Açık Sözler

Tartıştığın kimsenin haksız olması, senin haklı olduğuna delalet (delil teşkil) etmez.

*                                                   

Eskiden başlarında icazetli şeyhlerin bulunduğu tarikatlarda dervişlerin ‘ben’ kelimesini kullanmaları çok ayıp imiş.

*

Eski kibar İstanbullular, kibar muhataplarıyla konuşurken ‘ben’ demezler, ‘bendeniz’, ‘bu fakir’ derlermiş.

*

Çok sıkıntılıydı... Üzerine hafakanlar basmıştı... Üzüntüden, öfkeden beyni zonkluyordu... Çok feyizli bir kitap okumaya başladı, on dakika sonra düzeldi, huzur buldu. Feyizli kitap onu huzurlu bir aleme götürmüştü.

*

Sakın şeytanı tasdik etme. Namaz kıldıktan sonra şeytan sana gelir ‘Oh hacı bey, ne iyi ettin namazı vaktinde kılıverdin’ der. Sakın sakın sakın, ona ‘Şeytan beyefendi hakkınız var...’ demek gafletine düşme.

*

En büyük kerametlerin listesi: İtikadının sahih olması... İmanının tahkikî olması... İstikamet (doğruluk dürüstlük) sahibi olması... Beş vakit namazı dosdoğru kılması... Farz namazları ehliyetli, icazetli, zamin bir imamın arkasında kılması... Zekatını Şeriata ve Kur’an’a uygun şekilde ödemesi... Efendimizin Sünnet-i Seniyesine bağlı olması... Öğrendiği güzel, iyi, maruf şeyleri hayata uygulaması... Nafile ibadetlerini çok gizli yapması, etrafa duyurmaması... Sağ elinin yaptığı hayrı sol elinin bilmemesi... Çocuklarını iyi insanlar, iyi Müslümanlar olarak yetiştirmesi...

*

İyi Müslüman mütemadiyen, her gün, durup dinlenmeden yiyip içmez. İhtiyacı kadar yer. Sadece iyi değil, çok iyi ise ihtiyacından daha az yer. Gerçek dindar pisboğaz değildir.

*

Gerekenin altında besin alıyor... Nasıl doyacak, ayakta duracak?.. Allahu Teala az yiyen salih kullarını doyurur.

*

Kendi çocuğunda ehliyet, liyakat, istidat yoksa, bunlara sahip olan bir Müslüman çocuğun ve gencin yetişmesi için çalış, yatırım yap.

*

Ünlü bir okulun veya üniversitenin diplomasına sahip olmak adam olmak, kültürlü olmak, iyi Müslüman olmak için yeterli değildir. İlim, irfan, hikmet, akl-ı selîm, yüksek ahlak ve karakter gerekir. Bunlarsız adam olunmaz.

*

Haram yiyen fertler ve toplumlar iflah olmaz.

*

Vahşice gözleri oyulan bir kedinin, ayakları kesilen bir köpeğin, yuvası yıkılan bir kuşun ahı bütün bir ülkeyi, bütün bir toplumu sarsar, bazen yıkar atar.

*

Bir hoparlör fetişisti gördüm. Hiç gereği ve lüzumu olmadığı halde ses cihazlarını yüz desibel açıyordu. Birkaç sene sonra kendisinde büyük işitme kaybı olmuş.

*

Yakıcı, boğucu bir sıcak... Cami içindeki klima cihazları buz gibi bir serinlik veriyor. Terli terli giren zayıf, naif bir Müslüman üşütüp zatürrie (pünomoni) oldu. Vebali camideki klima fetişistinin üzerinedir.

*

Sabah namazında, koskoca camide sekiz cemaat vardı. İmam efendi mihraptaki üç mikrofon yetmiyormuş gibi bir de yakasına mandallı mikrofon taktı... Bir daha o camiye gitmedim.

*

96 yaşında yaşlı bir hanım... Anaları ölen küçük kedi yavrularını damlalıkla süt vererek besliyormuş. Ne mutlu ona. Onun bu merhametinden hepimiz yararlanıyoruz.

*

Sosyolojik, morfolojik, etimolojik, ekolojik, metodolojik bir Müslüman gördüm. Bitişik camide ezan okunurken o hâlâ sosyolojik, morfolojik diye sayıklıyordu. Yanından ayrılırken selam verdim, duymadı bile...

*

Bir dükkanın önündeki kaldırımda büyük saksılar içinde iki ağaç gördüm. Susuzluktan kurumaya başlamışlardı. Dükkan sahibi ve çalışanlarını çok ayıpladım. Ağaçların feryatlarını duymuyorlar. Küçük bir zahmet edip onları sulamıyorlardı.

*

Bir Suriye lokantasına gittik. Bir tabak felafil, bir tabak bakla ezmesi, bir de tavuklu pilav istedik. Üç kişi yedik, doyduk. Gayet az para ödedik. Çalışkan, becerikli, azimli, sebatlı, fedakâr Suriyelileri tebrik ediyorum. Böyleleri Türkiye’de kalsınlar, onlara Türk vatandaşlığı verilsin, hizmet etsinler.

