Reklamı Kapat

Bu Vebal Kimlerin Omuzlarında?

1845’li yıllardı… Bundan tamı tamına 178 yıl önce…

* Osmanlı Padişahı II. Mahmut’un eşi ve I. Abdülmecit’in annesi Bezmiâlem Valide Sultan talimat verdi; “Milyonlarca yoksul ve hasta insana daima en son tıbbi gelişmelerin uygulanması şartıyla bir hastane kurula ve bu hastane benim vakfım ola…”

* 1845 yılında kurulan Bezmiâlem Gureba-i Müslimin Hastanesi, Bezmiâlem Valide Sultan’ın talimatı ile bir “vakıf hastanesi” olarak bu şekilde hizmet vermeye başladı.

* Osmanlı'nın ilk modern hastanesi böylece kurulmuş oldu.

***

Hastaneyle alakalı birkaç bilgi daha vermek istiyorum;

* 1892’de hastanede ilk defa bölüm ayrımı yapılarak göz ve cerrahi şubeleri kuruldu.

* 1903 yılında Türkiye'nin ilk modern ameliyathanesi hizmete açıldı.

* 1909’da ilk laboratuvar ve deri-frengi şubesi kuruldu.

* 1912’de hastanenin ilk kütüphanesi kuruldu.

* 1929’da, Gureba Hastanesi’nde ihtisas yapan ilk kadın hekim ve aynı zamanda Türkiye'nin de ilk kadın hekimlerinden olan Fatma Şakir Memik dâhiliye ihtisası yapmak üzere asistan olarak tayin edildi.

* 1934’te kanserde ilk modern terapi uygulaması Ord. Prof. Dr. Erich Frank'ın kliniğinde yapıldı.

* 1934’te Türkiye’nin ilk Bilimsel Diyet Mutfağı kuruldu.

* 1949’da ilk kalp kateterizasyonu uygulaması yapıldı.

* 1956’da hastane, bu yıla kadar Sıhhat Vekâleti’ne (Sağlık Bakanlığı) bağlı olan hastane, TBMM kararıyla Vakıflar Umum (Genel) Müdürlüğü’ne bağlandı.

* 1960’ta ilk ileri ihtisas diyabet kliniği kuruldu.

* 1962 yılında inşasına başlanan hastane, bugünkü haliyle, -ödenek yokluğu sebebiyle- ancak 1992'de tamamen hizmete açılabildi.

* 2010 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi kuruldu. Valide Sultan Vakfı’na ait olan Vakıf Gureba Hastanesi tüm eklentileriyle birlikte üniversiteye devrolarak “Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi” ismini aldı.

***

Gördüğünüz gibi ‘ilk’lerin ve de garip gurebanın, fakir fukaranın vakıf hastanesi olan Bezmiâlem Gureba-i Müslimin Hastanesi’nin yerinde şimdilerde yeller esiyor!

Hastaneye ayrılan bölümün başında buranın “gurebâ-i müslimîn”e tahsis edildiği birkaç defa vurgulanarak kimsesiz ve fakirlere ücretsiz bakılmasının arzulanması, günümüze kadar süregelen vakıf şartlarının esasını oluşturmaktadır.

Peki, ya şimdi!

Oysa bir vakfı asıl gayesinden alarak farklı şekillere büründürmek çok büyük vebaldir!

28 Şubat Darbesi döneminde kapılarına kilit vurulan, Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları için de benzer niteleme yapmak mümkündür!

Sahi, bu vebal kimlerin omuzlarında?

HER MEVSİM BAHARI YAŞAYAN ŞEHİR: ADANA

Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir: Adana, bana gelen kitaplardan…

Adana’yı farklı yönleri ile tanıtıyor. 168 sayfalık kitap, hayykitap’tan çıktı.

