerginlik, İran ve Kuzey Kore’nin “haydut devlet” ilan edilmesi yürütülen III. Dünya Savaşı’nın net eylemlerindendir. Bu savaş aynı zamanda bir ifsat ve yıkım savaşı olarak dört koldan yürütülmektedir. Bunlar; 1. Fikir kirlenmesi, mefhumların ifsat edilmesi, algıların yönetilmesi, inanç birliğinin tahrip edilmesi, 2.Terör ve iç karışıklıklarla ülkelerin zayıflatılması, bölünüp parçalanması, vekâlet savaşları, 3. İktisadi ve ekonomik ifsat yoluyla gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin çökertilmesi ve israf ve yolsuzluklar ile meşgul edilmesi, 4. İslam ülkeleri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin işbirlikçi yönetimler ve medya ile kontrol altında tutulmasıdır. Asrımızda yaşanan bütün savaşların temelinde yatan tek sebep İslam’ın iktidardan uzaklaştırılması ve ırkçı emperyalizmin para ve insan gücüne hâkim olmasıdır. İslamsız bir dünyada barış, kardeşlik ve birlikte yaşama imkânı ortadan kalkar. Kalkmıştır da.

KURTULMAK İÇİN

Yirminci asırda insanlığın İslamsızlık yüzünden yaşadığı olaylardan sonra idrak edilmesi gereken gerçekler şunlardır.

  1. Saadet için “materyalizm değil maneviyatçılık” esas alınmalıdır. Dünyada emperyalist rejimlerin tüm baskıları, materyalizmin bir sonucudur. Materyalizmin temelinde ırkçılık, kin ve düşmanlık vardır. İnsanlığın kurtuluşu için gerekli olan maneviyatçılığın temelinde ise şefkat, sevgi, kardeşlik, huzur ve barış vardır. Saadet için savaş değil barış esas alınmalıdır.
  2. Saadet için “çatışma değil, diyalog” esas alınmalıdır. Günümüzde yaşanan savaşların temelinde batının İslam’ı yok etme niyeti yatmaktadır. Bunun için günümüz savaşları 20. Haçlı savaşı olarak tanımlanmıştır. Bu bakımdan ders alınması gereken bir husus da düşmanlığın kin ve nefretin hiçbir zaman çıkış yolu olmadığıdır. Huzur, saadet ve barış için düşmanlık ve çatışmanın değil diyalogun, samimi işbirliğinin ve dayanışmanın, esas alınması gerekir.
  3. Toplulukların saadeti için “çifte standart değil, adalet” esas alınmalıdır. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra ABD başta olmak üzere batılı ülkeler “İnsan hakları ve özgürlükler olsun ama sadece bizim için olsun” demeye başladılar. Özellikle Müslüman ülkelere karşı, halkı Müslüman olduğundan dolayı tavırlar alındı. Müslümanlığın temeli barış ve şefkat olduğu halde birçok ülke, onu terörizm ile eş tutmaya başladı. Bu tutum batılı ülkelerin Müslüman ülkelere karşı çifte standart uygulamasını doğurdu. Bu ise, toplumlar arasında mutluluk yerine gerginlik, çatışma ve düşmanlık duygularının doğmasına sebep oldu. İnsan haklan ve özgürlükler yalnızca batılılara değil, tüm insanlara lazımdır. Bundandır ki saadet için çifte standart değil, adalet esas alınmalıdır.
  4. İnsanların mutluluğu için üstünlük “tekebbür değil, eşitlik” esas alınmalıdır. 20. asır boyunca ABD ve müttefikleri sahip oldukları maddi güce güvenerek diğer ülkelere hep yukarıdan bakmışlardır. Bu yanlış bir davranıştır. Bu kibrin kimseye faydası olmaz. Saadet için, ülkeler arasındaki münasebetlerde artık üstünlük iddialarının değil eşitliğin esas alınması gereklidir.
  5. İnsanların saadeti için “sömürü değil işbirliği” esas alınmalıdır. 20. Asırda ABD ve batılı zengin ülkeler gelişmekte olan ülkelere ağır faizlerle borç vermeyi, onların zenginliklerini “elimde fırsat varken niçin ezmeyeyim” düşüncesiyle tek yanlı olarak sömürmeyi esas almışlardır. Bu davranış yanlıştır. Çünkü saadet hep beraber olur. Komşusu açken kendisi tok yatan mutlu olamaz. Toplumların mutlu olması artık “sömürünün değil”, bütün taraflar için yararlı “samimi bir işbirliğinin” esas alınması ile mümkündür.
  6. Toplumların saadeti için “baskı ve faşizmin değil, insan hakları, özgürlük ve gerçek demokrasi”nin esas alınması gerekmektedir. Dünyada barışı bozan ve savaşları körükleyen anlayış “ya benim kölem olmayı kabul edeceksin, ya da öleceksin” anlayışıdır. Bu anlayış dünyaya huzur ve barış getirmez. Bunu yerine “baskı ve faşizm değil, insan hakları, özgürlükler ve gerçek demokrasi”nin esas alınması gerekir.

DOĞRU ZİHNİYET

Yukarıda sayılan hususlar, kaba kuvveti esas alan bir zihniyetle değil, hakkı ve haklılığı esas alan bir zihniyetle gerçekleşebilir. Hakkı üstün tutan zihniyetin kapısını Milli Görüş tutmuştur. Türkiye ve dünya, Milli Görüşe dönmeden içinde bulunduğu bunalımdan kurtulamaz. Milli Görüş, milletimizin ve bütün insanlığın saadetini temin etmek için,  “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” kurmayı esas alan tek zihniyettir. Milli Görüş yani Saadet Partisi; önce ahlak ve maneviyat, oyalama değil köklü icraat, laf değil hizmet, konuşan değil inanan ve yapan,  iç barış, kardeşlik, huzur, devlet ve millet kaynaşması, insan hakları ve adalet, milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma, Türkiye’nin bütünüyle kalkınması, herkese iş, herkese refah, köylüyü, işçiyi, memuru, esnafı, dar gelirliyi faize, vergiye ezdirmeyecek adil düzen, uydu değil, lider ülke Türkiye, Türkiye’nin ülkesiyle ve milletiyle bütünlüğünün ve bölünmezliğinin teminatı olmak gibi köklü esas ve icraatların teminatıdır. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?