Gizle

 “İsrail’i bir “devlet” olarak ‘tanıma kararı’ geri alınmalıdır!”

* Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç diyor ki; “Ortadoğu’daki sorun, Kudüs’ün İsrail tarafından başkent ilan edilmesi sorunu değildir. Asıl sorun, “İsrail” adıyla bir meşru devletin varlığı sorunudur. İsrail, sınırları milletlerarası hukuka göre belirlenmiş olmayıp, işgal ve yayılma esasına göre oluşturulmuş bir ‘haydut devlet’tir. Başka bir ifadeyle, İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu karakoludur. Bir “devlet” olarak tanınmış olması ve başta Birleşmiş Milletler olmak üzere pek çok uluslararası örgüte “üye” olarak kabul edilmesi, İsrail’e meşruiyet kazandırmamaktadır.”

* Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç diyor ki; “Buna rağmen, halkı Müslüman olan ülkeler gibi Türkiye tarafından da bir “devlet” olarak tanınmış olması karşısında, İsrail’le ilgili sorunların milletlerarası hukuk kuralları çerçevesinde bir çözüme kavuşturulması gerekir. Milletlerarası hukuk alanında bu konuda pek çok çare bulunmaktadır. Bu çarelerden biri de, İsrail’i bir “devlet” olarak ‘tanıma kararı’nın geri alınmasıdır.”

* Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç diyor ki; “İsrail’e karşı Milletlerarası hukuk çarelerine başvurulmadan, ceberut ve işgalci uygulamalarına karşı salt “kınama” ve “lanetleme” mesajı yayımlamakla, ancak halklar kandırılmış olur veya halkların kandırıldığı zannedilir.”

* Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç diyor ki; “Filistin topraklarını işgal eden bu haydut örgütlenmesi “devlet” olarak tanındıktan sonra, bu “devlet”in başkentinin nere olacağı, kendi iç hukuk meselesi olur.”

*  Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç diyor ki; “Milletlerarası hukukta başkentin tanınması diye bir kavram veya kural söz konusu değildir. Kudüs’ün doğusunun Filistin’in başkenti olduğunun veya olması gerektiğinin ileri sürülmesi, batısının İsrail’e ait olduğunun kabul edildiği anlamına gelmektedir. Bu da söz konusu haydut “devlet” in tanınmaya devam edeceği anlamına gelmektedir.”

***

İzzet Özgenç hoca ile dün sohbet ettim, konuştum…

İzzet hoca şu dikkat çeken notu da ekledi; “Bugüne kadar tanınan bir devlet kararının geri alınmasının örneği yok. Ama bu olmayacağı/olamayacağı anlamına da gelmez…”

Şunu da iletmiş olayım; Özgenç, bu tespit ve değerlendirmeleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da bir “bilgi notu” olarak takdim etti…

***

Prof. Dr. İzzet Özgenç’in görüşleri böyle…

Sahi, bir anda onlarca devletin bu yönde bir adım attığını düşünebiliyor musunuz?

BU FOTOĞRAFTAKİ EKSİK NE?

“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 2017 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri’ni kazananlar belli oldu…

Buraya kadar güzel…

Ama ödül alan gazetelere ve TV kanallarına bakar mısınız;

Hürriyet, Cumhuriyet, Habertürk, Doğan Haber Ajansı, Habertürk TV, CNN Türk TV, TRT Belgesel TV…

Peki, sormak gerekmiyor mu, Türkiye’de gazetecilik, habercilik, TV yayıncılığı yapan başka medya kurumu yok mu?

Örneğin, Milli Gazete, şeker fabrikalarının satılmaması için “uzun soluklu” bir habercilik anlayışını ortaya koydu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti nerede?

Örneğin, Milli Gazete, gençlerimizin uyuşturucu batağına saplanmaması için bu alandaki haberlere özel hassasiyet gösterdi, gösteriyor… Türkiye Gazeteciler Cemiyeti nerede?”

***

Geçtiğimiz günlerde bu sütunlarda kaleme aldım, bu satırları…

Sağ olsunlar, TGC’den şu ana kadar bu satırlara, “Adnan bey haksızlık ediyorsunuz. Şunlara şunlara da ödül verdik…” ya da “Ya haklısınız, hiç olmazsa ödül yelpazesini bundan böyle daha geniş tutacağız…” türünden bir yaklaşım gelmedi…

***

Geçmiş bir yazımdan alıntı yapmamın bir sebebi var;

Benzer bir fotoğrafa, Türkiye Dergiler Birliği (TÜRDEB) ve Dünya Dergiler Birliği (World Periodical Union -WPU) tarafından düzenlenen “9. Uluslararası Dergi Fuarı” kapsamındaki “2018 Uluslararası Dergicilik Ödülleri”nde rastladım.

Nasıl mı?

Milli Gazete tarafından okurlara verilen Milli Çocuk, Maaile ve Fikri dergileri, Sirkeci Garı’nda düzenlenen ve çok yararlı olduğunu düşündüğüm bu fuarda temsil edildi.

Geçen cumartesi ben de Milli Çocuk, Maaile ve Fikri dergileri standındaydım.

Çok da güzel oldu. Cıvıl cıvıl bir ortam… Uzun süredir görmediğim dostları burada görme şansını yakaladım. Düzenleyenlerin ellerine sağlık…

Ama…

Ama’sı şu; daha iki sayı çıkan bir dergiye ödül verilirken, 238 sayı çıkan “Milli Çocuk”a hiçbir ödül yok!

Ödül fotoğrafındaki eksiği görebildiniz mi, acaba?

“Bu fotoğraftaki eksik ne?” sorusunu yöneltirken tam olarak bunu anlatmak istedim…

Bence yakışmadı… Peki, ya sizce!

TEVFİK KILINÇ NELER ANLATTI?

Telefonum çaldı. Açtım. Arayan Tevfik Kılınç…  Saadet Partisi Konya/Selçuklu teşkilatından…  Merhum Cevat Ayhan hakkında yazdığım, “İman ve cihat dolu bir hayat: Cevat Ayhan” başlıklı yazımı okumuş, Tevfik bey.  “Birkaç anım da benim var…” dedi, merhum Cevat Ayhan hakkında. Şunları anlattı;

* “TÜMAŞ’ta beraber çalıştık. 200 kişinin çalıştığı bir şirketti. Recai Kutan da Genel Müdürümüzdü… Baktık, merhum Cevat Ayhan ana dili gibi İngilizce konuşuyor. Sonrasında bir gün merhum biz çalışanlara, “Mutlaka yabancı dil öğrenin.” dedi. Hemen ardından da çalışanların yabancı dil öğrenmesi için ücretsiz kurslar temin edildi. Benim yabancı dilim Fransızca idi. Benim için de özel bir düzenleme yapıldı. Ama tabi hatırlayabildiğim kadarıyla sonunu getiremedik. Şunu söylemek istiyorum, merhum Cevat Ayhan dünyayı yakından takip eden bir insandı…”

* “Yakinen biliyorum; oturduğu apartmandaki tüm komşulara Ramazan ayında iftar verirdi. Kimseyi ayırt etmeden apartmanda kim varsa iftara çağırırdı. Yanılmıyorsam 1991 seçimlerinde apartman sakinlerinin tümü Refah Partisine oy verdiler. Refahlı olmayanlar bile, “Cevat beyin partisi barajı geçsin diye bu seçimlerde oyumuz Refah Partisi’ne…” dediler. O derece sevilen ve sayılan bir isimdi…”

***

Tevfik Kılınç, zaman zaman beni arayan ve farklı konularda görüşlerini ifade eden, düşüncelerini paylaşan isimlerden.

Bugün Ramazan’ın birinci günü…

Merhum Cevat Ayhan’a “hayır duası” dileğiyle diğer anısı ile birlikte Ramazan hatırasını da bu vesile ile aktarmak istedim…

Teşekkürler…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?