Gizle

Helal lokma

Can boğazdan geçer. Vücut, kan, kemik, kalp, beyin ve diğer organlardan ibaret değil sadece. Bir de insanın hayatiyetini sağlayan ruhu vardır, görünmeyen manevi değerleri vardır. İnsanı insan yapan dürüstlük, sadakat, emanet, adalet, kul hakkına riayet, ölçü ve tartıda hile yapmamak, şükür, sabır, cihat, infak gibi. Ya da zeka, akıl, irade, konuşma, konuşmayı ve geleceğini hedefleyen, programlayan hayal ve düşünme melekesi, duyarlı veya duyarsız, ilgili veya ilgisiz, sorumlu veya sorumsuz vb. olabilme kabiliyetleri vardır insanların. Kimi insanlar iyilik yapmaktan zevk alır, iyilik elçisi ve iyilik havarisi olabildiği gibi, kötülükten zevk alan, insanlara, hayvan ve bitkilere zarar veren kara yürekli, kötü niyetli, sadist ruhlu biri de olabilir. Bu manevi huy ve karakterleri uzatmak mümkün.

Peki, bütün bunların helal gıdayla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Pek tabii, beslenmenin, helal veya haram gıdanın insan karakteri üzerinde etkin olduğu bilimsel bir gerçektir. Siirtli büyük âlim Molla Halil El Isırdi bu konuda “Nehcül Enam” adlı manzum eserinde mealen şöyle diyor: “Şayet vücudun haram lokmalardan oluşursa, duaların kabul olmaz. Çocuğun her türlü etkilenmesi, ister fiziki ister ruhi olsun ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar.”

Annenin beslenme şekli çocuğu direk olarak etkiler. Bilindiği gibi Cenab-ı Hak dört şeyin yenmesini haram kılmıştır: 1) Kan, 2) Leş, 3) Domuz eti, 4) Allah’ın adıyla kesilmeyen hayvanlar. Bu haram ve zararlı besinlerden herkesin uzak durması gerekir. Özellikle annelerin daha çok dikkat etmesi, şüpheli gıdalardan da kaçınmaları gerekir. Günümüzde GDO’lu diye bilinen hormonlu ve tabii özelliğini kaybetmiş, kaybettirilmiş bütün gıdalardan uzak durmak, bilinçli tüketici olmak zorundayız. Raflarda gördüğümüz her şeyi incelemeden hemen alabiliyoruz maalesef. İyice tetkik etmeden hiç bir şey ve özellikle rafine ürün almamalıyız. Kurtların, kurtçukların bile yiyemediği pek çok meyveyi, sebzeyi gıda niyetiyle maalesef yiyoruz, kendimizi zehirliyoruz. Ayrıca faiz parasıyla alınan, ya da haksız kazançla elde edilen, satın alınan gıdalardan şiddetle kaçınmak gerekir.

Ecdadımız hayvanlarını bir tarladan veya yakınından geçirdikleri zaman ağızlarını bağlar, başkasının ekinine zarar vermemek için haramdan kaçırmışlar, haramla beslenen inek, koyun keçi vs. hayvanların sütünü, etini çocuklarına yedirmemişlerdir. Ya da komşu bahçenin bir elması, bir meyvesi bahçesine düşmesin diye büyük itina göstermişlerdir. Zorunlu durumlarda ise, bahçesine düşen komşuya ait ne varsa toplayıp kendilerine iade etmişler ve çocuklarına yedirmemişlerdir. Çocuk ve aile efradını helal rızıkla beslemek için azami gayreti göstermişlerdir. Günümüze baktığımızda bu itinayı, bu titizliği görmüyoruz maalesef. Neden bu konuda, bu kadar önemli bir meselede dikkatsiz davranıyoruz acaba!? Her şeyden önce vahametin farkında değiliz, bilinçli bir toplum, bilinçli bir tüketici değiliz, helal haram konusunda duyarlı olmaktan uzaklaştık, uzaklaştırıldık.

Okumayan, düşünmeyen, cahil olan insanlar, diğer konularda olduğu gibi, gıda ve beslenme konusunda da istismara açıktır. Cargil Firması veya Coca-Cola gibi seri katillerinin tuzağına çok rahat düşebilirler ve maalesef düşmektedirler. Kendi kullanmadıkları şeyi, üçüncü dünya ülkelerine satmaktan hiç çekinmezler. Bu çeteler, bilerek ve özellikle bu zararlı gıdaları hem para kazanmak hem de bu insanların sağlığını, ruh yapısını, manevi değerlerini acımasızca tahrip etmektedirler. Onlar vahşi kapitalizmin esas temsilcileridirler. Onlarda insan sevgisi, insani değerler diye bir şey söz konusu değil. Yeter ki para gelsin, nerden ve nasıl olması hiç de önemli değil. Bilerek kanser, kısırlaştırma, obezite vb. gibi hastalıklara düşürülüyorlar. Ayrıca maneviyatları zedeleniyor, hassasiyet ve duyarlılığı yok ediyor. Bu acımasız gıda baronlarının merhametini beklemek safdillik olur. Kâfirden merhamet dilenmez. Düşman görevini yapar. Atalarımız, “Su uyur, düşman uyumaz” ifadesini boşuna kullanmamışlardır. Bize düşen onları eleştirmek değil, onların ürettiği bu gıdaları boykot etmek, kesinlikle satın almamak ve evimize sokmamaktır.

Kendimizi, ailemizi ve toplumumuzu bilinçlendirmek mecburiyetindeyiz. Yerli ve sağlam olduğuna inandığımız besinleri tüketmek, alternatifler üretmek, yerli müteşebbislerimizi desteklemek gerekir. Ayrıca mümkün olduğu kadar rafine ürünler yerine, köylüden, tarladan, yerinden almak, sağlığımız için, helal ve sağlıklı gıda için biraz gayret etmemiz, tembelliğimizi üzerimizden atmamız gerekmektedir. Bütün hataların kaynağı cehalettir. Öyleyse en başta cehaleti giderici ilmi çalışmaları hemen başlatmamız gerekir. Her konuda şuurlu bir birey, şuurlu bir aile ve şuurlu bir toplum olmak zorundayız. Bu da ancak iyi ve milli bir eğitimle mümkündür. Salih nesiller yetiştirmek istiyorsak, sağlıklı bir nesil olsun istiyorsak, bilinçli bir toplumun olmasını arzuluyorsak bir an önce eğitim seferberliği, ama her konuda başlatmamız lazım. Yapacaklarımızı dikkatlice okuyalım, okuduklarımızı iyice hazmedelim ve yeni bir hayat başlatalım. Okuyan düşünen ve üreten olalım. Birbirimizle değil, yapacağımız işlerle uğraşalım. Tembelliğimizi üzerimizden atıp saye sarılır ve ümitsizliğe düşmeden hemen bir an önce harekete geçmek zorundayız. Unutmayalım ki bizim bizden başka dostumuz yoktur. Onun için bir olalım, birlikte şirketler kuralım, gıdamız gibi her şeyimize sahip çıkalım, özellikle evlatlarımıza, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize çok dikkat edelim, eğitelim, bilinçlendirelim ve takip edelim. Bunlar olursa, göreceksiniz her şey Allah’ın izniyle her şey düzelecek. Gayret bizden muvaffakiyet Allah’tandır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdurrahman Sevgili - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?