Reklamı Kapat

Neredesin Ey Kss?

Geçen yazımda müstehcenlik modasının yaygınlaştığına vurgu yapıp, şu satırları kaleme aldım; 

* “Şaka değil, büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız… Bilmem tehlikenin farkında mıyız?” 

* “Kraliçe öldü. Neredeyse tüm dünya, “Kraliçe öldü, yaşasın yeni kral!” dedi. Ancak kraliçe olsun, kral olsun fark etmiyor! Kraliçe’nin umdeleri hâlâ geçerli…” 

Ve bu yazıyı şöyle bir soruyla bitirdim;  

* “Neredesin ey KSS!” 

*** 

Okurlardan mesajlar aldım; “Yahu, bu KSS kimdir ya da neyin nesidir?” diye! 

Anlatayım;  

* KSS = Kanunî Sultan Süleyman! Yani, Osmanlı Devleti Padişahı.  

* Yani, 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca padişahlık yapan ve 13 kez sefere çıkan, saltanatının toplam 10 yıl 1 ayını seferlerde geçiren, böylece imparatorluğun hem en uzun süre görev yapan hem en çok sefere çıkan, en uzun süre sefer yapan Osmanlı Sultanı…  

* Osmanlı İmparatorluğu altın çağını Kanunî Sultan Süleyman döneminde yaşadı.  

* Tarihi bir gerçektir ki, Kanuni Sultan Süleyman, Fransa Kralı Fransuva'ya bir mektup yazdı.  

* Kanuni, mektubunda şöyle diyordu: “Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, alamele-innas (herkesin gözü önünde) icra-i lağviyyat (faydasız işler) işlenmekte olduğu mesmuu şahanem olmuştur (işitmişimdir). İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunum yed’inize (elinize) vusulünden (ulaşmasından) itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat ordu-yu hümayunumla gelip men'e muktedirim!” 

* Sultan Süleyman, mektubunda dansın kendi ülkesine sirayet etmesinden endişe duyduğunu ve bu vesileyle bu rezil şeyin derhal kaldırılmasını istediğini söylüyordu.  

* Ve final: Fransa’da, bu mektuptan 100 yıl sonrasına kadar dans yapılmadı! 

*** 

“Neredesin ey KSS!” derken bunu anlatmak istedim… 

 AVCILAR BELEDİYE BAŞKANI’NDAN ERDOĞAN’A YOLLANAN DOSYA! 

Turan Hançerli… 

İstanbul/Avcılar Belediye Başkanı.  

Kendi deyimiyle ‘çok geç kalan’ bir programını dün icra etti; genel medya ile tanışma toplantısı ve özellikle deprem alanında yaptıklarını paylaşmak… 

Ben de o toplantıdaydım… 

Toplantı için seçilen yer de ilginçti; levanten mimar Alexandre Vallaury’nin tasarladığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında faaliyete geçen, Mustafa Kemal Atatürk ve ünlü isimlerin konakladığı, her bir karışı tarih kokan Beyoğlu’ndaki Pera Palas Otel’de gerçekleştirildi.  

Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli’nin depreme ilişkin açıklamalarını haberlerden okuyabilirsiniz.  

Ancak toplantıya ilişkin dikkatimi çeken birkaç hususu paylaşmak istiyorum; 

Neredesin Ey Kss?

* Malum, Avcılar deprem açısından riski yüksek gösterilen bir ilçemiz. Turan Hançerli Bey, 10 yıl içinde depreme dayanıklı konut sorununu çözecek bir proje geliştirmiş; ‘Sıfır Faizli Ya da Sıfır Maliyetli Konut Projesi!’ Önemli bir proje!  

* Daha da önemli yanı bu projeyi, CHP’li Hançerli’nin, Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yollaması. Acaba, Külliye’den nasıl bir dönüş alacak, ben de merak ediyorum.  

* Bir başka dikkatimi çeken husus, Turan Hançerli’nin Birleşmiş Milletler’de (BM) birkaç kez ağırlanması ve çalışmalarını BM platformlarında dile getirmesi.  

