Metal yorgunluğu mu, beyin yorgunluğu mu?

Güzel ülkemizin yönetimine talip olan adayların seçim çalışmalarını ve mitinglerini dikkatle ve ibretle izliyoruz. Hemen hemen her adayın ufak tefek de olsa yanlış sözleri ve hatta gafları olabiliyor.

Yalnız biri var ki, rakibini köşeye sıkıştırma ona bir şeyler isnat etme uğruna, o kadar bariz yanlış yapıyor ki, bunu aklıselim bir insan değil sıradan bir vatandaş dahi yapamaz. Bir zamanlar metal yorgunluktan bahsediliyordu. Bu gerekçe ile iktidar partisi hemen hemen tüm teşkilatlarını revize etti. Hatta seçilmiş belediye başkanlarını da görevden aldı. Bu, kendilerince belki de doğru bir yöntemdi. Ama bu metal yorgunluk, sadece bunlar için mi olmalıydı? Bir beyin yorgunluğu söz konusu olamaz mı? Yoksa siyasetin en popüler ismi ve zirvesinde olan bir kişinin bu kadar bariz yanlış yapacağını düşünmek akıl kârı mıdır? Kendisinin doğumundan yıllar önceki iktidara bir şeyler isnat etme uğruna yaşamış, görmüş gibi düşünmesi, daha yakın bir tarihte köprünün satışını kimin yaptığını, kimin engellemek istediğini karıştırması, bir beyin yorgunluğu değil de nedir? Şundan da anlıyoruz ki, ülkenin içinde bulunduğu problemleri çözme hususunda, yorgunluktan olacak ki bir öneri veya bir proje ortaya koyamıyorlar. Ancak bir kasaba belediyesi başkan adayının topluma vaat edebileceği kıraathane açma ve bedava kek verme popülizmini düşünebiliyorlar. Bunları duyduğunda insan gülmekten kendini alamıyor. Ya sizin bu söylediğinizi Milli Gazete’nin Ankara Temsilcisi ve Saadet Partisi’nin Basın Müşaviri Mustafa Yılmaz aylar önce aştı. Yani koskoca bir ülkenin Cumhurbaşkanı bu işlerle uğraşmaya kadar mı indi? Yoksa bu işler Cumhurbaşkanı seviyesine mi çıktı? Ama bu topluma ne söyleseler hoş geliyor. Adam olumsuz bir şey söylüyor, ona bile alkış tutup ‘eveeeet’ diye bağırıyorlar. Demek ki bu toplum bundan anlıyor, bunu istiyor. İşsizliği nasıl çözeceksiniz? Enflasyonu nasıl önleyeceksiniz? Dövizin yükselişini nasıl durduracaksınız? Çitçiyi, köylüyü nasıl kalkındıracaksınız? İhracatı artırıp, ithalatı nasıl azaltacaksınız? Bu tür soruların cevabını aramayan, istemeyen bir topluma demek ki ancak kek politikası ve sadaka ekonomisi gerekli. Dış politikadaki ülkemiz aleyhine olumsuz gelişmeleri, kendi lehine çevirip, mağduriyet rolü oynayan ve silahlı kuvvetlerin başarısı üzerinden kahramanlaşan bir anlayışı miting meydanlarında coşku ve alkışlarla taltif ederseniz kaybedeceğimiz beş sene daha görünüyor demektir.

Şimdi diyebilirsiniz ki, bu böyle de diğer adaylar ne yapıyor? Topluma vaat ettikleri ya da inandırabildikleri ne var? Evet, bu hususta bir şey var ki, o da Saadet Partisi Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun ortaya koyduğu problem ve çözüm önerileri, dinlemeye ve anlamaya kayda değer. Lakin algı yönetimi iş başında. Anketörler, yandaş medya, işgüzar yorumcular Temel Bey’i dinlememiş ve anlamamış gibi görüntü vermekteler. Malum çevreler öteden beri seçim günü yaklaştıkça daha fazla mesai yaparak, işlerine gelmeyeni ekarte edip, menfaatlerine uygun düşeni iş başına getirme çabaları onlar için vatani vazifedir.

Teşbihte hata olmasın. Toplumu tenzih ederek ve özür dileyerek, şu kıssayı yazmak istiyorum: “Kendisini ilah ilan eden Firavun, bir gün şeytanı huzuruna çağırır. Şeytan gelir, kapıyı çalar. Firavun da, ‘Kim o’ diye seslenir. Şeytan seslenince kapıyı açar. Şeytan, ‘Sen nasıl Allah’sın ki benim kim olduğumu bilmiyorsun’ der. Firavun şeytana kızar ve der ki: ‘Ben Allah’ım, sen de benim peygamberimsin. Git, insanları kandır, bana kul sana da ümmet topla getir.’ Şeytan gider bir torba içerisine hoplayan, zıplayan kurbağa, çekirge, solucan türünden ne kadar yaratık varsa toplar, torbasına koyar, Firavun’un huzuruna çıkar. Firavun, ‘Getirdin mi?’ der. Şeytan da, ‘Getirdim’ der ve torbanın ağzını açar. Her bir hayvan hoplayıp zıplamaya başlayınca Firavun çok kızar ama şeytan der ki: ‘Senden Allah, benden de peygamber olursa bunlardan da kul ve ümmet olur.’ Firavun şeytana, ‘Evet ben de biliyorum. Ben Allah değilim, sen de peygamber değilsin. Ama insanlara böyle göründük’ der.”

Allah kimseyi şeytanlardan ve şeytanlaşmışlardan etmesin. Bütün Müslümanları korusun. Âmin. Tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını niyaz ederim. Vesselam...

 

 

 

 

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?