Gizle

40 Babayiğit Aranıyor!

Ümmetin yalnızca mîdesini, şahsî refahını ve ikbâlini düşünmeyen, ümmetin dertleriyle dertlenen ve gâyesi İslâm olan fertleri, “Ne olacak bu ümmetin hâli?” diyor. Bu yazıyı bu düşüncede olan kardeşlerimizle hasbihâl etmek için yazıyorum. Biz Müslümanlar için tek çâre var: O da Allah’ın dinine dönmek. Bunun için de “fabrika ayarı”na dönmemiz şart. “Fabrika ayarı”na, yâni Asr-ı Saâdete… Sahâbe-i Kirâmın kabullendiği ve yaşadığı İslamiyet’e, o mübârek ve yiğit insanların sahip olduğu îmana ve azme…

Lütfen o günleri hatırlayalım. Hele ilk 40 Müslümanın hâlini… O kırk kişi İslâm adına ortaya çıktıklarında bütün dünya karşılarında idi. Müşrikler, Hıristiyanlar, Yahudiler… Dünyanın bütün devletleri ve kabileleri… Ancak onlar yılmadı. AllahuAzimüşşân nasıl bir din göndermişse onu kabullendi. Resûlullah (A.S.M.) ne tebliğ etmişse, “Baş göz üstüne!” dedi. Kendi akıllarını, kendi nefislerini, kendi görüşlerini işin içine katmadılar… Müşriklerin eziyetlerine, işkencelerine, hakâretlerine katlandılar. Hicret emri gelince de bir an tereddüt etmeden, vatanlarını, sevdikleri ne varsa hepsini bırakarak Medine’ye hicret ettiler. Bu hicret bir kaçış değil, bir şahlanıştı. Muhteşem zaferlerin ilk merhalesiydi. “Ey Mekke tekrar döneceğiz!” dediler ve muzaffer bir şekilde döndüler.

O 40 inanmış insan bir maya idi. O maya tuttu. 40 Sahabe 40 senede 40 devleti mağlup etti ve İslâmiyet dünyanın dört bir yanına yayıldı. İslâm devletleri eliyle ülkeler, şehirler, kıtalar fethedildi. Yalnızca Hz. Ömer (R.A.) devrinde fethedilen şehirlerin sayısı 750 idi.

Ümmet-i Muhammed için çâre tek: Allah’ın dinine dönmek… Başka türlüsünün âkıbeti mağlubiyettir, zillettir. Dünyanın bir milyar sene ömrü olsa, tâğutların, İslamiyet’e seddübend edenlerin tarzı, metodu, oyunları ile netice almak mümkün değil. Zâten İslâm’ın ilk ve en temel şartı, “Lâ ilâhe illâllah” değil mi? Zaten şu “Lâ”yı anlasak, iş bitecek. Lâ ne demek? Reddetmek, demek. Neyi? Allah’ın ve Allah’ın nizamının dışındaki bütün İlâhları ve sistemleri… Bakınız Bakara Sûresi’nin 256. Âyet-i Kerimesi’ndemeâlen ne buyruluyor: “Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklık ve eğrilikten ayırt edilmiştir. O halde kim tâğut’u inkâr edip Allah’a inanırsa, sağlam kulpa yapışmıştır ki o hiçbir zaman kopmaz. Allah işitir ve bilir.”

Müslümanlar, onların oyunlarında yer almayı terk ettikleri anda iş bitecek. Onların da işi bitecek. Oyunu tasarlayan, kurgulayan, oyun içinde oyununun kurallarını değiştirenler onlar. O halde küçük çocuklar gibi, “Ben de!.. Ben de!.. Ben de oynayacağım!” demenin mânâsı var mı? Bu ısrarın mantıklı bir açıklaması var mı?

Onlar, Resûl-i Ekrem’e (A.S.M.) “birazcık tâviz” teklifiyle geldiler. Öylesine ki, “İstersen seni başımıza reis yapalım. İstersen içimizde en zengin kişi yapalım” dediler ve diğer tekliflerini sıraladılar. Peygamber Efendimiz (A.S.M.) ne buyurdu: “Bir elime güneşi, bir elime ayı koysanız, yine de dâvâmdan dönmem!” dedi ve Allah’ın dininden tâviz vermeyeceğini belirtti. Halbuki onlar kendilerine göre “birazcık” tâvize de razıydılar. Meselâ Kâ’be’yi tavaf ederken parmağının ucuyla olsun putlarına dokunmasına râzıydılar. O parmak ucuyla dokunmak, putları için bir iltimastı. Resûlullah (A.S.M.) bunu reddetti.

Müslüman demek yiğit insan demek. Mert demek. Müslüman erkek, Allah’ın dininden zerre kadar tâviz vermeyecek. Sahâbe-i Kiram gibi yaşayacak. Allah’ın dinini yüceltmek için îcabında can-baş fedâ edecek. Müslüman hanım, İslâmiyet ne emretmişse öyle yaşayacak, öyle giyinecek, öyle davranacak… Bu iş, kem-kümle, eğip bükmekle, “Böyle de olur canım!” demekle, illâ da onların oyununa dahil olma sevdâsıyla olmaz.

Şu anda 40 babayiğit çıksa, yani her an Allah’ı, Allah’ın dinini, Allah’ın kitabını yeryüzüne hâkim kılmayı, Allah’ın Resûlünün Sünnet-i Seniyyesini düşünen 40 yiğit… İnanın dünyanın şekli değişir. O 40 babayiğit maya olur. Var mısınız, 40 babayiğitten biri olmaya desem, kaç kişi “varım!” der?..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?