Nefret de Bir Gün Nefret Eder

Oruç ayında, oruçlu ağızların yoğunluğunda iyilik güzellik rahmetinin insanlık üzerine ağdığı bir zamanın sonundayız. Gönül kapılarının sonuna kadar aralandığı, aralanması gerektiği bir dönem yaşandı, yaşanması gerekti. Ne ki bu, sadece görünümde, var gibiydi. Hissedebildik mi? Nasıl da zor bir soru. Buna olumlu karşılık verilmesi, koca bir ayın merhamet ve sevgi kuşanmışlığıyla olunması gerekirken… Kimi zaman unutulmuş sözcüklerin hayatta hakkıyla yer almasını arzuladığımız, hayfımızı, endişemizi gerektiren hâl ve durumlardan ne çok uzağız. Heyhat! Binlerce kez heyhat!

Bu yazı bir arife günü, bir seçim yoğunluğunun son on günü içine girildiği bir zamanda yazılıyor. Bunu yazarken dilimize gelen, musallat olan olumsuzlukların yazıya, düşünceye yansıması da ne yazık ki bizim tercihimiz. En yakınlarımızla yüz yüze gelemediğimiz, kimi zaman konuşulması gerekenleri konuşamadığımız, susmayı ve yutkunmayı tercih ettiğimiz günler içindeyiz. Bir bayram arifesinde olmaması gereken hâl ve durumların içindeyiz.

Nefret zehri, dillerimizde, gönüllerimizde, bakışlarımızda hemen bütün hâllerimizde. Ekranlara, sokaklara, insanlara bakamıyoruz. Rahat bir ruh hâli içinde değiliz. Sosyal medyada ekranlara yansıyan her paylaşım nefret yüklü. Zehir kusuluyor. Sevgiden, merhameten yoksunluk diz boyu. Boğuluyoruz.

Toplumdaki kamplaşmalar, parçalanmalar, kaçışlar nefretin sonucu. Bunda herkesin payı var. Herkes büyük yangını körüklüyor, yel estiriyor, bu, kasırgaya dönüyor, dünyamızı kasıp kavuruyor. Daha çok daha çok ivme kazandırılıyor.

Günümüzün ruhu karardı, insan kararttı. Biz kararttık. Birbirimize olan kapıları, pencereleri, yolları kapattık. Demir perdeler ve duvarlar ördük.

Öfke putumuzu nefret ile yükledik, şişirdik. Birbirimize ulaşmanın yollarını tıkadık, kanallarını kestik. Gurur putumuzla övündük, küçümsedik. Bu, genledir, Müslümanların hâllerinin bir oruç ayında bile olsa ne hâlde olduğumuzun göstergesidir. Başkasını töhmet altında tutmak yerine önce kendimize bakmamız gerekir. Bilinçli ve sorumlu bir Müslüman isem, insanlıktan sorumluyum. Müslümanların hâl ve davranışlarından sorumluyum. Putlarımızı çoğaltmaya katkı sağlıyor isem sorumluyum, eli kalem tutan ben isem, düşünüyor ve yazıyor isem, kritik edemiyor, eleştiremiyor, kusurları ve iyilikleri göremiyorsam sorumlu benim. Putların daha azmanlaşmasına, katılaşmasına, dokunulmaz olmasına neden olunuyorsa bunda benim de payım var. Ben kalemimden ve kendimden sorumluyum. Herkesin bir sorumluluk alanı var. Avamın, halk tabakasının düşünmeye ne gücü ne zamanı var. O önündekilere bakıyor.

Medya tam bir karanlık köpürtücü, püskürtücü. Basit olarak başlayan bir eylem bir hareket, bir oluş zaman içinde önlenemez bir tehlikeye dönüşüyorsa bundan elbette ki ben sorumluyum. Cesaretsizliğimden, korkaklığımdan, çekingenliğimden, çıkar tutkumdan kaynaklanıyordur.

İnsan onuru her şeyin üzerinde. Kişilik zedelenmesi bir başlangıç oluşturur, bu, zamanla önü alınamaz bir çürümeye götürür.

Nefretin bini bin para, eski deyimle. Şimdi bunu nasıl izah edeceğiz, yeni bir dil gerekli, yeni bir bakış, bir düşünüş, bir anlayış. Zor bir dönemden geçiyoruz. Zehir saçıcı unsurlar çok güçlü ve etkili.

Elbette bunun da bir sonucu olacak. Hiçbir put kalıcı değil, olamaz. Nefret putu en çok düşman biriktireni. Kendi putunun halkasını, kozasını örerken karşı putların kavileşmesine, daha da katılaşmasına neden oluyor.

Gurur putu insanın cehennemi olur zamanla. Nefret gururun bir sonucu, bir eseri, bir ürünü. Adına ne denirse densin insanın cehenneme yol azığı, göstergesi ve götürücüsü.

Evet, gün gelir nefret de nefretten nefret eder, ikrah eder, ilençler. Olması gereken bu.

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Son dönemde TL'nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybının asıl nedeni sizce hangisidir?