Kıbrıs “Dar-ül İslâm”dır

Bir yandan stratejik sebepler, diğer yandan da Venediklilerin can ve mal güvenliğine vurduğu darbeler, Osmanlı’nın Kıbrıs’ı fethetmesinin yolunu açmıştır. Sultan İkinci Selim’in, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi’nin fetvası akabinde verdiği talimatla başlayan sefer uzun sürmüş, sonunda ise zafer gelmiştir.

ORTADOĞU’NUN KAPISI KONUMUNDAKİ ADA...

İstanbul için Ebu Eyyub-El Ensari ne ise Kıbrıs için de Hala Sultan (Ümmü Hiram) odur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.)’in, Ümmü Hiram ile bir konuşması ve sonrasındaki gelişmeler tarihe geçmiştir. İslam dünyası için çok önemli bir belde olan Kıbrıs için binlerce Müslüman canını ve kanını vermiştir. Osmanlı tarafından fethedilişinin yıldönümü sebebiyle hazırladığımız bugünkü sayfamızda, Akdeniz’in en önemli adasını anlatma gayretinde olduk. Günümüzde, kan gölüne dönen Ortadoğu’nun kapısı niteliğinde bulunan Kıbrıs’ın kıymeti her geçen gün biraz daha artıyor.

Osmanlı’nın 9. Padişahı ve 74. İslam Halifesi Yavuz Sultan Selim, Memlük Devleti’ni tek hamlede tarih sayfalarına gömerek, tarihe adını altın harflerle yazdıran şahsiyettir. Mısır’ın fethinden sonra Kıbrıs’ın önemi  daha da artmıştı.

Memlük Devleti’ne vergi ödeyen Venedikliler, bundan böyle Osmanlı’ya karşı sorumluydu. Memlük Devleti’nin bir hamlede ortadan kaldırılmış olması Venediklileri korkutmuş, vergiyi iki katına çıkarmışlardı.    

Babası Yavuz Sultan Selim’den sonra tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman döneminde de Venedikliler, Kıbrıs haracını muntazaman ödemeye devam etti.

Kıbrıs adası, Venediklilerin elinde kaldıkça, Akdeniz’deki Osmanlı hakimiyetine gölge düşüyordu. Ayrıca Venediklilerin donanması her geçen gün biraz daha güçleniyordu. Ayrıca adada üslenen korsan gemileri de zaman zaman Türk tüccar ve hacı gemilerine saldırarak can ve mal emniyetini tehlikeye düşürüyordu. Korsanlar, Anadolu ve Suriye kıyılarında soygunlara karışıyor, daha sonra sığındıkları Venedikliler tarafından korunuyorlardı. Kıbrıs’ın serbest kalması o gün için uygun olsa bile sonraki dönemlerde büyük zararlara sebep olabilirdi. O günlerde büyük fedakârlıklara malolacak Kıbrıs’ın muhasarası çeşitli eleştirileri de beraberinde getirdi. Sonraki dönemlerde Kıbrıs’ın fethedilmesinin ne kadar isabetli bir karar olduğu da ortaya çıkacaktı.

SOKOLLU, SEFERE KARŞI ÇIKTI

Haziran 1569’da, İskenderiye yakınlarında Nil teknelerinin yolunu kesen Venedik korsanlarının Müslümanları esir alıp Kıbrıs’ta satmaları olayına hiddetlenen Sultan İkinci Selim, Venedik’e bir elçi göndererek Kıbrıs’ın Osmanlı’ya terk edilmesini istedi. Bu isteğin Venedik tarafından reddi üzerine sefer hazırlıklarına başlanırken, Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa böyle bir seferin uygun olmadığını düşünüyor ve dillendiriyordu. Ona göre, bu sefer yapılırsa Avrupa devletleri Osmanlı aleyhine birleşip saldırabilirlerdi. Osmanlılar kuvvetlerini Kıbrıs’a yöneltmişken birleşecek Avrupa devletleri bundan yararlanmak isteyebilirlerdi. Sultan İkinci Selim ile birlikte bazı vezirler, Sokollu’nun fikrine katılmıyordu.

