Reklamı Kapat

Canavarlara idam ne zaman gelecek?

Artık sıkça yaşamaya başladığımız birtakım sapıkların sebep olduğu vahşet olayları karşısında toplum olarak ayağa kalkıyor, bu sapıklıkların ve canavarlıkların önlenmesi için idam cezasının getirilmesi gerektiğini hatırlıyoruz ama, aradan bir süre geçince tüm tepkiler unutuluyor, idam cezası da gündemimizden çıkıyor. Hiç olmazsa bu defa öyle olmamalı. İdam cezasını istiyor olmam insanların ister sallandırılarak, ister kurşuna dizilerek ya da iğne ile öldürülmesini çok istediğimden değil. Ancak idam cezasının kaldırılması masum yavruların can güvenliğini ortadan kaldırırken sapkın canilerin can güvenliğinin sağlanmasının daha önemli olduğu gibi bir uygulamanın süreklilik kazanmasına yol açtı. Halbuki toplumda herkesin can güvenliğinin sağlanması devletin asli görevidir. Özellikle de minik yavruların can güvenliğinin sağlanması hususunda ve bunun gerçekleşmesi için yapılması gerekenlerin vakit geçirilmeden hayata geçirilmesinde ortak bir görüş oluşmasına rağmen, ülkeyi yönetenler ülkemiz yasalarını AB normlarına uydurma hususundaki yaklaşımını bir türlü terk edemiyor olmalarından mı yoksa, bizim bilmediğimiz başka sebeplerden dolayı mı bilinmez, bir türlü idam cezası gündeme alınamıyor.

Bugün idam cezası Meclis’ten geçmiş olsa Eylül’ün katiline idam cezası uygulanamaz ama hiç olmazsa bundan sonra yeni Eylül vahşeti ve cinayeti gündeme gelmez. En azından minik yavruları gözlerini kırpmadan öldüren caniler bundan sonra olsun kendilerinin de ipte sallandırılacağını düşündüklerinde belki eylemlerinden vazgeçebilirler. Zaten önemli olan da cezaların caydırıcı olması değil midir?

Mevcut yasal düzenlemeye göre bir kişi kaç kişiyi öldürmüş olursa olsun, işlediği cinayet ne kadar vahşi ve canavarca olursa olsun sanıkların idam edilmesi söz konusu değil. Hatta, işlediği cinayet sayısınca ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek yaşama hakkı korunuyor. Ama olan hayatını kaybeden masumlara oluyor. Şahsen bunları sadece Eylül’ün katledilmesinin ardından ifade ediyor değilim. Bu köşenin okuyucuları hatırlayacaklardır ki, idam cezasını köşesine en sık taşıyanlardanım. Hatta, idam cezasının kaldırılması ile caniler ve sapıkların cesaret bulduğunu düşündüğüm için, işlenen her cinayette idam cezasının kaldırılmasına sırf AB normlarının ülkemizde hayata geçirilmesi adına oy verenlerin vebali olduğunu düşünüyorum. Bize ne AB’den diyememiş olmamız sebebiyle ülkemiz her geçen gün birtakım sapkınların cirit attığı, sapkınlığın yayılması için propaganda alanı haline getirildiğini, çukurun dibinde debelenip durduğumuzu gördükçe bırakın artık bu AB kapısında beklemeyi diye haykırmaktan insan kendini alamıyor.

İdam cezasının kaldırılmasının gündeme geldiği günler PKK terör örgütünün başı Apo’nun yurt dışında yakalanıp getirildiği ve idamının gündeme geldiği zamandı. O günlerde Apo’yu paketleyip Türk yetkililere teslim edenlerin idam edilmeyeceği sözünü aldıkları, ondan sonra teslim ettikleri kulaktan kulağa fısıldanıyordu. O günlerde MHP’nin de içinde bulunduğu bir koalisyon hükümeti vardı. Diyebiliriz ki, Apo’yu teslim edenler onu ipten MHP’nin de katkısı ile kurtarıyorlardı. Derdim toplum olarak gözyaşı döktüğümüz bir olayın ardından  olayı siyaset malzemesi yapmak değil. Çünkü bugün siyaset yapılacak gün değil. Benzer olayların önlenmesi için adım atılması gereken bir gün. Meclis’te de MHP-AKP çoğunluk olduğuna göre Bahçeli harekete geçerek kalkmasında oy verdikleri idamı yeniden hayata geçirebilirler. Çünkü Eylül vahşetinin ardından Bahçeli’nin medyaya yansıyan, “Eylül’le birlikte hayaller, insanlık ve vicdan katledildi”, “Canavarlar nasıl kıydınız?”, “İdamsa idam” başlıkları ile medyaya yansıyan açıklamaları olay karşısındaki hislerini açıkça ortaya koymaktadır. Bunun için diyorum ki, bugün için idam cezasının yeniden getirilmesi MHP-AKP birlikteliğinde çok kolaydır. Kaldı ki, Meclis’te diğer partilerden de destek bulacaktır. Kısacası artık her olayın ardından gözyaşı dökmek yerine sapıkların can güvenliği bir kenara bırakılarak masumların can güvenliği öne çıkartılmalıdır.

İdam cezasının verildikten sonra dönüşü biliyorum. Yani birtakım adli hataların önünü kesecek hükümler unutulmalıdır. Özellikle de ülkemizde devlete karşı işlenen suçlarda af akla genellikle gelmez ama halkın seçtikleri halk adına kişilere yönelik işlenen suçlarda kendilerini af konusunda yetkili görürler. Bunun da önünün kesilmesi yeni düzenlemede unutulmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

doruc - Konuyu sürekli gündemde tutup, idamı hemen getirmeliyiz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Temmuz 09:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?