Reklamı Kapat

Niçin zilletteyiz?

Müslüman olduğumuz için mi, yoksa İslam’dan uzaklaştığımız için mi zilletteyiz?

O (C. C. ) Aziz’dir. Mülk elindedir. Dilediğini aziz, dilediğini de zelil eder. O (C. C. ) her şeyi yaratan ve yönetendir. Her şeye her an tasarruf eder. O’ndan izinsiz, habersiz, bilgisiz ve O yaratmadan hiçbir şey (kainatta) olamaz. Evrende olan her şey (itaatler/isyanlar, tüm olaylar) O’nun bilgisi ve dilemesi/ iradesiyle ortaya çıkabilir. Şeytanlara, tağutlara, zalimlere de izin veren O’dur. Sınav hikmeti bunu gerektiriyor. Allah, Resulü ve müminlerin sıfatı “Aziz” iken, neden ne zamandır Müslümanlar olarak zilletteyiz? Elbette ki zilletimiz O’nun (C.C.) izniyle/iradesiyle/yaratmasıyladır. (Rızasıyla ve emriyle değil) O halde neden Alemlerin Rabbi bizi zillete düşürdü? Bu sorunun doğru cevaplarını bulmaya mecburuz.  Yoksa yaşadığımız çeşitli sorunlarımız giderek artar, çare yerine de dertlere başvurmaya devam ederiz.       

Bu cevaplar Kur’an’da, sünnette var:

“Kur’an’dan (zikir) yüz çevirene Allah dar bir geçim’ verir (dünyada). Ahiretteyse kör olarak haşrolunur.” (Taha, 124) İslam güneşine sırt çevirince karanlığa düştük. Yolumuzu şaşırdık; dostu düşmanı karıştırdık. “Kur’an’dan yüz çevirdiğimiz” için her türlü sıkıntıyı/darlığı yaşıyoruz.

“Allah ve Resulüne muhalefetle-O’nun hükümleri, emir ve yasaklarına karşı/aykırı kanun/hüküm koyanları Allah zillete düşürür.” (Mücadele, 20)

“Ellerimizle işlediğimiz günahlarımız nedeniyle” her türlü musibetleri (sorunları) yaşıyoruz. (Şura, 30)

“Kafirleri/Yahudi ve Hıristiyanları veli edindiğimiz için, tefrikaya düştüğümüz için” yeryüzünde büyük bir fitne ve fesad oluyor. (Enfal, 73)

“İman edip, salih amel işleyenlere, yeryüzünde egemenlik/izzet ilahi vaadine rağmen, biz zilletteyiz.  (Nur, 55)

“Yeryüzünde iktidar verildiğinde namaz, zekat, maruf (iyilikler) un emredilip, münker (kötülükler) in yasaklanması gerekirken (Hac, 41), haramlar serbest, farzlar/emirler de yasaklanabiliyor... Haramlar helal, helaller de haram (yasak) sayılabiliyor?!

“Dünyalıklarımız Allah’tan ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli” değil mi? (Tevbe, 24)

“Rabbimizin dosdoğru yolunu terkederek başka yollara saptığımız için parçalanmadık mı? (En’am, 153) Düşmanımız şeytan bize batıl yolları doğru ve süslü göstererek bizi “tarik-i müstakim”den saptırmadı mı?

Emir ve yasaklarını ihlal ederek, yasakladığı yollara saparak, düşmanlarını dost edinerek, zalimlere meylederek, hükümlerini yürürlükten kaldırarak, haramlarını helal, helallerini de haram sayarak,  haramları işleyerek emirleri terk ederek, dinimizi bölerek, tefrikaya düşerek, dünyaya çok rağbet ederek cihadı terkeden kavmi Allah zillete düşürür.

Sebepler aleminde yaşıyoruz. Allah izzet nedenlerini de zillet nedenlerini de bildirmiş, her şeyi sebeplere bağlamıştır. “Cümle işler Yaratan’ındır. “ Kullar eliyle işlenir (hayır/şer).  “La faile illallah” “La kuvvete illa billah”.

Konuyla ilgili birkaç hadis-i şerif: 

Efendimiz (S.A.V.): “Bu Kitap semadan yeryüzüne asılmış AllahuTeala’nın ipidir. Kim ona tutunursa/ ona yüzünü dönerse Allah onu yüceltir. O’ndan yüz çevireni, bırakanı da zillete düşürür, parça parça eder.” buyurmuş.

Yine veda hutbesinde de: “Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sahip çıkar, ihanet etmezseniz, sapmazsınız. Allah sizi yüceltir; Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim ve benim sünnetim” buyurmuş. (S.A.V.)

