Yangın ve merhamet yoksulluğu

Her yan hayalet şehre dönmüş.

İnsanlar tanınmayacak halde canlı canlı ateşte kavrularak ölmüş.

Evler ve arabalar enkaz.

Eşyalar, giysiler, kitaplar alev alev.

Yollar, duvarlar, balkonlar, demir kapılar, odalar, teras, veranda yıkık.

Halılar, kilimler, yatak yorgan, fırınlar, makineler, davlumbaz, kap kacak, tencere tabak bir şey kalmamış.

Tepeler, dağlar, palmiyeler, çamlar, meşeler, kozalaklar, makiler, çalılıklar tutuşmuş.

Şehrin yeşil gerdanlıkları ağaçlar, küle dönmüş.

Masmavi deniz, yanardağdan fışkıran lavlar gibi simsiyah küllerle kaplanmış.

Kıyamet kopmuş.

Seksen küsur insan canını yitirmiş.

Yüzlerce yaralı can çekişmekte.

Bir adli tıp uzmanı, cesetlerin durumunu; “uçak kazasından bile beter” olarak nitelemekte.

Cahil ve merhametsiz kesim, hiç ar duymadan “iyi olmuş “diyebilmekte.

Asıl öfkelenilmesi gereken Yunan Savunma Bakanı’nın, “bölgedeki yasadışı ve çarpık binaların, felaketin büyümesinde etkili olduğu” açıklamasıydı.

Orman içerisine inşa edilen yasadışı binaların, yangından kaçmaya çalışanlara engel olduğunu savunan Yunan Bakan, kaçış yolları üzerine inşa edilen binaların “cinayet “olduğunu belirtti.

Dip dibe evler, itfaiyenin inmesine, yangına yetişmesine olanak sağlayan yolların olmayışı, insanların kaçışına imkân vermeyen yol yoksunluğu, fotoğraflara bakılınca da anlaşılmakta.

Kızılacaksa, çarpık yapılaşmaya öfke kusulmalı, ölü canlara değil.

Bizim de felaketimiz olan, senede bir ay gidilip, 11 ay kapalı kalan, yazlık ev hırsımız için feda edilen ekili tarım alanları, zeytinlikler, meyvelikleri kesip her yanı betona çevirme ilkelliğimiz komşumuz Yunanistan’la ortak günahımız.

Yerden yere vurulması gereken bu ortak ilkelliğimiz.

Bu tufanı davet eden cahilliklerimiz, hırslarımız.

Öyle ki koyun sürülerine otlak kalmadı, dışarıdan buğday alacak hale geldik, adam tarlasını satıp binalar dikilmekte, o da çalışmadan para kazanmakta.

Bizim de sık sık Ege’de başımıza gelen ormanları yok edip apartmanlara yer açma kastıyla, kundaklama yangınları ile kele dönen tepelerin yazgısı nerede olursa olsun büyük bir trajedi.

Komşuda 15 ayrı noktada yangın çıkması yine o pis hırsların, insanlık düşmanlarının, o bütün coğrafyalara yayılan katil ellerinin marifeti.

Bütün bu maddi yangınlara eklenen bir de manevi yıkımlar;

“Oh iyi olmuş”. Kime oh diyorsun. Yarın Rahman sana sormaz mı, “nasıl olur da benim yarattığıma, rızkını verdiğime, hayatını kaybettiğinde, oh diyebiliyorsun” diye.

Oysa her savaşta, her felakette yüzlerce yıl birlikte yaşayan geçmiş zamanın ruh asaleti; gayrimüslim komşusuna yardım etti, yaralarını sardı, arandığında kendi askerinden bile sakladı, evini açtı, ekmeğini bölüştü, o merhamet döneminden sonra böylesi bir kısır zamana kalmak.

Terbiye neslinden, şefkat uygarlığından sonra başıboş, cahil, acıya duyarsız bir kuşakla çevrelenmek.

Doğrusu çok zor geliyor, ar veriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?