Reklamı Kapat

Toplumun ıslah çaresi: “İslâm Hukuk Sistemi”

İnsanın şerefli yaratıldığına işaret eden Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık” (İsra, 70) buyrulmaktadır.

Allahü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’inde insanın şerefli yarattığını ve bu şerefin korunması için de bazı kurallar koyduğunu belirtmektedir. İslâm’da insanın “hayat, din, akıl, mal ve nesli”nin korunmasını temel insan haklarındandır ve teminat altındadır.

İslâm’a göre haksız yere bir kimsenin canına kıyana “kısas” uygulanır. Yani bir kimse haksız yere adam öldürürse, bu cürmüne mukabil kendisi idam edilir. Kur’an-ı Kerim’deki “Ey iman edenler! (haksızca) öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile köle köle ile dişi dişi ile (kısas olunur)…” (Bakara, 178) ayeti buna delildir.

Yeryüzünde bozgunculuk yapanların, yol kesip halkın malına kastedenlerin, zina edenlerin, zina iftirası atanların, deyyusluğun, homoseksüelliğin, lezbiyenliğin, hırsızlık yapanların, masum kişilere iftira edenlerin, isyan edenlerin, içki, kumar ve uyuşturucu gibi maddelerle aklın korunmasını ihlal edenlerin, faizle toplumu ifsâd edenlerin, dinden dönenlerin, verdiği sözde durmayanların, küçük çocukları taciz ve tecavüz edenlerin velhasıl hak ve adaleti ihlal edenlerin cezası bellidir. İslâm hukuk sisteminde bu cezaların uygulanmasında hiç kimse ayırt edilmez ve cezalar tavizsiz şekilde uygulanır. Böylece vatandaşlar arasında adalet sağlanır. Devlet, zayıfı güçlüye karşı korur. Güçlü, yaptığı kötülüğün devlet tarafından cezalandırılacağını bildiği için zulmetmekten çekinir. Böylece zulüm ortadan kalkmış olur. Zulmün ortadan kalkıp adaletin hâkim olması özelde güçsüzlerin genelde ise tüm insanların faydasınadır. Zaten İslâm’ın temel hedefi, hakkı ve adaleti yeryüzüne hâkim kılmaktır.

İslâm, insanı öldürmeyi değil de yaşatmayı öncelemiş, hayat hakkını kutsal görmüş, canını, malını, ırzını ve şerefini teminat altına almış; buna tasallutta bulunulmasını hoş karşılamamış; tasalluta yeltenenler içinse en ağır cezaları öngörmüştür.

Kız çocukların diri diri toprağa gömülmesini, kürtaj yoluyla daha doğmadan çocuğun öldürülmesini men eden “İslâm Hukuk Sistemi”nde, her türlü sapkınlık en ağır şekilde cezalandırılır. Günümüzde hızla artan çocuklara cinsel taciz ve “pedofili” gibi ahlaksızlıklara karşı mücadele etmek ancak İslâm’ın hukuk kurallarıyla mümkündür.

Borçlar Kanunu’nu İsviçre’den, Ceza Kanunu’nu İtalya’dan, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nu İsviçre’den, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nu da Almanya’dan alarak oluşturulan “Medeni Kanun” ve “AB Uyum Yasaları”yla bu tür sapkınlıkların önüne geçilmesi mümkün değildir.

İslâm hukuk kurallarını bir kenara bırakıp, Batı’nın hukuk sistemini uygulayan dünya devletleri ve İslâm âlemi, vatandaşlarına gerçek adaleti ve huzuru verememektedir. Batılı devletler yanlış ve eksik de olsa kendileri tarafından oluşturulan beşeri kanunları tavizsiz şekilde uygulamak suretiyle yüzeysel bir iyileşme sağlarken, Müslüman devletler beşeri hukuku bile herkese eşit şekilde uygulayamamaktadır. Türkiye’de dâhil birçok ülkede “herhangi bir konuda kanun yoktur (ya da yeterli değildir), kanun varsa uygulanmamaktadır, uygulanıyorsa da herkese eşit uygulanmamaktadır”.

Küçücük çocuklara tecavüz eden canilere hak ettiği ceza verilmediği, bu fiili işleyen canilerin cezaevindeki mahkûmlar tarafından cezalandırılmasından medet umulduğu bir hukuk sisteminde bütün çocuklar tehdit altındadır. İdam tartışmalarının yaşandığı bugünlerde, “kısas (idam)”ın ne kadar gerekli olduğu görülmektedir. Terörizmin, çeteleşmenin, çocuk tecavüzlerinin, haksız yere adam öldürmenin cezası “kısas/idam”dır.

Azgınlaşan toplumun ıslah edilmesi ancak “İslam Hukuk Sistemi”yle mümkündür!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?