Zorunlu Örgün Eğitim Dayatması

Tarih: 17 Ağustos 1997.

Mesut Yılmaz’ın başbakan olduğu ANASOL-D hükümeti tarafından TBMM’ye getirilen ve eğitimin kesintisiz olarak 8 yıla çıkartılmasını içeren tasarı yasalaştı.

8 yıllık kesintisiz eğitim kanununa İslâmî camia, imam hatip liselerinin önünü kestiği ve hafızlığa darbe vurduğu gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Başbakan Mesut Yılmaz ise “Siyasi hayatıma da mal olsa bu kanunu çıkartacağım” demiş ve çıkmasına ön ayak olduğu kanun Yılmaz’ın siyasi hayatına mal olmuştu.

Tarih: 11 Mart 2012.

Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti tarafından TBMM’ye getirilen ve zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılmasını içeren tasarı yasalaştı. Zorunlu eğitim 12 yıl olmuş, (4+4+4) formülü bulunmuştu.

Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılması hengâmında, 8 yıllık kesintisiz eğitimde olduğu gibi dini eğitimin sekteye uğrayacağı endişesi, işin erbabı tarafından gündeme getirildi. Bu endişeler, ilkokul-ortaokul ve lise geçişlerinde ara vererek dini eğitimi alma imkânın var olduğu gerekçesiyle yatıştırıldı.

Ortaokul sürecinde, gerek Kur’an kurslarında gerekse imam hatip bünyesinde hafızlık yapılabilmekteydi. Lise döneminde ise, çocuğunu hafızlığa ve klasik usulde dini eğitime (medrese vb.) yönlendirmek isteyenler sorununu “Açık Öğretim Lisesi” veya “Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi” marifetiyle çözüyordu. Yani çocuğunu hafız yetiştirmek veya dini ilimlerde ihtisas yaptırmak isteyen veliler, açıktan okutma imkânı sayesinde sorunu aşıyordu; ta ki, son yönetmelik değişikliğine kadar.

Tarih: 8 Eylül 2023.

Milli Eğitim Bakanlığı, “Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe koydu (sayı: 32303).

Yönetmelikle “millî sporcular, kaynaştırma öğrencileri, koruma kanunu kapsamındaki öğrenciler, şehit ve gazi çocukları, Bakanlıkça mazereti uygun görülenler ile yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre örgün ortaöğretim kurumlarında okuma hakkını kaybeden öğrenciler” gibi istisnalar dışında “Açık Öğretim Lisesi” ve “Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi”ne nakil ve geçişler yasaklandı.

Mezkûr yönetmelik, kamuoyunda tartışılmamış, etkilenen taraflarla istişare edilmemiş, oldu-bittiye getirilerek yürürlüğe konulmuştur. Yönetmelik iki büyük sorunu ortaya çıkartmıştır.

1-DİNİ EĞİTİMİN SEKTEYE UĞRAMASI:

“Açık Öğretim Lisesi” veya “Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi”nde okumayı zorlaştırarak gençleri örgün eğitime mahkûm etmek, dini eğitime büyük zarar verecek, işin ehli âlimlerden medrese usulüyle ders almayı ve Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmeyi imkânsız hale getirecektir.

Türkiye’de bazı cemaatler, bir taraftan klasik usulde gençleri yetiştirirken, diğer yandan onların imam hatip lisesini dışarıdan bitirerek Diyanet İşleri Başkanlığında imam-hatip olarak görev almasına, ilahiyat fakültesini bitirerek dini hizmetleri ifa etmesine hizmet veriyordu.

Müslüman kimliği taşıyan kişilerden bir kısmı, çocuğunun örgün eğitimde yeterli donanıma sahip olamadığını düşünmekte, klasik usulde dini ilimleri tahsil etmesini arzu etmektedir. Böyle bir istek de en doğal hakkıdır. Yeni yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce klasik usulde dini eğitim ile “Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi” eğitimi birlikte yürütülmekteydi.

Yeni yönetmelik, çocuğunun iki yönlü yetişmesini isteyen velileri hayli üzmüştür. Yönetmelik tam bir hayal kırıklığıdır. Üstelik hayal kırıklığına uğrayan kişilerin ve mensubu oldukları cemaatlerin, hükümeti desteklediği gerçeği göz önüne alındığında sadece eğitim boyutuyla değil siyaseten de stratejik bir hata olduğu görülecektir.

2-ARA ELAMAN İHTİYACI SORUNU:

Zorunlu eğitimin 12 yıl olması ve liseyi dışarıdan bitirme imkânının yönetmelikle ortadan kaldırılması, gençlerin meslek edinmesini ve üretime güç katmasını sekteye uğratacaktır. Gençlerin zorunlu örgün eğitime mecbur edilmesi “ara elaman” ihtiyacının yabancılar vasıtasıyla çözümüne ve meslek gruplarının yabancıların eline geçmesine neden olacaktır.

Bir taraftan ülkemiz, ABD’nin projesiyle göçmen deposu haline getirilmekte, demografik yapımız değiştirilmektedir. Bundan da öte konut ve toprak satışıyla tapu senetlerimiz el değiştirmektedir. Buna ilaveten ülkedeki gençler, zorunlu lise eğitimiyle hatta istihdama yönelik olmayan üniversite bölümlerini okumakla vakit kaybederken; ara elaman ihtiyacı yabancılar vasıtasıyla çözülmektedir.

Gençleri 12 yıl zorunlu eğitimle, ülkenin her yerinde açılan ve istihdama katkı sağlamayan bölümleri okuyarak üniversitelerde vaktini harcatıp, sanayide, tarımda, hayvancılıkta Suriyeli, Afganlı vb. gençleri istihdam ettikten sonra, lise ve üniversite bitiren ancak meslek edinmeye zaman bulamayan Türk gencine dönerek “Gençlerimiz iş beğenmiyor” derseniz, bu millete en büyük kötülüğü yaparsınız.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yeni yönetmeliği tekrar gözden geçirmesi, meseleye bütüncül bakması, gençlerin enerjisini sınıflara sıkıştırmak yerine, üretime, istihdama katkı sağlayacak ve meslek edindirecek alanlara yönelmesine katkı sağlaması gerekir. Yasaklarla ve zorlamayla eğitim olmaz.

Unutulmamalıdır ki, “bir ülkede herkesi örgün eğitime mecbur etmek, o ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler