Doğruları Söylemek Saadet Partisi’nin Şiarıdır

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Saadet Partisi bu seçimlerdeki duruşuyla toplumun makul çoğunluğunun takdirini kazanmıştır.

Yürüttüğü ilkeler siyaseti ile toplumda yaşanması muhtemel derin kırılma ve kutuplaşmaları engellemiştir. Bundan sonra da aynı duyarlılık ve hassasiyet ile inandığı doğruları korkusuzca söylemeye devam edecektir. Kınayanların kınamasına aldırmadan hayra motor, şerre fren olma çabasını kararlı bir şekilde sürdürecektir. Popülist siyasete uymuyor diye hakikati söylemekten asla geri durmayacaktır. Çünkü Saadet Partisi’nin yolu; “Oturduğun yeri pak et, yediğin lokmayı hak et” diyen Hacı Bayram Veli’nin yoludur. Saadet Partisi’nin yolu, “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” diyen Mehmet Akif’in yoludur. Saadet Partisi’nin yolu; “İman varsa imkânda vardır. Milli Görüşçü asla vazgeçmez” diyen Necmettin Erbakan’ın yoludur.

ÜLKE AYAKTA DURACAKSA

Bir binanın sütunları ne kadar sağlamsa bina da o kadar güvenlidir. Tıpkı bir bina gibi bir ülke dört temel sütun üzerine ayakta durur. Bunlar 2A sütunu ve 2E sütunudur. Bu dört sütun ne kadar sağlam ve sağlıklı ise ülke o kadar huzur ve güven içinde olur. Peki, nedir bunlar? 2A Sütunu; Ahlâk ve Adalettir. 2E Sütunu ise; Eğitim ve Ekonomidir. Maalesef ülkemizde bu dört sütunun dördünde de çok derin çatlaklar oluşmuştur. Ahlaki yozlaşma had safhadadır. Aile kurumu çöküyor, gençlik elimizden kayıyor. Adalete gelince sarayları var ama kendisi yoktur. Eğitim tam bir keşmekeşe dönmüş durumdadır. Ekonomiye gelecek olursak son dönemdeki en büyük çatlaklardan birisi buradadır.

ZAM FURYASI

Oysa seçimden sonra her şey düzelecekti. 25 Haziran’da dolar ve faiz düşecek her şey güllük gülistanlık olacaktı. Peki, ne oldu? Yağmur gibi zam yağmaya başladı. Doğalgaza zam geldi. Tünel geçiş ücretlerine zam geldi. Sigaraya zam geldi. Tüpe zam geldi. Ekmeğe zam geldi. Kaşıkla verilenleri kepçe ile geri alınmaya başlandı. Yeni kabine açıklandı dolarda yine yükselme eğiliminde bir hareketlilik başladı.

EKONOMİ ALARM VERİYOR

Üretmeyen bir ekonomi sağlıklı büyüyemez, ülke reel manada kalkınamaz. Bu hükümetin ekonomi anlayışında ise üretim diye bir şey yok. Para lazım zam yap. Et lazım ithal et. Borç lazım kredi çek. Vergi koy.  Dünyanın en verimli arazilerine sahip Türkiye, 7 yıldır savaşta olan Esed’in Suriyesi’nden patates ithal etmek zorunda kaldı. İşte son enflasyon rakamları ortadadır. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre, Enflasyon yüzde 15,39 olmuştur. Oysa hükümetin 2018 enflasyon hedefi yüzde 5 idi, sonuç yüzde 15,39 oldu. 5 yıllık kalkınma planında dolar öngörüleri de 1,8 lira idi? peki bugün dolar ne kadar? 5 lira sınırını zorluyor. Bu hükümetin ciddi bir öngörü sorunu var.

2023-2071 hayali ile milleti oyalayan iktidar, maalesef bir gün sonrasını göremez hale geldi. Buradan bir kez daha uyarıyoruz; ekonomideki her gösterge alarm veriyor. Kimsenin morallerini bozmak, ümitlerini kırmak istemiyoruz ama Türkiye önümüzdeki günlerde 2001 krizinden daha sert bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabilir.

ÜRETEN DEĞİL, TÜKETEN

Saadet Partisi hükümet yanlış yapıyor deyince, hain olarak itham ediliyor. Üretime ayrılması gereken kaynaklar, betona gömülüyor, çarçur ediliyor deyince yatırım düşmanı ilan ediliyor. Üzerine basa basa bir kez daha söylüyoruz ki Saadet Partisi yatırımlara değil, iktidarın yaptığı yanlışlara, uyguladığı yanlış politikalara karşı çıkıyor. Çünkü, eğer bir ihanet varsa, o da yandaşlara rant oluşturacağız diye bu milletin kaynaklarını israf etmektir. İşte ranta, israfa, yanlış yatırıma iki dramatik örnek; Çorum’da yaklaşık 500 milyon lira yatırımla 800 yataklı bir hastane yapılıyor. Hastane’nin hemen karşısına da 100 milyon lira harcanarak 15 bin kişilik stadyum yapılıyor. Aradaki mesafe 100 metre yoktur. İş bittikten sonra bir de bakıyorlar ki, stadyumla hastane dip dibe. Hastalar gürültüden rahatsız olacak. Bu sefer ne yapalım diyorlar? Atsan atılmıyor, satsan satılmıyor. Peki, ne yapıyorlar? Hatalarını düzeltmek için neredeyse bir stadyum parası daha harcayarak stada ses yalıtımı yapıyorlar. Bitti mi... Hayır… Daha vahimi var. Balıkesir’de şehir hastanesi, çimento fabrikasının dibine yapılıyor. Hasta hava almak için camı açsa çimento tozu soluyacak. Herhalde yüzde 70 doluluk garantisini, daha da garanti altına almak istediler. İnanın Türkiye’nin dört bir yanında böyle onlarca örnek var. Çünkü Fizibilite yok, araştırma yok, plan yok, program yok, proje yok… Ne var? Rant, Rant, Rant... İsraf, israf, israf… vaaar…

AYARI BOZULAN KANTAR

Bu sorunlara kafa yorması gerekenler, maalesef hala toplumsal gerilimden beslenmenin peşindeler.

Ülkemizin en önemli ihtiyaçlarından birisi barış, huzur ve güvenlik ortamının bir an evvel sağlanmasıdır. Ancak son günlerde birbiri ardına yapılan bazı talihsiz açıklamalar bu konudaki endişeleri azaltacağına arttırıyor. Gazeteciler ölümle tehdit ediliyor. Şehit cenazeleri üzerinden toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştırılıyor. Sorumluluk sahipleri ise yangını söndürmek yerine ateşe benzin döküyor. Unutmayın ki ayarını bozdukları kantar, bir gün gelir de bozanı da tartar. Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ki, Türkiye’nin biran evvel huzura kavuşması için herkesin aklıselim ve sağduyu ile hareket etmesi bir zarurettir. Buna en başta riayet etmesi gereken de elbette iktidar mensuplarıdır. Türkiye gerçekten çok derin problemlerle karşı karşıyadır. İktidarın odaklanması gereken, ülkenin çözülmesi öncelikli problemleridir. Acilen huzur ve kardeşlik tesis edilmelidir. Ekonomi de çok ciddi tedbirler alınmalıdır. İsraf engellenmeli, tasarruf arttırılmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?