Reklamı Kapat

Tuhaflıklar

Alışılmamış, yabansı, anlaşılmaz, olağandışı, gülünç gibi anlamları içeren tuhaf kelimesi, hareket yanında olay, hatta olgu, durum, varlık ve özellikle insan için de kullanılır. Neden ve sonuç bağlantısı kurulamayan ya da kurulmakta zorlanılan bir hareketi, olayı, olguyu, durumu tuhaf olarak nitelendiririz. Mesela en basitinden kaya veya beton arasında kökleşmeye başlamış bir incir filizini gördüğümüzde şaşırırız, anlamakta zorlanırız. Bu durumu tuhaf buluruz, çünkü kaya veya beton üzerinde bir bitkinin yetişmesi, alışıldık bir olay değildir. Benzer şekilde, bir sincabın oradan oraya telaşla koşuşturup toprağa meşe palamudunu gömmesini şaşkınlıkla, biraz da hayretle karşılarız.

Aslında yaşadığımız hayat içinde ve sürecinde dikkatimizi çeken olaylar, durumlar yanında dikkatimizden kaçan olaylar kuşkusuz daha fazladır, ama tuhaf bulduklarımız zihnimizi daha fazla ilgilendirir. Alışık olmadığımız bir davranış, bir söz, bir tavır, bir durum söz konusu olduğu için, onun nedenini anlamaya, kendimizce açıklamaya yöneliriz. Burada merak duygusu değil, o ana kadar alışık olmadığımız, yapmadığımız, bilmediğimiz bir olay, durum dikkatimizi çekmiştir ve biz de harekete geçmek zorunda kalmışızdır. Merak duygusu içimizden dışa doğru yönelikken, tuhaflık duygusu dıştan gelen bir itkiyle ortaya çıkmaktadır, denebilir. Dolayısıyla tuhaflık duygusu, dışımızdaki bir olaya, olguya, harekete, duruma, varlığa, insana vb. karşı yönelir.

Yaşadığımız süreçte, çevremizde, toplumumuzda, yönetildiğimiz sistemde vb. tuhaflık duygusu giderek artış gösteriyor ve bu artışta belirgin bir yoğunlaşma oluyorsa, kaçınılmaz olarak birtakım alışılmadık, anlaşılmaz, gülünç olaylar, durumlar da var demektir.

Siyasette, özellikle de devlet yönetiminde tuhaf söz, karar, uyulama bakımından dikkatleri çekici bir görüntü söz konusuysa ve bu giderek belirgin bir artış gösteriyorsa, ortada bir, hatta fazlasıyla sorun bulunduğu söylenebilir. Sözgelimi devletin zecir, yani üstün otorite olmasından kaynaklanan belli oranda ve zamanda vergi koyma ve alması, istenilmemesine rağmen olağan karşılanabilen bir uygulamadır. Olağan karşılanması, alışıldık anlamına gelmez. Onun için vergi konulma biçimi ve ödenmesi, devlet ile uyruk ilişkisinde belirleyici bir niteliğe sahiptir. Osmanlı döneminde bunun acı ve tuhaf uygulama örnekleri bir hayli fazladır. Mesela halkın “Çift Bozan” olarak adlandırdığı vergi, daha doğrusu “haraç” gibi. Bugün de Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin ikinci defa alınması böyledir. Denebilir ki, devletin, daha doğrusu devlet çarkını döndürenlerin öngördüğü bir ihtiyaçtır bu. Buna karşı şu sorunun cevabının olağan biçimde verilmesi gerekir: Neden ihtiyaç?

Gerçekte aynı verginin ikinci defa alınması ihtiyaçtan değil, yönetim yetki ve becerisinin doğru kullanılmamasından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla yetki kullanımı suiistimal edilmiş, yeterince yerine getirilmemiş, yetki gaspına neden olunmuş vb. olabilir. O takdirde yetki kullananın sorumluluğu, gerekiyorsa hukuki bakımdan tecziyesi söz konusudur. Alışıldığı böyledir, bunun dışındaki tuhaflık olarak tanımlanabilir ancak. Bu sadece bir vergi uygulamasında ortaya çıkan bir örnektir. Diğer alanlarda, sadece haberlere konu olabilenlere bakıldığında bile sayısız demeçler, kararlar, uygulamalar ile karşılaşılmaktadır. Son milletvekilliği seçiminde, bir ilde seçilen bir milletvekilinin hâlâ hapiste tutulması, tuhaflık dışında nasıl açıklanabilir? Benzer şekilde, verilen mahkeme kararlarının yargılama hukuku kurallarına uygun olup olmaması bir tarafa, suçun ve cezanın kanuniliği gibi evrensel Ceza Hukuku ilkesiyle nasıl bağdaştırılacağı bir sorun değil midir?

Bütün bu ve benzer olay, durum, görünüşlere rağmen, kiralanan bir kamyona “adalet” ibaresinin yazılarak New York caddelerinde dolaştırılması tuhaflık olmayacak mı? Bu tür uygulamalara bazı yöneticiler, siyasetçiler alışık olabilir, ama bu olayın, durumun tuhaflığını ortadan kaldırmaz. Sanırım, siyasetin, devletin, yönetimin tuhaflıkları tuhaflık duygusunu yitirmeden anlaması, görmesi, uygulaması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

vatandaş - bu ve bunun gibi garabetlerden gaygubetlerden kurtulmanın yolu oluşturanlardan kurtulmaktan geçer milletin anlamaması için hamasetlere değil gerçek bilgi ve ahlaka ulaşması beklenir..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 17:11


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?