Reklamı Kapat

Medyanın etki gücü ve durması gereken yer

Medyanın görevi kamuoyunu bilgilendirmektir. Kamuoyunu yönlendirmek, kamuoyu oluşturmak ve kamuoyunu belirli bir yere kanalize etmek medyanın amacı olmamalıdır.

Medya, ister kamusal ister özel olsun, enformasyonu yani haberleşme ve bilgilendirmeyi bir amaç değil, bireyin ve toplumun gelişimine katkı sağlayan bir araç olarak kabul etmelidir. Toplumun gelişimine katkı sunmak ayrıdır toplumu eğitmek ve yönlendirmek ayrı şeylerdir.

Medyanın amacı topluma bilgi akışını sağlamak, bunu sağlarken de katkı sunmaktır. Yoksa toplumu eğitmek ve belirli bir yöne doğru götürmek medyanın görevi değildir. Bu ister muhalefetteki siyasetin, ister iktidarın isterse kendi etki alanını oluşturma bağlamındaki tahakkümü şeklinde tezahür edecek istikamet çizme, toplumu yönlendirme ve belirli bir istikamete sürükleme şeklinde olsun kabul edilemez.

Medyanın amacı, kamu otoritesinin sözcülüğünü yapmak ya da kendisini kamu otoritesinin yerine koymak olmamalıdır. Medya, dördüncü kuvvettir ancak medya kamuoyunu temsil etmez. Medyanın bir devlet aygıtına dönüşmesi, medya sahiplerini, editörleri, gazetecileri kamu hizmeti anlayışından uzaklaştırır ve mediokrasi (medya demokrasisi) ortaya çıkar.

Medyanın amacı konusunda dikkat edilmesi gereken bir husus da kanı ve kamuoyu kavramlarının iyi ayırt edilmesidir. Kanı ve kamuoyu kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Medya, objektif bilgileri toplumun istifadesine sunar ve toplumda kanı oluşmasını sağlar. Kamuoyu oluşturma ise toplumu yönlendirme faaliyetidir ve kanı oluşturmadan farklıdır.

Medyanın bilgilendirme ve iletişim sağlama amacı, eğitme, yargılama, yönlendirme ve kamuoyu oluşturmaya dönüşürse, medya okul, yargı ve diğer toplumsal kurumların işlevini üstlenir ve halka yön verme rolüne bürünerek devletin büyük bir gücü haline dönüşebilir. Bu da demokrasilerde makbul değildir.

Mediokrasi dediğimiz medya demokrasisi, bireylerin devredilemez haklarını, devletin üç temel gücü yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığı prensibiyle dengelenen mekanizmayı büyük bir güç halinde bozar ve demokraside dengesizlik oluşabilir.

Medya, başlı başına denetimden bağımsız bir alan değildir olmamalıdır da. Medyanın gerek haklar ve görevler gerekse özgürlük ve sorumluluk noktalarında üzerine düşenler vardır. Medya, halkın temsilcisi de değildir, olmamalıdır. Medya objektif olmak zorundadır. Medya ne devletten yana ne de halktan yanadır; ne devletin temsilcisidir ne de halkın temsilcisidir. Medya doğru bilgiyi, medyanın etik kurulları çerçevesinde topluma sunmak ve toplumda bir kanı oluşmasını sağlamakla yükümlüdür.

Medya siyasiler gibi amaç odaklı hareket edemez. Halkı eğitmek ve halkı yönlendirmek gibi bir faaliyet içine giremez, girmemelidir. Bütün bu bahsettiklerimiz ideal bir medya için geçerlidir. Günümüzde medyanın dünyanın hemen hemen tümünde denetiminin zorlaştığı, medya devlet ilişkilerinin menfaate dayalı bir hâl aldığı, medyanın zaman zaman siyasilere sözcülük yaptığı, zaman zaman halkı eğitmeye çalıştığı, zaman zaman kamuoyu oluşturduğu bir süreci gözlemlemekteyiz. Bazen de siyasi erkin medyayı ekonomik ve siyasi baskılarla kendi emelleri için kullandığı görülmektedir.

Medyanın “kamu gözcüsü” rolünün medyanın politize ve muhalif olduğu dönemlerde işlevsel olduğu, günümüzde medyanın çoğunluğunun eğlence araçları haline geldiğini savunan James Curan, “Artık kamusal olaylarla ilgili haberler medya içeriğinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmaktadır” der.

James Curran’ın üzerinde durduğu medyanın magazinsel ve eğlenceye yönelik haberler yapması günümüzde en önemli sorunlardan birisidir. Bu bakımdan medyanın ne yazdığının değil, neleri yazmadığının görülmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?