Gizle

Bu İş Buraya Kadar mıymış?

Emperyalizmin Kudüs sorunu ile ilgili asla karamsar ve umutsuz değiliz. Umutsuzluk ve karamsarlık bize haram, yasak. Hayatta bir tek kişi kalsak bile, biz bize düşeni yerine getirmekle yükümlüyüz. Ne ki, gelişmeler ve yaşanacakların sonuçları şimdiden belli. Görünen köy kılavuz gerektirmiyor. Her şey ayan beyan ve ortada. Bu gelişmeler ile ilgili kendimizi hamaset ile aldatmanın zamanı olmasa gerek, artık bunları kaldıramayız. Hamasî, yani duygusallıkların da etkisi veya gerçeğe uygunluğu bir yere kadar. Gerçekçi olmak zorundayız.

Eğer bir devlet yaptırım yerine muhalefet sorumluluğunu üstlenmişse, sokaklara düşüyorsa bu eylemin ancak sıradan bir gösteriden öteye geçmeyeceğinin göstergesi oluyor. Bu tür girişimlerin bir değeri vardır. Şöyle ki eğer ümmeti bütünüyle ayağa kaldıracak bir hamle olacak ise başımızın üstünde yeri var. Milletin ayaklanması yönetimleri zorlayacaksa, bununla bir sonuca gidilecekse söyleyecek sözümüz olmaz. Şu “Arap Baharı” yutturmacasının sonuçları da ortada. Emperyalizm bir dalgayı başlatıyor, sonra da kendine göre yönlendiriyorsa sonuçlarının ne olacağı kestirilebiliyor.

Bir devletin temel sorumlulukları var. Eylemde, sonuç getirecek hamlelerde bulunmak. Her devletin konumu gereği olanakları var ya da yok. Bu, her zaman için olası, bu gibi durumları göz ardı edemeyiz. Bir devletin yöneticileri, üzerine düşeni yerine getirmek zorunda. Yaptırım gücü var mıdır yok mudur bu, çok da önemli değil. Önemli olan sonuç getirecek etkili girişimlerin olması. Geçmişten gelen bağlayıcılıklar var ise, geleceğe dönük bağlayıcılıklar hesap dışı edilemez. Mutlaka sonuç getirecek yollar bulunur. Niyetlere bağlı girişimler önemli. Geçmişte olduğu kimi durumlardaki duygusallığın nasıl sonuçlandığı ortada. Bunlar o anlık duyguların kabarmasıyla köpürtülür, zamanla unutulur gider. Somut olan durumlar var. Musul, Kerkük, Şam gibi. Bunlar artık bizim yeni birer vilayetimizdi. Plaka numaraları bile belirlenmişti. Duygusal toplumlar çok çabuk unuturlar. Unutkanlıkları üzerine yoktur.

Kudüs sorunu ortada, üzünülecek bir durum. Ustaca oynanan oyunun bu evresinde de oyunun sonucu ve rengi belli. Kudüs sorunu sorun olmaktan çıktı artık. 1946 yılından beri istenilenlere adım adım ulaşılıyor. Bunları yutkunarak ve içimiz acıyarak yazıyoruz. Yıllardır içimizde taşıdığımız yaranın acıların artık sonuna gelinmiş bulunuluyor. Çünkü görünürde oyunun finali çok acı ama burada bitiyor.

Emperyalizm ve bağlıları bir bütündür. Hedef şaşırtmada mahirdirler. I. Irak işgalinden beri bölgemizde oluşacak bir hamle ile birlikte mutlaka yapaylıklar gündeme gelir. Bunların başında da Kuzey Kore gelir. İstenilen sonuçlar elde edilince artık Kore sorunu da gündem dışı olur.

Bu devletçiklerle bu kadar. Bu kralcılıklarla buraya kadar. Duygusallıklarla bir toplum bir yere kadar eyleme geçirilir, enerjileri boşaltılır, sonra da oturulur. Sonuç almak yerine enerjileri boşa çıkarıyorlar, tükenmelerine neden oluyorlar.

İsrail kurulduğundan beri bir sorun. Amacına adım adım ulaşıyor. Ülkemizde yayımlanan Şalom gazetesi ve bülteninde açık bir biçimde şu ifade ediliyor. Mealen: “Artık Kudüs sorunu burada bitmiştir.” Şunu demeye getiriyor boşuna çırpınıyorsunuz.

Müslümanların entelektüel sorunu var. Entelektüeller siyasanın ve duygusallığın savuruluşundadırlar. Düşünce üretmiyorlar. Dalgalara duygusal kapılıyorlar, kitleleri bu anlamda yönlendiriyorlar. Elbette bir sonuca da varılamıyor.

Kudüs bilinci milletimizin önceliklerinden. Bölgeyi doğrudan ve tamamen ilgilendiriyor. Adım adım mevzi kaybediyoruz.

Müslümanlar yeniden bir çıkış yakalamak zorunda. Zaman daralıyor. Entelektüeller sorumluluklarını üstlenmelidirler. Yoksa bu tutumla bir yere varılamaz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?