İslâmiyet’i Hiç Kimse Mağlup Edememiş, Edemeyecek!

İslâmiyet, kâinattaki şu mükemmel nizamın yeryüzündeki adıdır.

İslâmiyet, bu kâinatın Sahibi, Malikî, ahiret yurdunun Sahibi, Din Gününün Sahibi Allah-u Azimüşşânın, beşer ve cin nevi arasında cari olan kanunlarının adıdır.

İslâmiyet, Allah’ın seçtiği yegâne dinin, 124 bin peygamberin tebliğ ettiği dinin adıdır.

İslâmiyet sade güzelliktir.

İslâmiyet huzurdur. Huzurun ve saadetin membaıdır.

İki cihanda, yani hem bu dünyada, hem âhirette mesut ve bahtiyar olmak isteyen İslâmiyet’i seçer.

İslâmiyet’i istemeyen, beğenmeyen, hazzetmeyen; ya şeytandır, ya şeytanın uşağıdır, ya tâğuttur, ya da tâğutun uşağıdır. Onlar hayvandan da aşağıdır. Zira onlar beşerin en akılsız taifesidir.

Beşer tarihi boyunca İslâmiyet’i hiç kimse mağlup edememiştir. Kıyamete kadar da edemeyecektir. Zira İslâmiyet Allah-u Teâlânın koruması altındadır.

Nuh Aleyhisselâmın kavmi, dünyanın en güçlü topluluğu idi. İslâmiyet’e savaş açmaya kalktılar, bir tufanla yeryüzünden silinip gittiler. Sadece onlar değil, İslâm’ı kabullenmeyen bütün kâfir topluluğu yeryüzünden silindi.

Nemrut ki dünyanın bütün devletlerini mağlup etmiş ve hâkimiyeti altına almıştı. Ancak İslâmiyet’e savaş açınca neye uğradığını şaşıracaktı. Hz. İbrahim Aleyhisselam tek başına bu zalime ve bu zalimin dayandığı bütün güçlerine karşı çıkmıştı. Bu Halilullah Peygamber, “Hasbunallah ve ni’me’l vekil” diyordu. Bu sözün nasıl muazzam bir güç kaynağı olduğunu Nemrut da anlayacaktı, ama iş işten geçecekti. Allah-u Azimüşşanın gücü, kudreti yanında beşerin ve beşer ürünü devletlerin zerre kadar gücü yoktu. Sultanlar Sultanı olan Rabbimizin hadsiz hesapsız orduları vardı. Melekler ordusunun sayısını ancak Allah-u Teâlâ bilirdi. Onlar içerisinde en “mütevazi” olanlardan Hz. CebrâilAleyhisselamın 600 kanadı vardı ve bu kanatları açtığı zaman şark ile garp arasını kaplıyordu. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hz. Cebrail’i bu şekilde aslî suretinde iki defa görmüştü. O mağrur, o küstah, o İslâm’a savaş açan Nemrut’u ise Allah’ın en küçük mahlûklarından biri gebertecekti. Bir sivrisinek, burnundan girip beynine yerleşecek, orada dönmeye başlayacak, Nemrut da kafasını tokmaklatatokmaklata geberip gidecekti.

Firavun, devrinin “süper gücü” idi. Emrinde yüz binlerce asker vardı. İslâmiyet’e savaş açtı, belâsını buldu. Hz. Musa Aleyhisselam ile müminler topluluğu yarılan denizden geçti, Firavun ve ordusu boğuldu. Kur’an-ı Azimüşşânda haber verildiği üzere Firavun’un cesedi asırlar sonra secde eder vaziyette bulundu. (Şu anda Londra’daki müzede teşhir edilmektedir.)

Mekke müşrikleri ve onların stratejik ortakları Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimize (S.A.V.) karşı çıktılar, İslâmiyet’e savaş açtılar. Neticede hepsi de belâsını buldu. Sonraki devirlerde de İslamiyet’e savaş açanların tamamı mağlup oldu. Yeryüzünden silinip gittiler. Hani Sâsânî İmparatorluğu, hani Roma İmparatorluğu, hani Bizans İmparatorluğu, hani diğer düzinelerle devletler!..

İnsanoğlu ne kadar da cahil. Tarihten hiç ders almıyor. Günümüzün bilumum İslâm düşmanlarına, İslâmiyet’e savaş açan akılsızlara bir kere daha hatırlatıyoruz. İslâmiyet’i, hiç kimse mağlup edememiş, edemeyecek. Bu da bu kâinatın Sahibi olan Allah-u Azimüşşânın koyduğu bir kanundur. Müslümanlar gafletleriyle, günaha dalmalarıyla erken bir kıyametin kopmasına fetva verdirmezlerse, bu dünya, İslâmiyet’in bütün düşmanlarının mağlubiyetine şahit olacak. Gidiş oraya doğru. Ömrü olan görür…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?