*

Sakalıyla övünüyor, gurura kapılıyordu. Onun bu halinden hiç hoşlanmadım. Yaşı ve mevkii uyarmaya müsait değildi. Acele işim var dedim, ayrıldım. Cenab-ı Hak hepimizi ıslah buyursun.

*

En pahalısından kuyu kebabı yiyen şikemperver Hacı Bey’e: Afiyet olsun Hacı Bey!.. Şu anda yurtlarından uzakta, mülteci kamplarında hayat mücadelesi veren bir milyona yakın Arakan Müslümanı açlıkla, yoklukla, sefaletle pençeleşiyor. Afiyet olsun Hacı Bey, afiyet olsun.

*

Türkiye’nin en iyi üniversitesinde okumuş, Amerika’nın gözde üniversitelerinden birinde doktora yapmış o İslamcı adam, gurur ve kibir içinde ‘Benim yüksek lisansım... Benim doktoram... Ben Felicity Üniversitesi’nde okurken...’ edebiyatı yapıyordu. Dediklerine kanıp sakın onu kültürlü bir kimse zannetmeyiniz. Üniversiteyi bitireli on iki sene geçmiştir, bu müddet zarfında bir tek hayırlı, faydalı, tekâmül ettirici, ufuk açıcı düşünce ve kültür kitabı okumamıştır. O hâlâ başladığı yerde otlamaktadır. İnekler ve koyunlar ondan daha akıllıdır. Dolaşa dolaşa otlarlar.

*

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri itikadenMaturîdi idi. Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) “LetüftehannelKonstantiniyyete...” hadis-i Şerif’inde İstanbul fatihini övmektedir. Bu da Maturîdi’liğin hak ve doğru olduğunu gösteren sayısız delillerden biridir.

*

Eski günahlarına tevbe edip kendini ıslah etmezse onun işi çok zordur.

*

Asiller havaalanının yolcu binasında bin türlü sıkıntı ve izdiham içinde uçağa binmeye hazırlanırken, vekiller VİP salonlarında keyif içinde. Bu ne biçim asillik, kefilliktir.

*

İstanbul ve diğer büyük şehirlerde sağlıklı bir şekilde yaşamak çok zor. İnsanın yaşaması için üç şey gereklidir: Sağlıklı tabiî besin... Sağlıklı su... Temiz hava... Bu üçü de İstanbul’da yok.

*

İçtiğimiz sular kirli ve ölü sulardır. Mutlaka canlı su içmemiz lazım. Onu da bulana aşk olsun.

*

Piyasada satılan suların nispeten az kötü olanlarını tercih edip alınız. Onlara besmele okuyup üfleyiniz, bilahare içiniz. İnşaallah biraz düzelirler.

*

Bir obura: Cebinde temiz bir çubuk bulundur. Haddinden fazla yiyorsun, son lokma boğazına takılınca o temiz çubukla aşağıya kakalarsın.

*

Bu sıcaklarda gitmek zor ama Beykoz’un arkasındaki ormanlara, Trakya’daki Istranca Dağları’na gitmek, ağaçların gölgelerine oturmak, kuş sesi dinlemek istiyorum. Kuş kaldıysa... Canavar insanlar kuşların da canına okudular.

*

Tik tak... Tik tak... Tik tak... Acaba saat bana ne demek istiyor?

*

BUGÜN Gazetesi’nde çalışmış olan Abdullah Aksak’ı, Keramettin Aşmaz’ı, Ahmet Gürbüzol’u rahmetle anıyorum.

*

Eyvah!.. Karşıdan mağrur, mütekebbir, kendini beğenmiş, zatını dev aynasında gören biri geliyor. Karşı kaldırıma mı geçsem acaba?..

*

Demi harika, son derece nefis ve leziz bir çay içiyordum. Yakınımdan bir zat ‘Allah onu kahretsin’ diye söylenerek geçti. Çay bir anda berbat oldu. (Fakire inanmazsanız DrEmoto’ya sorunuz.)

*

Sezar, kendisini hançerleyen güruh içinde oğlunu görünce ‘Ah! Sen de mi Brütüs!..’ diye bağırmış. Bu siyaset aleminde ne kadar çok Brütüs var?

*

Demokrasi sizin olsun, bendeniz gerçek adalet, can güvenliği, mal güvenliği, din inanç ibadet dinine uygun bir hayat sürme hürriyeti, huzur, güvenlik, asayiş, iç barış, sosyal mutabakat istiyorum. Bunlar olmadan demokrasinin ve şeytanî hürriyetin bir faydası olmaz ki.

*

O gözü dönmüş feministler hangi camiye gidip, ciyak ciyak, avaz avaz ‘eşitlik istiyoruz, imamın ardında, birinci safta erkeklerle birlikte saf tutmalıyız’ diye haykırmışlardı?

*

Müjde... Dünyada imanlı olursan, ömrün ölümüne imanla bitişirse, ilâhi adalet gereği cehenneme atılsan bile orada ebedî kalmazsın. Bu müjdeyi unutma.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmed Şevket Eygi



Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?