“Bir toplumda kamu malını çalma zuhur ederse, kalplerine düşman korkusu atılır. Zina yayılırsa hastalıklar, ölümler çoğalır. Ölçüde-tartıda (ticarette) hile olduğunda açlık olur, rızık, bereket kesilir. Kendi görüşleriyle (Kur’an ve sünnete aykırı) hükmederlerse öldürmeler çoğalır. Ahdini bozarsa düşmanlarını musallat eder... (Muvatta, 286)

“Faizle alışveriş yaparak, cihadı terk ederlerse zillete düşerler.” (Ramuz, 712)

“Zina ve riba (faiz) yayıldığında Allah’ın azabına müstehak olurlar.” (Ramuz, 722)

İslam: İlahi, özgün, benzersiz, eşsiz, eksiksiz, fazlasız, yanlışsız, kusursuz; tevhid ve adalet temelinde bir hayat nizamıdır. O halde sorun biz Müslümanlarda.

İki yüz yıldan beri İslam’dan uzaklaştırılarak Batılılaşıyoruz; hem de devlet eliyle (resmen)...  Bu yolda devletimizi, dinimizi, kimliğimizi, kardeşliğimizi yitirdik.

Batılılaştık, laikleştik, İslam’ı devletten, siyasetten, hukuktan, eğitimden... Hayatımızdan büyük ölçüde çıkarttık. Özetle İslam’ı böldük, parçaladık elimizde kalanla avunuyor, yetiniyor, övünüyoruz. Kendimiz olmaktan uzaklaştık, başkası (Batılı) da olamadık.  Yaranamadık; üstelik de düşman muamelesi görüyoruz. Tam bir kimlik krizi içindeyiz. İthal ettiğimiz kanunlar, ideolojiler, kurumlar bizi ifsad etti. Düşmanlarımızı sever olduk.

Yolumuzu/kıblemizi değiştirince düşmanlarımızın kapısında zillete düştük. Bu yolda İslam ahkamını (hükümlerini), ahlakını, yolunu, Allah yolunda cihadı terk ederek, dünya hayatını ahiret hayatına tercih ettiğimiz için zillete düştüğümüzü artık görebilmeli değil miyiz?

İslam ahkamı (hükümleri) nerede? İslam ahlakı nerede? Var mıdır bugün dünyada güzel/örnek bir müslüman ülke? Çoğunda haramlar serbest, farzlar da yasak değil mi? İslam nimetinin nankörlüğü,  Allah Resulünün (S.A.V.) iki emaneti (Kur’an, sünnet) ne hıyanet elbette ki zilleti getirdi. Ne yazık ki, ne zamandan beri dünyanın her tarafında Müslümanlar olarak zillet/tefrika/işgal, çatışma... gibi acıları yaşamaya alıştık. Şaşkın, biçare çırpınıp duruyoruz.

50-60 tane halkı Müslüman olan devlet varken, hangisinde İslam ahkamı ahlakı var? Adalet ve barış var?! İslam’la Müslümanlar arasında uçurum var. Müslümanlık isim olarak, iddia olarak var. İsbatı,  uygulaması yok. Şeytana/düşmana kızıp duruyoruz, şikayetteyiz. Biz ona kızacağımıza onu kızdıracak,  çıldırtacak işleri yapmalıyız. Düşman, düşmanlığında. Biz kendimize düşeni yapmakla sorumluyuz.

Şeytanımız düşmanımız bize hala Batılılaşmayı süslü/doğru yol göstermeye devam edebiliyor. 

Allah’ın yardımına muhtacız. Bu yardımı alabilmek için de üzerinde bulunduğumuz batıl yoldan tekrar neredeyse iki yüz yıldır ayrıldığımız tarik-i müstakime tevbelerle/istiğfarlarla girmemiz ve Hakk’ın egemenliği için zulmün/batılın kaldırılması için, tevhid ve adaletin kurulması için çabalamamız/ cihad etmemiz gerekiyor. Bu yardım gelince yeniden izzete, adalete, huzura, refaha, kardeşliğe kavuşabiliriz. Yeniden İslam’a dönmekten başka çaremiz, çıkışımız yoktur. Çözümler, çareler, ilaçlar... Tüm güzellikler İslam’da... İslam’a tüm insanların ihtiyacı var... İslam’sız saadet de adalet de olmuyor.

Hicretin 1440. yılında İslam’a/tevhide yeniden hicrete mecburuz. Vesselam.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?