Dert Sahibi Olma

Hayatın sıradanlıklarına takılıp kalanlara söyleyecek bir sözümüz olamaz. Sözümüz önce kendimize, sevdiklerimize, nazımız geçebilenlere. Hayatın karmaşasında yol bulabilenlere. Hayatın zor olan yolunu seçmek bize düşüyor. Bilinçli yaşama erdemi içindir çabamız, muhatap önce kendimiziz. Kendine söz geçirmedikten sonra başkasından bir şeyler beklemek kadar absürt bir şey olamaz.

Bir yol üzere bulunuyoruz. Hakikati hakikat edindiğimiz bir yol.  Dünya kötülüklerle kavruluyor. İnsanlık savruluyor ve etkisiz. Bilinç sahibi olmanın sorunu dertler getirmesi. İnsan için aslolan da bu. Dert sahibi olma. Derdine sahip çıkma.

Bilinç sahibi olmanın zorlukları ve çilesi var. Şuuru olma hâli. Var olma ve farkında olma.

Önce kendimizle barışık olmak durumundayız. Kendimizi anlama, bilme ve yön tayinimizde neler yapabileceğimize dair. Her insanın taşıyabileceği ağlıklar var. Sorumluluk alanıyla ilgili.

Dert sahibi olma aşk hâlidir. İnsanın sahip olmak istediğine tutkuyla sarılması. Bu, aynı zamanda dava sahibi olmayı gerektirir. Hayatın sıradanlıklarında yitip gitme sıradan olanların işi. Hiçbir şeyi kendine dert edinmeme. Bu gibi kimselerin davranışları boşa. Eylemleri veya her tür halleri boşluk içerir. Dert sahibi olan kimseler hayatı anlamlandırırlar. Hayatın her anının değerini bilirler. Bunları anlamlı hâle getirirler. Bu bilinç hâlidir.

“Düşünme cihadı” çağırımız hayatın hemen bütün alanlarında eyleme dönüştürmenin acısıdır.

Efendimizin her hâl ve davranışı, sözü, eylemi insanlık için yol gösterici. Bugün için, özellikle sünnete ve hadise karşı yürütülen olumsuzluklar hayatın ayrıntılarını yok sayıyorlar. Hadislerin ve kimi davranışların veya hâllerin insanlık için ne denli değerli olabileceği göz ardı ediliyor. Hayatın değeri ayrıntılardadır. Bunun farkında olabilme bir bilinç gerektirir.

Roman veya öykülerde insanların ruhlarını, karakterlerini kavramaya bakıyoruz. Bu da anlatının ayrıntılarıyla gerçekleşebiliyor. Bu, önemli dikkatler getiriyor.

İnsanı tanıma kadar zor bir durum yoktur. En tanıdığınız insanı tanıyabilmenin zorlukları çok. İnsan ketum bir varlık. Kendini kendinden de saklıyor. Şunu unutmamak gerekir, tutku hâli belli bir bilinç ile olmuyorsa bunlar boşa çıkıyor. Gözü karalıktan söz etmiyoruz. Bilinçle bakıp görmeden söz ediyoruz. Dert sahibi bir okurumuzun -ki ben onu yakinen tanırım-, Instagram üzerinde Tansu Demir’in “kitabitti” mahlasıyla paylaştığı metni paylaşıyorum:

“Edebiyat geçmiş ile gelecek arasındaki köprüdür. İnsanoğlunun kaybolmaması için bu köprünün yıkılmaması, sapasağlam kalması şart.

Ülkemizde kâğıt üretilmediği için kriz en çok yayınevlerini, dergileri, kitapçıları ve tabii ki biz okumak isteyen kesimi vurdu.

’Düşünme cihadına’ çağırmıştı bir hocam bizleri... Okuyalım arkadaşlar, düşünelim sorgulayalım. Kitap ve dergi satın almaya çalışalım. Starbucks’tan kahve içmeyelim bir hafta mesela onun yerine bir kitap alalım. Çok zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışan dergilerden satın alalım. Biliyorum domatesin kilosunun altı lira olduğu bir dönemde kitaptan, dergiden bahsetmek lüks gibi geliyor ama başka çaremiz yok. Sahip çıkmalıyız. Edebi yâd etmeliyiz.

Mesela yeterince olan rujlarınızdan bu ay alacağınız ruj eksik kalsın. Rengârenk olan ipek eşarplarınızdan yavruağzı eşarbınızın yokluğunu hissetmezsiniz.

Ama büyük umutlar ile yola çıkmış bir şeyler üretmeye çalışan insanların hayal kırıklığına sebep olmayalım. Okuyalım, okutalım satın alalım hediye edelim.

Yetkililer yerli kâğıt üretilmesi için çalışmalara başlamalı, en azından eldeki kâğıtlar geri dönüşüme gönderilmeli. Her yıl bir sürü kitap, kâğıt çöpe gidiyor. Eskiden ders kitapları okulda toplanıyordu ama artık toplanmıyor. Çöpe, sobaya atılıyor çoğu kitap maalesef...”

Okurumuzun duyarlılığına ve dert sahibi oluşuna teşekkür ederiz. Şimdilik bununla yetinelim.

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, çoğunluğu bayan olan okuma grubunadır teşekkürümüz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?