Reklamı Kapat

“Yüzyıllık yalnızlık”

Münbiç’ten t “Yüzyıllık yalnızlık”                    

Unutkanlık ve uğursuzluk.

Cennet ve cinnet.

Yüz ve yük.

Eğitim, okul, bilgi, atalardan gelen gelenek, doğrular, yazı tahtaları, el yazmaları, kutsal metinler, sıralar, dolaplar, efsunlar, dere yatağı değiştirmeler, fındıklıktaki taşlı yollar, iğde çiçekleri.

Bir kadının dünyası, evi, işleri, evinin düzeni, otoritesi, ahlakı, yöneticiliği, doğruları, disiplini, kuralları, çaydanlığı, fincanları, kuzinesi, yemekleri, elinin hamuru, bacanın külü, sobanın dumanı, parasızlığı, birikimi, iğnesi ipliği, ikiye ayırdığı kayısıları güneşe bir gerdanlık gibi dizişi, el işlemeleri, nakışı, bohçası, sandığı, sepeti, çayı, kurabiyeleri, çocukları, sahip olduğu değerler, eşi, aklı fikri, etrafındaki her şeyi düzenleyişi, değer verilişi, huzuru, mutluluğu.

Erkeğin dünyası bir de; yuvayı yapan dişi kuşa koşturmaları, karları yararak ormandan odun getirişi, taş binalar yükseltişi, savaşlara koşuşu, yıldırımları rüzgarları şimşekleri geçerek saldırışı, savaşın seyrini değiştirişi, madalyaları onuru, yüzyıllarca torunlarına yetecek şerefi.

Sonra unutkanlığı toplumun.

Kahramanları, ahlakı, başını veren savaşçıların onur mücadelesi, görünmez şehitlerin toplum DNA’sını bozanlara karşı duyulmayan hıçkırıkları, iç çekişleri, unutkanlığın doğurduğu uğursuzluklarla, sapkınlığın huzuru boğup tüketişi, yüzyıllık büyükannelerin cennet bakışlarından fırlayan cinnet ürperişleri.

Kadınların da erkeklerin de yüzlerce yıllık şifrelerini, sırlarını yitirişi.

Eğlence kanallarının sahibi adam, bütün o güzel kadınları elinin tersi ile itip öz kızını yıllarca istismarı, amcanın yeğeni ile cinneti, ağır bir yük şimdi en yakın yüzler.

Ünlü ve zengin örgütün ifşaatları gün yüzüne çıktıkça, kadınlara nasıl değer verilmeyişi, köle yapılışı, “tesettür yoktur, bikini yeter”, diyen Drakula’nın çoklu tecavüzleri kaydettirdiği kadınlara ağır uyuşturucu haplar vererek ne beden ne akıl ne ruh bıraktığı zavallı insanların ölümden beter çilesi.

Oysa tesettürlü kadınlara ağıt yazılmıştı bu ülkede zorla kapattırılıyor kişilikleri örseleniyor diye.

Maket kadınların uzuvlarını ameliyatlarla şişirip birbirinin fotokopisi yapan düzeneği, birileri kaleme alıp birkaç korku filmi, birkaç nobel çıkar muhtemelen.

Bütün bu ilence rağmen karalanmaya çalışılan güzellikler, goygoycuların “kadına değer vermeyen gerici, karısından önde yürümekte” yalanları.

Oysa mahallesinin duluna eza vermemek içindir o soylu adamın deliler gibi sevdiği eşinin eli elinde yürümeyi bırakıp, yârsiz kalmış komşusuna eziyet istememe zarafetindendir.

Sadece dışarıda değil memleketimizin en gelenekçi noktasında bile İslamafobi; Ümraniye varoşunda feraceli kadına nefretle bakıp, “ne kadar kalitesiz inanlar var” diye laf atan otobüsteki kadın.

Yüzyıllık büyük annelerin başımıza taş yağacak korkuları ile el kadar ekmeği yutamayışları utançtan.

Uğursuzluklar, sapkınlıklar, Gabriel Garcia Marquez’in Nobel ödüllü “Yüzyıllık Yalnızlık” romanını sanki solda sıfır bırakmış gibi, romandaki en acımasız olaylar, yaşadığımız cinnet sürecin yanında yavaş kalır nitelikte.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?