Dr. Çetin Oranlı, kitabında Adana’nın farklı mekânlarını, farklı yönlerini dile getirirken şu ifadeleri kullanıyor;

* “Ben bu şehri çok sevdim; tarihi fısıldayan sokaklarını, evlerini kendime yakın buldum. Manevi bir çekim merkezi olduğunu hissettiğim Ağca Mescid’i, Yağ Camii’ni, mimarının son eseri olan Hasan Ağa Camii’ni… Ziya Paşa felsefesini, dev saat kulesini ve kebabını, şalgamını, simidini… Pamuk ve karpuz tarlalarını; portakal ve nar bahçelerini… Öyle ya binlerce yıldır insan seli akıyor, yine de garibana uzanıyordu Çukurova’nın şefkatli eli.”

* “Misis’te ölümsüzlük otunu aradım, Lokman Hekim’e rüyamda çiçeklerin adlarını fısıldaması için yalvardım. Soluğu Anavarza’da aldım nedense, yine deprem oluyordu asırlar öncesinin tekrarını yaşatırcasına. Alacakaranlıkta Sardanapalus’u gördüm sanki; kızıl bir gün batımında gülümsüyordu. Şahmeranın hayali bekliyordu Yılankale’yi, sisli Kozan Kalesi yine portakal kokuluydu.”

* “Bir alacakaranlıkta karşılaştım Taşköprü’de Roma İmparatoru Hadrianus ile. Ramazanoğlu Konağı’na konuk oldum, yeniçerilerle saf tuttum Ulu Camii’nde, Kuvvacılarla birlikteydim Güney Cephesi’nde. Piri Mehmet Paşa’dan dua alıp Ziya Paşa’dan nasihat dinlerken büyük saat üçe vurdu…”

* “Merkez ve Atatürk parkları ile yeşil duvarlarla çevrili eski evlerinde kardeş kardeş büyüyordu begonvil, jakaranda, mimoza, leylak, erguvan ve fırça çalısı fidanları. Sokaklar turunç çiçeği kokuyordu. Altı minarenin hepsinde kandiller yanıyordu. Ben bu şehri çok sevdim; hissettim, yaşadım ve yazdım…”

Adana’yı farklı ve etkili bir dille anlatan bir kitap, Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir: Adana. Okuduğunuzda o farklı lezzeti hemen fark ediyorsunuz. Tebrikler…

***

(İsteme adresi: Anadolu Hisarı Mah. Pazar/Sine Sok. No: 45/1 Beykoz / İstanbul, [email protected], Tel: 0 212 352 00 50, faks: 0 212 352 00 51)

Bu Vebal Kimlerin Omuzlarında?

AKTİF GAZETECİLİKTEN BÜROKRATLIĞA

Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir: Adana kitabının yazarı Dr. Çetin Oranlı’dan biraz söz etmek isterim;

* 1974, Ordu/Kumru doğumlu. İlk, orta ve lise tahsilini Kumru’da tamamladı. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu.

* Daha sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını yaptı.

* Üniversite öğrencisi iken Konya basınında çalışmaya başladı. Toplam on altı yıl görev yaptığı Merhaba gazetesinde on yıl boyunca Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi.

* Siyaset, kültür başta olmak üzere gazetecilik yaptığı dönemde yüzlerce röportaj gerçekleştirdi. Konya Televizyonu’nda televizyon programları yaptı. Yazı dizileri, köşe yazıları ve söyleşiler başta olmak üzere, gazetecilik çalışmalarından ötürü çok sayıda ödül aldı.

* 2012 yılından bu yana Basın İlan Kurumu’nda (BİK) görev yapıyor. Halen aynı kurumda Adana Bölge Müdürlüğü görevini ifa ediyor.

* Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik, Sözün Ardı – İz Bırakan Söyleşiler, Demir Kepenkli Ev – Anadolu Hikâyeleri, kaleme aldığı diğer kitapları.

* Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda doktorasını tamamladı.

* Sürekli Basın Kartı sahibi olan Dr. Çetin Oranlı, evli ve 3 çocuk babası.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?