İnsanın Kişisel Tarihini Kaybetmesi

Biz onu evinin salonuna kurduğu zengin kütüphanesi, ikram severliği ve kitaplara olan sevgisi ile tanıdık… Titiz bir hanımdı, evi her zaman temiz ve düzenli olurdu. Vakit israfına karşı hassastı ve günün büyük bir çoğunluğunu kütüphanesinde kitaplarla geçirirdi. Kelam, felsefe, psikoloji ve tarih alanında geniş bir birikime sahipti ve ziyaretine gittiğimizde bize tavsiye ettiği bir roman mutlaka olurdu. Okuduğunuz her romandan kendinizden bir şeyler bulursunuz derdi.

Kendine münhasır özellikleri ile tanıdığımız Muhterem Hanımefendi’ye demans teşhisi konulduktan sonra değişen hayatı hepimizi derinden yaraladı… Vaktinin çoğunu kitaplarla geçiren ve zengin birikimleri ile hayatımıza dokunan hanımefendi için artık kitaplar sadece bir şekilden ibaretti. Her şey sıfırlanmış, olaylar, isimler zihninden tamamen silinmişti. İşgal edilen bir ülke gibiydi her şeyini kaybetmişti ve kaybettiklerini geri getirebilme şansı yoktu. Onunla birlikte evi de yoksullaşmıştı…

Ülkelerin olduğu gibi insanların da bir tarihi vardır… Ve insanın kişisel tarihiyle birlikte bütün bilgi ve birikimlerini kaybetmesi ne acı! Buradasınız, buralısınız ama her şeye yabancılaşmışınız. Hiç bilmediğiniz bir ülkeye taşınmış gibisiniz ve küçük bir çocuk gibi objeleri yeniden tanımaya çalışıyorsunuz…

İstanbul onun çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği şehirdi. Burada yaşayan insanlar onun her sabah karşılaştığı, selamlaştığı, sohbet ettiği insanlardı… Bu sokakları, bu araçları, bu insanları avucunun içi gibi bilirdi. Peki, ne olmuştu da her şey silinip gitmişti. Dilini bilmediği bir beldeye sürülmüş gibiydi. Bu yabancı şehirde her şeyi bir tehdit olarak algılıyordu. İnsanlar neden küçük bir çocuk gibi gözlerinin içine bakıp bir şeyler öğretmeye kalkıyorlardı! Buna hiç anlam veremiyordu… Korkuyordu…

Güne erken başlıyor ve kahvaltıyı kitaplarının bulunduğu ortamda yapmaya özen gösteriyordu. Bu alanın nedenini bilmediği bir cazibesi vardı. Artık okuyamıyordu ancak kitapları alıyor, karıştırıyor ve tekrar geri koyuyordu. Bunları yaparken çocukluğunda oyunlardan aldığı hazzı yeniden yaşıyor ve kendini iyi hissediyordu.

Bilgi ve birikimleri ile çevresinde herkesin itibar ettiği hanımefendi çocukluğa geri dönmüştü. Bulunduğu alanda her şey yabancıydı, çocuklarının isimlerini telaffuz ediyordu ama simalarını tanımıyor ve iletişim kuramıyordu. Temel ihtiyaçlarını ifade edebiliyor acıktığında mutfağa geçip ekmeğe ulaşıyor, çay ve kahveden vazgeçemiyordu ama geçmişe dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Hafızası ile birlikte duygularını da kaybetmiş, yaşadığı şehre değil bedenine, ruhuna ve kimliğine de yabancılaşmıştı.

Sevinç, mutluluk, hüzün, öfke, özlem, kırgınlık, affetmek… Bütün bunlar bize varlığımızı hissettiren ve insanlarla ilişkilerimizi sürdürmemizi sağlayan duygusal bir servetmiş meğer… Duygularınızın zenginlikleriniz olduğunu düşünmüş müydünüz? Düşünsenize… Hayatınızı fiziki olarak sürdürebilmek için ekmeğe ve suya ulaşıyorsunuz fakat insanlarla hiçbir bağ kuramıyorsunuz… İçi boşaltılmış bir saray gibisiniz…

Çocukları, olur da hatırlar ümidiyle isimlerini yüksek sesle telaffuz ediyor ve mümkün olduğunca yakın temasta bulunuyorlar. Fakat o hiçbir şey hatırlamıyor… Sadece elinden tuttuğunuzda, göz teması kurduğunuzda, gülümsediğinizde yüzünün rengi açılıyor ve sevildiğini hissediyor. Herkesi, her şeyi unutmuş ama sevgiyi tanıyor ve sevgi gösterildiğinde olumlu tepkiler veriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler