Gizle

Kurtuluş Mücadelesi (2) Ateşkes

Hayli zamandan beri cihat, bütün ümmete farz-ı ayn olmuştur. Fıkhın hükmüdür: “Bir İslâm beldesine düşman girerse o vakit, cihat, yediden yetmişe herkese farz-ı ayn olur. Şayet o işgal bölgesindeki Müslümanların düşmanı defetmeye güçleri yoksa o zaman cihat, bütün Müslümanlara farz-ı ayn olur.”

Bu fıkhî ölçülerle manzara-i umûmiyeyi değerlendirelim. Kurtuluş mücadelesi vermek şu anda bütün Müslümanlara farzdır. Ancak bu mücadeleden önce yapılması gereken ilk iş, Müslümanların birbiri arasında “ateşkes” sağlamalarıdır.

Allah aşkına şu manzaraya bakın; Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Yemen’de Müslümanlar birbirini vuruyor. Sözüm bu birbirini vuranlara: Yahu siz aklınızı mı yitirdiniz, zombi mi oldunuz, mankurtlaştınız mı, ahmak mı oldunuz? Şöyle kendinize gelmek için kendi kendinize bir tokat atıp etrafınıza bir bakınız; siz birbirinizi gırtlaklıyorsunuz, düşmanlarınız, malınızı, mülkünüzü yağmalıyor, sizin birbirinizi öldürmenizi keyifle seyrediyor. Hatta birbirinizi öldürmeniz için sizlere bolca silah ve para veriyor. Şöyle bir düşünün, o işgalci gâvurlara bir şey oluyor mu? Sizlerden milyonlarca kayıp var. İnanın onlardan birkaç yüz kayıp olsa kuyruklarını apış arasına sıkıştırıp kaçıp giderler.

Ey birbiriyle vuruşan Müslümanlar, tek kelime tartışmaya girmeden ateşkes ilan ediniz. Küffârı, İslâm yurdundan kovmak için işbirliğine giriniz. Onlar defolup gitsin, zaten ortada bir mesele kalmayacak. Zira bütün problemleri aranıza sokanlar onlardı. O problemler ve fitneler de onlarla birlikte gidecek. Geriye kalan meseleleri de bizler “kardeş kardeş” hallederiz.

Ateşkesten sonra yapılacak ikinci hareket, gıybeti, dedikoduyu, nemimeyi, koğuculuğu terk etmektir. Bunlar da kardeşleri “manen öldürmek” demektir. Geliniz, helalleşelim. Birbirimizin aleyhinde konuşmayı terk edelim.

Şahsen beş vakit namazda ve nafile namazlarda şu şekilde dua etmekteyim: “Ya Rabbi, Ümmet-i Muhammed’in günahlarını affeyle, hastalarına şifa ver. Kalplerimizi Muhabbetullah, Kelamullah, Muhabbet-i Resûlullah ile serfiraz eyle. İslâmiyet’i, Kur’an’ı yeryüzüne hâkim eyle. Bizleri de bu şerefli hizmeti yapanlardan eyle. Müslümanlara birlik ver, dirlik ver. İslâm ordularını karada, denizde ve havada mansur ve muzaffer eyle. İslâm düşmanlarını kahreyle, onların Müslümanlar aleyhine kurdukları tuzakları kendi aleyhlerine döndür.”

Haşr Suresi’nin 10. ayet-i kerimesinde geçen duayı hem sahabeler için, hem de bütün müminler için yapalım. Bakınız bu ayet-i kerimede mealen ne buyruluyor:

“Bunların arkasından gelenler şöyle derler: ‘Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”

Bu ayet-i kerimeyi nafile namazlarda sıkça okumaktayım. Âyet-i kerimede geçen; “Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma!” ibaresine dikkat!.. Rabbimiz böyle dememizi tâ’lim buyuruyor. O halde ne duruyoruz?..

Hucurat Suresi’nin 10. ayet-i kerimesini mealen okuyalım ve kulağımıza küpe edinelim: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.”

Ey müminler! Allah aşkına ateşkes ilan edin. Birbirinizin aleyhinde konuşmayı terk edin. Düşmanları sevindirmeyin. Zilletten, işgalden kurtulmanın ilk adımını atın. Aksi takdirde sizden sonraki nesliniz çok daha perişan olacak. Rabbim bu samimi çağrımızın tesirini halk etsin…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?