ŞARTLAR UYGUN DEĞİLDİ

Azınlıkta kalan Sokollu Mehmet Paşa’nın gerekçesi günün şartlarına uygun bulunmamıştı. Çünkü Almanya (Avusturya) ile barış imzalanmış, kendilerine tanınan imtiyazların etkisiyle Fransızlar da Osmanlı’yla iyi geçinmenin rahatlığını yaşamaktaydı. Ayrıca Osmanlı’nın doğudaki komşusu İran’la da dostane ilişkiler kurulmuş ve devam etmekteydi.

SEFER HAZIRLIKLARI BAŞLADI

Sultan İkinci Selim’in, “Bir vilayet eskiden Müslüman mülkünden iken sonradan, düşman ele geçirip medrese ve mescitleri harap bir duruma düşürse... Eskiden yapılan barış antlaşması İslâm şeriatına göre böyle bir beldenin fethine engel olur mu? Beyan buyrula!” sorusuna Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin cevabı netti: “El cevab: Allah bilir; asla engel olması ihtimali yoktur.”

Şeyhülislâm’dan alınan fetvayla Sultan İkinci Selim, sefer hazırlıklarının başlamasını emretti. Ayrıca sulh yoluyla bu işin halledilip halledilmeyeceği de araştırılıyordu.

Bunun için Venedik’e üst üste iki elçi gönderildi. Birinci elçi Tercüman Mahmut Efendi, Kıbrıs sularında meydana gelen olayları anlatarak bunların önlenmesini ve burada üslenen korsanların sebep olduğu zararın tazmin edilmesini istedi. Bu istek Venedikliler tarafından karşılanmamış, bir süre sonra ikinci elçi gönderilmişti. İkinci elçi Kubad Çavuş ise açıkça Kıbrıs’ın Osmanlılara terkedilmesini istedi.

Bu istek de kabul edilmeyince sefer kararı kesinleşmiş oldu. Bu arada Venedikliler de boş durmayarak, Avrupa’da müttefik aramaya başlamıştı. Tahmin edildiği gibi Almanya, Fransa ve Avusturya, işbirliğine yanaşmadı. Fakat İspanya, Papalık ve Malta yardım edeceklerini bildirerek, daha önce birçok kez hezimete uğradıkları Osmanlı’yı yine karşılarına alma cüretini gösterdiler.

KIŞ BOYUNCA DEVAM EDEN KUŞATMA

Lefkoşe kuşatması sırasında, Maraş beylerbeyi Mustafa Paşa da Magosa’yı uzaktan kuşatma altında tutuyordu. Lâlâ Mustafa Paşa’nın gelişi üzerine 18 Eylül günü Magosa’daki kuşatma daraltıldı. Magosa, Lefkoşe’den daha kuvvetli ve çok iyi korunan bir kaleydi. Orduyu, Kıbrıs çıkartması için getiren Osmanlı donanması Ekim’in ilk haftasında geri dönmüş, Kıbrıs sularında sadece 40 kadırga bırakılmıştı.

Lâlâ Mustafa Paşa da kalenin uzun süre dayanabileceğini hesaplamış, kış mevsiminde, orduyu yıpratmayarak, büyük saldırıyı ilkbahara bırakmayı uygun bulmuştu. Kale, 7 ay boyunca, hücum edilmeden abluka altında tutuldu. Bir anlık gafletten yararlanan 12 Venedik gemisi, 23 Ocak günü Magosa limanına girerek, kaledekilere 1600 askerin yanı sıra mühimmat ve erzak getirmeyi başardı. Bu olaydan sonra abluka iyice daraltıldı.

