Reklamı Kapat

Devlet benim

Fransa Kralı XIV. Louis’in (1638-1715) “Devlet benim” (L’État c’est moi) sözü siyaset biliminde çok tartışılır. XIV. Louis, söz konusu ifadesi ile birlikte devlet ve hükümet ayrımının olmadığını dile getirir. Modern devletin, klasik devletten en önemli farklarından biri devlet ve hükümet arasında bir ayrım yapılmasıdır. Söz konusu ayrımdan dolayı hükümetin güçlü olması devletin güçlü olduğuna işaret etmez. Her ne kadar kimi zaman hükümetin gücü ile devletin gücü arasında bir kolerasyon olsa da bu ilişkinin ebediyen paralel bir şekilde devam edeceğini söyleyebilmek mümkün değildir. Hükümetin devletleşmesi anayasa veya kanun yoluyla engellenir. Bu engellerin en önemlilerinden biri yargı erkidir.

Yargı erkinin bağımsızlığı hükümetin mutlak gücü devşirmesinin önündeki en önemli engeldir. Yargı, bağımsızlığını yitirir ve taraf tutarsa devlet gücünü yitirmeye başlar. Yasalarda belirtilen suçları işleyen herkes yargılanır. Bu yargılanma hakkaniyetli bir şekilde yapılıyorsa ortada bir hukuk devletinin olduğu ifade edilebilir. Hukuk devletinde cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve bürokrasinin çeşitli kademelerinde görev alanlar dâhil olmak üzere yasalarda belirtilen suçları işleyen herkes yargılanır. Üst düzey bir yöneticinin kendisi, oğlu, damadı veya ülkenin önde gelen zenginlerinden biri olmanız yargılanmanıza engel teşkil etmez. Bunların dışında hukuk devletinde kurunun yanında kimsenin yaşı yakma gibi bir lüksü olamaz. Masumların yargılanıp tutuklandığı bir ülkede hukuk rafa kalkmış demektir. Bundan dolayı yargı suçlu ile suçsuzu iyi ayırt etmeli ve suçu kanıtlanmamış kişiye masum gözüyle yaklaşmalıdır. Bir devlette yargılama gücünün kime ait olduğu yasalarda belirtilmiştir. Yasalarda belirtilen yargı gücünden başka kimsenin insanları yargılama hakkı olamaz. Bu nedenle güçlü devlette herhangi bir kimsenin “racon” kesme gibi bir lüksü olamaz. Eğer üst düzey yöneticilerden biri “racon” kesmekten bahsediyorsa devletin gücü zayıflamaya başlamıştır. Çünkü devlet “racon” kesmez. “Racon” kesmek mafyanın işidir. Devlet sadece yargılar.

Yerel yönetimlere bakıldığında ise valiler bulundukları illerde hem devleti hem de hükümeti temsil ederler. Valilerin devleti temsil etmelerine ek olarak hükümeti de temsil etmeleri hükümeti elinde bulunduran partiye göre hareket etmeleri gerektiği anlamına gelmez. Eğer valiler parti ile birlikte hareket ederlerse devletin temsilciliği konumu yitirirler. Çünkü devlet kurumlar, partiler veya vatandaşlar arasında tarafsız bir şekilde hareket etmek zorundadır.

Türkiye’nin son dönemleri incelendiğinde hükümetin gücü artarken devletin gücünü yitirmeye başladığı görülmektedir. Gerek Şamil Tayyar gibi milletvekillerinin zenginlerin rüşvet karşılığında işledikleri suçlardan yargılanmadığını dile getirmeleri gerekse de üst düzey birçok yöneticinin yargıya güven duymadığını ifade etmesi ve hükümet üyelerinin yargıya müdahale etmeleri yargıya duyulan güveni ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bir kısım MHP mensuplarının Saadet Partisi mensuplarına saldırmaları ve onları darp etmesinin akabinde Ankara Valiliği’nin yayınladığı açıklama metni incelendiğinde metnin bu kadar aşırı tarafsız (!) bir şekilde kaleme alınması devletin gücüne gölge düşürmektedir. Darp edilenlerin tümünün Saadet Partisi mensubu olmasına rağmen metinde sanki saldıran ve darp eden Saadet Partisi mensuplarıymış gibi ifadeler kullanılmıştır. Maalesef valilik, şu anda hükümetin küçük ortağı konumunda bulunan siyasi partinin il başkanlığıymış gibi açıklamalar yapmıştır. Bu durum valiliğin iktidarın güdümüne göre hareket ettiğini göstermektedir.

Eğer hükümet kendi gücünü devletin gücüne göre öncelemeye ve devlet kurumlarının yöneticiliğini yapanlar buna hizmet etmeye devam ederlerse devletin beka sorunuyla karşılaşması kaçınılmaz olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?