Reklamı Kapat

Sürü psikoloji ve nevrotik travmalarımız

Sosyoloji öğrencisi bir grup öğrenci, Kadıköy vapur iskelesinde sosyal bir deney yapmıştı. On yılı vardır. Akbil gişelerine yakın bir duvara içinde avuç içi görülen bir kâğıt yapıştırmışlardı. Altında, “Akbil basmadan önce buraya elinizi okutunuz” notu vardı. Kimse umursamamış başlarda. Bir süre sonra ekipten bir genç kâğıdın yanına gelip yazan notu yüksek sesle anons etmeye başlamış. Sesi duyanlarda telaş yavaş yavaş başlamış. Önce teklemeler, acabalar. Elini duvardaki kâğıda basan yok. Ekipten diğer genç ve peşi sıra önceden ayarlanmış vatandaş gidip önce duvara ellerini koyup akbillerini öyle basınca herkeste bir rahatlama başlamış. Ve gönül rahatlığıyla eğitim seviyesi kısıtlaması olmaksızın herkes önce duvara elini koyup sonra gişelere yönelmiş.

Sürü psikolojisi deniyor değil mi? Birinin sesi yüksek çıkıyor diye haklı olması mantıklı değil. Örnekleri var diye yahut çoğunluk iştirak ediyor diye bir işlem meşru olamaz. Akıl ve mantık devre dışı bırakılamaz. Bir kere devre dışı bırakırsanız fikri kıyametinizi yaşadınız demektir. Alışırsınız. Hareket etmeden önce bir ses, yönünüzü karar vermek için önünüzde yürüyen adımlar aramaya başlarsınız. Varacağınız yeri hesap etmenize gerek yok. onu düşünmeye vaktiniz olmayacaktır. Çünkü aklınızla çıkmamışsınızdır bu yolculuğa. Gözünüz ve kulağınızla çıkmışsınızdır. Reflekslerle hareket etmenin adı yaşamak olmasa gerek. Yaşamak gayret demek, bedel ödemek demek, akıl demek, mantık demek, fikri takip demek, o demek bu demek. Ama mevcut hareket halimizin adı olamaz, olmamalı…

Politika dediğiniz tutarlı hikâyeler bütünü. Politikacının işi inandırmaya çalışmak olacaktır elbette. Fakat muhatap politikacıya inanmak adına bir ön kabul sahibi ise kamu yararı bunun neresine konumlanabilir. İnsan bu; işine geleni duymak isteyecek, verdiği kararın doğru olduğuna inanmak isteyecek, alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyecek. İnsan olmanın ezberi bu olmamalı biliyorum. Yaratıcı bize bunu hatırlatmak için her sene bir ay bizi rahmete gark etmiyor mu? 30 gün boyunca gündüz alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Tiryakiyi tiryakiliğinden uzaklaştırıyor. Buradan ders çıkarmak gerekmez mi?

Her şey değişir. Gecenin ömrü fecre kadardır. Gün değişir, tarih değişir, yüz değişir. Doğal seyrinde değişenlerin dışında insan yapımı sistemlerin hepsi değişir. Değişmelidir. Kendiliğinden değişmesini beklemek kolaycılık olur ama. Bu değişimde senin de faydan olmalı. Bunun bir parçası olabilmelisin. Kendi yaşam standartlarını; yetmez dünya için öngördüğün standartlarını belirlemen elzem. “CHP” gelmesin diye bir standart olamaz. 68 yıllık siyasi tarihte altı buçuk sene -o da koalisyonlarla- iktidar olmuş bir parti üzerinden fikir konumlandıramazsın. Birini çok seviyorsun diye geleceğini sevgi üzerinden belirleyemezsin. Düşmanca ilişkilerini artırıyorsa tercihin, dostunu değiştireceğine, komşunu değiştireceğine, akrabandan vazgeçeceğine tercihini sorgulamalısın. Hepimizin bu ülkenin bir parçasıyız. Çocuklarımızı bu topraklar üzerinde büyüteceğiz. Kendimizden sonra gelenlere bıraktığımız dünyadan da sorumlu olduğumuzu unutmamak lazım.

16 yıl. Tek başına karar alabilen bir iktidar için bulunmaz nimet. Nimetti demeliyim. Bugün hala çığ olmuş zaman içinde bugüne kadar büyüyegelmiş sorunlarımızı göz önüne alırsanız, iktidarın söyleyeceği her şey tutarsızdır. Her kanalda onların çıkması, seslerinin daha yüksek çıkıyor olması, mitinglerin belediye kalabalığına boğulmuş olması haklı oldukları anlamına gelmiyor.

Tamam. Herkes akbil basmadan önce duvara elini okutuyor ama o duvardaki boş bir kâğıttır. Elinizi okutmasanız da olur bence…

Kalbinizin sahibine emanet olun efendim.

Eyvallah!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Fazıl Demirkol - Hayvanların insanlardan üstün olan bazı meziyetleri vardır.Örneğin bazılarının koku alma duyuları insanlardan kat kat fazladır. Fillerin yüzeye en yakın su yatakların koklayarak bulabilmeleri gibi.Sürüler halinde,içlerinden birinin öncülüğünde yiyecek ve su bulabilmek için devamlı arayış içinde oldukları ve göç ettikleride biliniyor.Hep aynı yerde kalsalardı nesillerini devam ettiremezlerdi.Atalarımız tebdll-i mekanda ferahlık vardır demişlerdir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 06:58
01

Ebu Zerr - Bizden de Eyvallah. Sosyal psikoloji, siyaset psikolojisi ve siyaset sosyolojisine dayalı gerçek ve örnekli samimi bir tespit. İlk defa yazınızı bu gece okumak nasip oldu. İyiki de okumuşum. Tam yerine oturmuş. Beğenmek ne kelime müthiş bir sadelik. Doğal, sade ve tarafsız bir yazıya ancak şapka çıkarılır. Bende şapkamı çıkardım. Selamlar.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 02:19

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?