1571’in Nisan ortalarından itibaren kaleye hücum için gerekli çalışmalar başlatıldı. Magosa tabyalarının karşısına toplar yerleştirilirken, hendek ve siperler de hazır edildi. Nihayet 15 Mayıs günü toplar ateşlendi ve esas harekât başlamış oldu. Magosa Kalesi’nin savunmasını yöneten Venedikli kumandan Marco Antonio Bragadino’nun yanında Hector Baglioni ve Giovanni Antonio Kirini gibi kumandanlar vardı.

KÜSTAHLIĞINI CANIYLA ÖDEDİ

Zorlu kuşatma art arda gelen hücumlarla devam ediyor ancak kale bir türlü zaptedilemiyordu. Savunma kuvvetlerinin ve surların mukavemeti Osmanlı’yı başka stratejiler üretmeye itti. Kilis Sancakbeyi Canbolat Bey, deniz tarafındaki kulenin altında bir lağım açtırmış, 28 Mayıs 1571 günü bunun patlatılmasıyla surlarda gedikler açılmıştı. Ancak gece yarısına kadar yapılan çarpışmalardan bir sonuç alınamamış, Venedikliler gece gedikleri yeniden kapatmışlardı. Surlar eskisi kadar güçlü olmadığı için daha çabuk tahrip ediliyordu.

TESLİM BAYRAKLARI 1 AĞUSTOS’TA ÇEKİLDİ

Lâlâ Mustafa Paşa artık iyice yıkılan surların üzerinden genel hücumu başlatmak üzereyken, Venedikliler, 1 Ağustos 1571 sabahı teslim bayraklarını dalgalandırmaya başladı. Aynı gün teslim antlaşma imzalandı. Antlaşmaya göre, kaleyi savunanlar silâhları, atları ve eşyalarıyla Girit Adası’na Türk gemileri tarafından götürülecekti. Venediklilerin elinde bulunan 50 kadar Türk esir serbest bırakılacaktı. Ancak Venedikliler, sözlerinde durmayarak Türk esirleri katletti. Bunun üzerine Lâlâ Mustafa Paşa, Venedikli kumandaları öldürtüp, askerlerini de esir saydı. Böylece, uzun süren kuşatmadan sonra Kıbrıs’ın fethi tamamlanmıştı. Bu kuşatmada Osmanlı 50 bin şehit verdi. Fetihten sonra Venedik, Fransa aracılığıyla barış istedi. 7 Mart 1573’te imzâladığı antlaşma ile Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti’ne âit olduğunu kabul etti. Kânuni devrinden beri vermekte olduğu yıllık vergiyi 3 katına çıkardı. Ayrıca Kıbrıs Seferi’nin tazminâtı olarak üç senede ödenmek üzere üç yüz bin duka altını vermeyi de taahhüt etti. Kıbrıs Adası beylerbeylik haline getirildi. Adaya Anadolu’dan getirilen Türk nüfus yerleştirildi. Daha çok Karaman’dan getirilen Türkmenlerle Kıbrıs’ın nüfusu kısa zamanda 120 binden 360 bine çıktı. Bugün Kıbrıs’ta bulunan soydaşlarımızın büyük çoğunluğu bu Türklerin torunlarıdır.

“ÜMMETİMDEN BİR KISMINI, GEMİLERE BİNİP, KAFİRLERE GAZAYA GİDER GÖRDÜM”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), süt teyzeleri tarafından akrabası olan Ümmü Hiram’ın Medine’deki evini ziyaretlerinde bir müddet uyumuşlardı. Peygamberimiz (s.a.v.)’in gülerek uyandıklarını gören Ümmü Hiram, “Ya Resulullah! Niçin güldünüz?” diye sordu. Peygamber Efendimiz, “Yâ Ümmü Hiram! Ümmetimden bir kısmını gemilere binip, kafirlere gazaya gider gördüm” buyurdular. Ümmü Hiram da, “Ya Resulullah! Dua et de ben de onlardan olayım” deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ya Rabbi! Bunu da onlardan eyle” diye dua buyurdular.