* Kendi anlatımıyla, dünya çapında 82 belediye başkanından birisi olarak böyle bir davete icabet etmiş. Bu ayın 17’sinde de yerel yöneticiliği anlatmak üzere tekrar Birleşmiş Milletler yolcusu olduğunu ifade etti.  

*** 

Gözlemim, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli’nin alışılagelen belediye başkanlarından farklı yönlerinin olmasıydı… 

YERLİ VE MİLLİ DURUŞ! 

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve ESAM Genel Başkanı Recai Kutan’ın, Milli Gazete’de kaleme aldığı ‘Erbakan’ı ve 28 Şubat’ı doğru anlamak’ yazı serisinin beşincisinde 54. Hükümet döneminde yaşadıklarından bazı anekdotlar... 

Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan Kutan, İran’la doğal gaz müzakerelerine başladıktan sonra ABD’li bakanların kendisini ziyarete geldiğini söyledi: 

* “28 Şubat döneminde 54. Erbakan Hükümeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı idim. Enerji alanında en büyük sıkıntı, doğal gaz yetersizliği idi. Bunun için gaz temininde bir ülkeye bağımlı olmamak, güvenilir ve ucuz gaz temin edebilmek maksadı ile yaklaşık 11,5 ay süreli bakanlığım sırasında Irak, İran, Mısır, Yemen, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ziyaretlerimde bu ülkeler ile ön anlaşmalar imzaladık.” 

* “Acil ihtiyacımızı karşılamada İran’a öncelik verdik. Çünkü İran’da Tebriz’e kadar ulaşmış bir doğal gaz boru hattı vardı. Tebriz’le Doğubeyazıt arasında yaklaşık 80 kilometrelik bir boru hattı inşa edildiğinde İran doğal gazı çok kısa bir süre içerisinde Türkiye’ye ulaşabilecekti.” 

* “Bu konuda İran ile müzakereye başladığımızda ABD’den iki bakan beni ziyaret edip, “Bizim D’Amato yasamıza göre İran ile yılda 300 milyon dolardan fazla bir ticaret yapan kurumlar hakkında bazı önleyici tedbirler alıyoruz. Onun için İran’dan doğal gaz almamanızı öneriyoruz. Arzu ederseniz biz ihtiyacınız olan gazı başka kaynaklardan temin edebiliriz” dediler.” 

* “Kendilerine, “Süratli, güvenilir ve ucuz her alternatifi müzakere edebiliriz. İhtiyacımızı hangi kaynaktan karşılamayı düşünüyorsunuz” diye sorduğumda, “Katar’dan sıvılaştırılmış doğal gaz olarak sağlayabiliriz” diye cevapladılar. “Bu alternatifte doğal gaz fiyatı İran’dan oldukça pahalı olacaktır. Aradaki fiyat farkını herhalde karşılayacaksınız?” soruma ise, “Biz niye karşılayalım. Biz size sadece gaz temininde yardımcı oluruz” dediklerinde, “Peki, biz niçin ucuzu varken pahalı bir çözümü kabul edelim?” deyip İran konusundaki kararlılığımızı açıkladım.” 

* “Bunun ardından Tahran’da gaz anlaşmasını imzaladık. Bu ve benzeri davranışlarımız şüphesiz ki Amerika yönetimini ürküttü.” 

* “Amerika’nın 54. Erbakan Hükümeti hakkındaki görüşlerini Ekim 1996’da ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher tarafından Ankara Büyükelçiliği’ne gönderilen “Gizli” başlıklı mesajda görmekteyiz. Bu belgede şunlar ifade edilmektedir: “Departmanımız, Türk Hükümeti’nin milli eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı Batı’dan ayırıp Arap ve Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirmesinden dolayı derin endişe içerisindedir.” 

*** 

Yerli ve milli bir duruş mu dediniz! İşte size yerli ve milli bir duruş… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?