İslam düşmanları nasıl oluyor da bir engele takılmadan Müslümanları öldürüyor?

Son yıllarda Batılı İslam düşmanları Müslüman ülkelere kutsal günlerimizde saldırıyor, hatta dini bayram günlerinde Müslüman asmayı bile gerçekleştiriyorlar. Bu nasıl oluyor? Allah’ın gayretine dokunmuyor mu? Herhalde dokunmuyor; dokunmuş olsa bunu gerçekleştirirken başlarına bir felaket geleceğinden korkar ve saldırıyı gerçekleştirme cesareti gösteremezler.

Peki, zayıf durumda olanlara haksız bir şekilde saldırmalarına rağmen Rabbimiz niçin mucizesini göstererek saldırılarını akamete uğratmıyor, sonuçsuz kalmasını sağlamıyor? Biraz düşünecek olursak bunun cevabını rahatça verebiliriz. Bakara Suresi’nin 120. ayetinde yüce Mevla’mız, “Onların dinine girmedikçe Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla razı olmazlar (hoşlanmazlar). Onlara, ‘Yol Allah’ın yoludur’ de. Sana bu bilgi verildikten sonra eğer sen onların havasına uyarsan senin için Allah tarafından bir dost ve yardımcı yoktur (olmayacaktır)” uyarısında bulunmuştur.

Bu uyarı sadece Peygamberimize değildir. İmam (lider) Gazali, İhya’u Ulumid-din adlı eserinde, “Kur’an okuyana hitap eder” ifadesiyle bu hitabın başta liderler olmak üzere bütün Müslümanları bağladığını vurgulamıştır.

Bu açıklama üzerinde biraz düşünecek olursak bizim birçok hususta Hıristiyan ve Yahudilerin havasına uyduğumuzu fark etmekte gecikmeyiz ve bu nedenle düşmanlarımızın bize veya bizim korumakla görevli olduğumuz İslam gruplarına yapılan saldırıların ilahi bir engele takılmadan gerçekleşmesinin bizim Allah tarafından (ama düşmanlarımız eliyle) cezalandırıldığımızı görürüz.

Bazıları, “Filistin’de olduğu gibi masum insanların, hatta çocukların öldürülmesiyle bizim cezalandırıldığımız söylenemez” diyebilir; ama öyle değildir işte. Masumların öldürülmesi onlar için bir şehitlik getirirken onları koruma görevinde olanlar için bir ceza ve uyarıdır. Bazı Müslümanlar şerefi İslam dışı davranışlarda, hatta Hıristiyan ve Yahudilerin isteklerine göre davranmakta görür gibidirler. Onları taklit etmekle itibar kazanacaklarını sanıyorlar. Allah da kendi yolunu bırakıp İslam’ın dışında şeref arayanların şerefini tamamen yok edecek olaylar yaratıyor.

Ayrıca Müslümanlar kutsal mübarek günleri ihya ederken çok yavan davranıyor, o gün ve geceleri gereği gibi ihya etmiyor, geçiştiriyor ve büyük fırsat kaçırıyorlar. Özellikle Ramazan’da mukabele adıyla okunan cüzlerin verdiği mesajlara dikkat çekilmiyor. Hâlbuki her cüz okundukça orada geçen ilahi emir ve yasaklar, ibret dolu kıssalar hemen o gün hatta mukabele arasında veya sonrasında açıklanırsa çok faydalı olacaktır. Bu bir fırsattır, kaçırılmamalıdır.

Bu meyanda cenazelerin arkasında okunan Yasin-Tebareke ve diğer surelerin mesajları açıklanmıyor, adeta cemaat uyutuluyor. Kanaatime göre bu durum Allah’ın gadabını çekiyor. İşte bu nedenle Bakara Suresi’nin 120. ayetinin manası tecelli ediyor ve Müslümanlar dost ve yardımcı bulamıyor. Yazımı bitirirken yine Bakara suresinin 145. ayetinin mealini sunalım. Orada yüce Rabbimiz şöyle uyarmaktadır: “Sen kitap verilenlere (Yahudi ve Hıristiyanlara) tüm hünerlerini getirsen onlar senin kıblene tabi olmazlar, (öyleyse) sen de onların kıblesine tabi olmayacaksın. (Aslında onların bir kısmı diğerlerinin kıblesine de tabi değildir.) Sana bu ilim geldikten sonra sen onların havasına uyarsan sen kesin olarak zalimlerdensin.”

Mealden anlaşıldığı üzere Hıristiyan ve Yahudilerin havasına uyanlar zalim oluyor. Allah ise zalimlere yardım etmez. Öyleyse gelin Batı’nın havasına uymayalım ve zalim damgasını yemeyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Hamdi Güner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?