HALA SULTAN, ŞEHİT OLDUĞUNDA 86 YAŞINDAYDI

Aradan seneler geçti. Ümmü Hiram, Hazreti Osman (r.a.) zamanında Hazreti Muaviye’nin komutasında Kıbrıs Adası’na düzenlenen deniz seferine kocası Ubâde bin Samit ile birlikte gönüllü olarak katılırken 86 yaşındaydı. Sefer sırasında nice zahmetlere katlanan ve gazileri devamlı gayrete getiren Ümmü Hiram, Larnaka yakınlarında atından düşmesi üzerine şehit oldu. Kabri Larnaka şehrinin Tuz Gölü kıyısındadır. Ümmü Hiram ve daha pek çok sahabenin şehit düşmesiyle Kıbrıs, Müslümanlar için önemli bir belde haline geldi.

KRONOLOJİ

1 AĞUSTOS  Kıbrıs’ın Fethi (1571).

1 AĞUSTOS  Almanya’nın, Rusya’ya harp ilan etmesi (1914).

2 AĞUSTOS  I. Dünya Savaşı’na girmek için Osmanlı Devleti’nin seferberlik  ilan Etmesi (1914).

2 AĞUSTOS  Irak’ın, Kuveyt’i işgali (1990).

2 AĞUSTOS  Almanya ile İttifak Antlaşması (1914).

4 AĞUSTOS  Enver Paşa’nın Türkistan’da öldürülmesi (1922).

4 AĞUSTOS  I. Dünya Savaşı’nın başlaması (1914).

6 AĞUSTOS II. Dünya   Savaşı’nda, ABD tarafından, Japonya’nın Hiroşima şehrine ilk atom bombasının atılması (1945).

7 AĞUSTOS  IV. Mehmet’in Saltanat tahtına oturması (1648).

8 AĞUSTOS  Ruslarla Kalas Mütarekesi’nin imzalanması (1791).

8 AĞUSTOS  Türk Jetlerinin Kıbrıs’ı bombardımanı (1964).

8 AĞUSTOS  İran-Irak Savaşı’nda ateşkes (1988).

9 AĞUSTOS  Türkiye-Yugoslavya Yunanistan arasında İttifak Antlaşması (Balkan Paktı, 1954).

9 AĞUSTOS  Nagazaki’ye ikinci atom bombasının atılışı (1945).

10 AĞUSTOS Sevr Antlaşması’nın imzalanışı (1920).

11 AĞUSTOS Otlukbeli Savaşı (1473).

11 AĞUSTOS Alman Göbel (Yavuz) ve Breslav (Midilli) zırhlılarının Türk sularına sığınmaları (1914).

11 AĞUSTOS II. Dünya Savaşı’nda, Japonya’nın kayıtsız şartsız teslim oluşu (1945).

14 AĞUSTOS İkinci Kıbrıs Harekatı (1974).

14 AĞUSTOS Süleymaniye Camii’nin açılışı (1556).

16 AĞUSTOS Kıbrıs’ın, bağımsız bir cumhuriyet oluşu (1960).

17 AĞUSTOS Büyük Kocaeli depremi (1999).

23 AĞUSTOS I. Selim’in, Çaldıran’da Şah İsmail’i yenmesi (1514).

23 AĞUSTOS Lozan Barış Antlaşması’nın Büyük Millet Meclisi’nce onaylanması (1923).

24 AĞUSTOS Osmanlı Hükümeti’nin, Palmer ve Goloschimid şirketlerinden borç alması (1851).

26 AĞUSTOS Büyük Taarruz’un başlaması (1922).

26 AĞUSTOS Malazgirt Zaferi (1071).

29 AĞUSTOS Mohaç Meydan Savaşı (1526).

30 AĞUSTOS Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanması (1922).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayhan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?