Reklamı Kapat

Deneme Tahtası

2021 Eylül’de başlayan “yüksek enflasyon ortamında faiz düşürerek enflasyonu patlatma” absürdlüğü, milyonların daha da fakirleşmesine sebep olurken, fakirden ve orta direkten zengine doğru bir servet transferine de neden oldu. Ortada orta direk kalmazken, yoksul sayısı daha da arttı.

Bu süreçte faiz oranlarının yüksek veya alçak olmasına ola hassasiyetlerini(!) “faiz karşıtlığı” diye kitlelere sunmaya devam eden siyasi iktidar, ekonomiyi de milyonlarca vatandaşı da görülmemiş bir sıkıntı ve buhrana soktu bu gayri iktisadi ekonomi politikalarıyla.

Yetmezmiş gibi bir de 2022 başında Türkiye Ekonomi Modeli diye bir şey(!) icat edildi. Cari fazla vererek büyüme iddiasındaki model(!) döneminde bırakın cari fazla vermeyi, cari açıkta rekor üstüne rekor kırıldı. Güya faize ve faizciye savaş ilan edilen bu abdürd dönemde banka karları bir yılda 5 kat arttı mesela!

Faiz karşıtı(!) söylem yakın zamana kadar sürse de elbette ki pratikte bir anlam ifade etmiyordu. Bu 7,5 puanlık artışla (doğrudur yanlıştır ayrı fasıl) birlikte Türkiye Ekonomi Modeli denen şey(!) de tarihin çöp sepetine atıldı. Neyi amaçladığı belirsiz bir şeyle milyonlarca insanın hem bugünü, hem geleceği hem de emekleri zayi edilirken, bugün bile sorumluluk mevkiindeki hiçbir kimseden en ufak bir pişmanlık veya özür ifadesi duymak mümkün olmuyor. Bu absürtlük denemesine tabi tutulan 85 milyon, adeta “kobay” muamelesi gördü ve netice de beklendiği gibi fiyasko oldu.

Bu fiyaskonun düzeltilmesi safhasında da “denek” yine bizler olacağız tabi. Kemer sıkma da, vergi zamları da, yüksek faiz de bizlerin sırtına yüklenecek. İdare makamındakiler, kafalarına göre bir gün öyle bir gün böyle bir politika(!) uygulayacak diye, milyonlarca insan yoksullaşacak, daha kötü koşullarda yaşayacak ve kimsenin de umurunda olmayacak! Bu da bizim imtihanımız herhalde.

Bu noktada yönetenlerin “enflasyon konusunda vatandaşlardan biraz daha sabırlı olmalarını bekledikleri” yönündeki beyanlarını sıkça duymaya başladık. “Memurlarımıza zamlar gelirken, emeklilerimize hiçbir şeyin gelmemesi olacak bir şey değil” sözleri de bir muhalefet partisi liderinden değil de icranın başından geldi mesela. Tarihinin en ağır ekonomik koşullarını yaşayan Türkiye’de, her konuda sözler sarf ediliyor ama mevcut başarısızlık tablosunun sorumluluğunu üstlenen kimseye rastlanmıyor. “Bu durumu ancak biz düzeltiriz” diyenler, nasıl olup da bu duruma getirdikleri açıklamıyorlar mesela.

“Türkiye’yi faiz, kur, enflasyon cenderesinde tutmak isteyenlerin tuzaklarıyla boğuşarak bugünlere gelindiği” gibi bir şey söylenebiliyor mesela.. Burada “bugünlere gelindi” derken bir başarıdan mı yoksa mevcut ekonomik fiyaskodan mı bahsediliyor acaba? “Tuzaklarla boğuşarak bugünlere gelindi” dendiğine göre ortada bir başarı(!) olduğu söyleniyor demek! Öyle bir başarı(!) ki, her geçen gün fakirleştiriyor bizi, emeğimizi yok ediyor, geleceğimizden yiyor!

Sözümona faiz karşıtlığıyla güya düşük faiz uygulayıp banka karlarını bir senede 5 kat artıran politikaları nereye koymak gerekiyor? Bu politikaları da, Türkiye’yi “faiz-kur-enflasyon cenderesinde” tutmak isteyenlerle birlikte mi değerlendirmeliyiz? Enflasyon, “dış güçlerin” müdahalesiyle oluşabilecek bir şey midir mesela? Bu tuzakları kuranlar kimdir, adları nedir mesela? Bu soruların cevabını hak etmiyor mu bu ülke insanı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerden önce, 21 Nisan 2023’te “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez, Türkiye’de faiz devamlı düşecek” derken, 19 Mayıs 2023’te CNN International’a verdiği röportajda “Faiz oranları ile enflasyon arasında pozitif bir ilişki olduğuna dair bir tezim var. Faiz oranları ne kadar düşük olursa enflasyon da o kadar düşük olur. Attığımız adımların sonuçlarını gördük” ifadelerini kullanmış, 14 Haziran 2023’te de “Tabii bazı arkadaşlar ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor’ gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım” demişti.

24 Ağustos 2023’te ise, Haziran ayından beri olageldiği gibi faiz arttı ve politika faizi 7,5 puan artışla yüzde 25 oldu!

Akıllara şu soru geliyor haliyle: Çok iddialı olunan “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisi ne oldu, doğru değil miymiş yani? Milyonlarca insan, bu ispat edilmemiş hipotez uğruna mı daha da fakirleşti? Bu kadar kendinden emin sarf edilen sözlere rağmen “tam aksi yönde” bir icraata girişilmesini nasıl yorumlamalı?

Bu ülke insanı, doğruluğu kanıtlanmamış fikirlerin uygulama sahası, deneme tahtası mıdır?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?