Reklamı Kapat

Düşün

“Efela tetefekkerun”, “efela ta’kilun” ayetleriyle başlamak istiyorum. “Hiç tefekkür etmez misiniz, hiç düşünmez misiniz?”, “Hiç akletmez misiniz?” diye Kur’an’ın pek çok yerinde Cenab-ı Hak (C.C.) bu tür soruları sorarak bizleri düşünmeye, aklımızı kullanmaya, gaflete dalmayıp uyanık kalmaya, Rabbimizi, kendimizi ve Yüce Allah’ın (C.C.) ayetleri olan ve mükemmel bir şekilde yaratılan kainatı anlamaya... sevk ediyor, yönlendiriyor. Hatta şunu da çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ilk emir olan OKU ayeti, kainatı okumaya, kainat üzerinde tefekkür etmeye, o büyük nizam ve intizamı, o muazzam sanatı görmeye, bizlere bahşettiği bunca nimeti görüp üzerinde düşünmeye ve Rabbimizin büyüklüğünü, azametini, merhamet- şefkat ve cömertliğini, ata ve ihsanını... görmeye davet ediyor bir nevi. Ya da insanlık aleminde ve özelde o dönemin cahiliye Arap toplumunda yaşanan her türlü zulmü ve ahlaksızlığı, şirk ve azgınlığı gör, dikkatli incele, bu olup biten hadiseleri dikkatlice oku, idrak et ve gereğini yap diyor Cenab-ı Hak. Henüz Kur’an-ı Kerim inmemiştir ki O okunsun.

İlk talimatın, ilk ilahi fermanın OKU olması düşündürücü değil mi? Bir nevi Allah (C.C.) Peygamber Efendimize (S.A.V.) oku, idrak et, düşün, tefekkür et, büyük sanatçıyı tanı, seni yaratan Rabbini tanı, kim tarafından yaratıldığını bil, her şeyde Allah’ın adı ve imzası vardır, ne yaparsan yap O’nun adıyla yap, O’nun adıyla oku, O’nun adıyla kurbanını kes, O’nun adıyla ye, iç. Çünkü O senin Rabbindir, seni terbiye edip yönetendir, bundan sonra devam edecek olan risaletinde de seni yönetecektir, sana rehberlik edip yol gösterecektir. İnsanın niye ve nasıl yaratıldığını bil ve düşün, Allah’ın (C.C.) sayısız nimetleri var üzerinizde, unutma, Rabbinin kerem sahibi olduğunu, insanlara çok değer verdiğini, seni eşrefi mahluk olarak yarattığını, kainatı ve içindeki her şeyi emrimize verdiğini; oku, bil ve idrak et. Unutma bunları, sonunda her şeyin, her nimetin hesabı sorulacaktır. Hem oku, hem düşün ve hem de kayıt altına al diyor sanki Mevla’mız. Kalemin gücünü hatırlatıyor, okumanın hemen akabinde kalemden bahsetmesi çok anlamlı değil mi?

Yüce Rabbimiz (C.C.) 23 yıl devam edecek olan ve altı bin küsur ayet-i kerimenin ineceği bu muazzam ve mübarek sürecin ilk ayetlerinin, okumak, düşünmek ve yazmak... olması, bu işin ehemmiyetini çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Resulullah Efendimiz (S.A.V.) de “Bir saat tefekkür ve düşünme bir yıl nafile ibadetten iyidir” buyurmaktadır. Ancak gelin görün ki maalesef belli bir süreden sonra Müslümanlar, bu emir ve fermanları ihmal etmeye, gereğini yapmamaya başladılar. Endülüs Emevileri döneminde milyonluk kütüphaneler kurulmuş, önemli sayıda, üst düzey düşünür ve bilim adamları yetiştirilmişti. Farabiler, İbn-i Sinalar, İbn-i Rüşd ve İbn-i Haldunlar, Biruni, Harezmi ve Ebubekir Zekeriya Raziler, Kindi ve Piri Reisler yetiştirildi hamdolsun. Batı’nın Ortaçağ karanlığını aydınlatmada, büyük katkı sağladı bu İslam bilginleri. Örneğin İbn-i Sina’nın “El Kanun Fıt Tıp” “Tıptaki Kanunlar” diye tercüme edilen 20 ciltlik bu eser, Batı’nın önemli üniversitelerinde asırlarca ders kitabı olarak okutuldu. Bunun gibi pek çok isim ve eser sayılabilir.

Ancak bu durum devam etmedi, inkiraza uğradı. İslam dünyası gitgide okumamaya, düşünmemeye, araştırmamaya başladı. Batı ise kiliselerin büyük baskısına ve Engizisyon mahkemelerinin ağır cezalarına rağmen, Rönesans ve Reform hareketlerini başlattılar. Hatta bir kısım papaz bile bu ilmi çalışmalarda, aydınlanma hareketinde gizli bir şekilde, kaçak olarak yer aldılar. Bu gayret ve uyanma hareketi Batı’da başladığı gibi devam etti. Bu okuma, düşünme, idrak edip hazmetme ve ondan sonra da hayal edip, programlar dahilinde üretme işi, sistematik hale geldi, günümüzde de devam etmektedir. Bilgiye ulaşmada büyük mesafeler aldılar, ancak irfanda, maneviyat ve ilahiyatta, ailenin yapısı konusunda, paylaşım ve yardımlaşmada büyük bir hezimet yaşamaktadırlar. Konumuz bu olmadığı için girmiyoruz. Bilgi ve teknoloji ahlaki değerlerle beraber olursa büyük bir nimettir. Vicdansız, ahlaksız, acımasız ve sadist ruhlu insanların elinde büyük bir felaket olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Sevgili - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?