Gençlik Deizme kayıyor

Son günlerde popüler olan bir tartışmaya değinmek gerekiyor. Tartışma “Gençliğin Deizme Kaydığı” yönünde yapılan açıklamalar, araştırmalar ve nihayetinde Beyefendinin kameralar ve milletvekilleri önünde Milli Eğitim Bakanı’nı çağırarak, “Bu gençlik nasıl deizme kayar efendim” diye sual etmesi ile başka bir boyut kazanmış durumda. Zannımca yakın gelecekte bu deizmden nasıl kurtaracağız sorusu artık en çok sorulan surlardan olacak. Bu yazıda gençliğin deizme nasıl kaydığının ilkesel temelleri üzerinde duracağız. Konumuz siyaset değil, zira siyasi olanların meseleyi anlayabilecekleri kanaatinde değiliz. Mesele hakikaten ciddi zira bu daha başlangıç böyle giderse gençlik deizmden sonra direk ateizme kayacak.

Deizmin; Tanrı’nın varlığını kabul etmek, bununla birlikte O’nun ilim ve irade gibi sıfatlarını reddetmek, böyle bir varlığın âlemde tesirleri gözlenen veya tezahür eden hikmet ve inayetinin bulunmadığına inanmak, ahireti inkâr, hususi bir dine ait -Tanrı’nın varlığı dışındaki- bütün itikat esaslarını reddetmek anlamına geldiği belirtilmiştir. (DİA) Bu tanımlama esas alındığında deizm temelde yaratıcı bir Tanrı’nın kabul edilmesi ancak dünyaya müdahalesinin ret edilmesi anlamına gelmektedir. Halk dilinde deizm’in en iyi tanımlaması “Emekli Tanrı” olarak ortaya çıkar. Bu emeklilik durumu, peygamberin varlığını ve kutsal metnin doğruluğu, sorunsuzluğu ve zaman üstü oluşunu inkâra kapı aralamaktadır. Bir kişi felsefi olarak deistse peygamberlik ve kitabı inkâr etmesi tutarlı olmasının sonucudur. Peki, gençlik nasıl oluyor da deizme kaymaya başladı?

Meseleyi gençler üzerinden okumak bizleri yanıltır. Gençlerin dış etkilere ve savrulmalara açıklığı dikkate alındığında klasik toplumlardan daha çok etkilenmesi ve dönüşüme uğraması tabiidir. Ancak gençlik değil toplum olarak bir deizme kayışın var olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.  Peki, neden?

Deizmin ortaya çıkışının nedenlerinden ilki; dine dair ne var ise hayatımızda artık eskisi kadar saf ve temiz değil. Din, Müslüman, cemaat, tarikat, hoca, din görevlisi, dini semboller ve diğerleri ne varsa dine dair hepsi son süreçlerde kirlendi. Bu kirlilik kitlelerin zihninde sanal bir gerçeklik inşa ediyor. Bu gerçekliğin felsefi adı deizm iken halk dilinde adı ise “imam şey yaparsa cemaat şey yapar” olarak tabir edilse gerek.

İkinci neden ise; küreselleşmenin artık ön anılamaz şekilde bütün toplumları dönüştürüyor olmasıdır. Kendi dini inancında olmayan bireylerin ortaya koydukları güzel örneklikler dinin zihinlerde olmazsa olmaz yerini sarsmakta din olmadan da olunabilir iddiasını temellendirmektedir. Bu durum felsefi dilde deizm iken halk dilinde “onlar mı gâvur biz mi gâvur bilemedik” diye tabir edilse gerek.

Üçüncü neden; din ile doğru ve sahih bir irtibatı kuracak âlim sınıfının oluşturulamaması ve kitleleri sürükleyecek, kitlelere üst ahlak formları kazandıracak tekke şeyhlerinin varlığını muhafaza edememesidir. Din üzerinde yapılan şöhret bulma tartışmaları ve ortalıkta dolaşan cübbeli cübbesiz cahil hocalar insanların dine karşı olan yaklaşımlarında büyük dönüşümlere sebep oldu. Felsefi dilde deizm olarak tabir edilen bu durum halk dilinde “din; halvet, yatak yorgan muhabbeti” olarak anlaşılıyor sanırım.

Deizmin en önemli nedeni belki de bilimsel gelişmeler karşısında kişinin kendisinde bir yapabilirlik zannetmesidir. Kuantum çalışmaları insanı bir yandan tek otorite kılarken bütün evreni insanın egemenliliğine veriyor. Bu inanç sisteminde her şeye müdahale eden bir varlığa inanmak kitleler için zor olarak görünüyor. Teknolojik imkânlar ve teknolojinin yapabilirliği ile insan artık bir yaratıcıya ihtiyacı olsa da bir üst iradeye ihtiyacı olmadığı zannına kapılıyor. Kitleler bunu ifade etmese de yapıp ettiklerinde bu mesele ortaya çıkmaktadır. Tıbbın gelişmesi, nefes isteyenlerin sayısını azaltırken, kerametler artık cep telefonlarına girdi bile… Felsefi olarak bu duruma deizm desek de halk dilinde bu durumun adı “ her şey bir tık kadar yakın ve mümkün” olsa gerek.

Bu sebepler deizme doğru giden bir zihnin arka planı olarak sayılabilecek belli başlı konulardır. Bu arka plana İslam coğrafyasının içerisinde düştü her gün Müslümanların birbirini öldürmesi ve katletmesi meselesini de eklemek gerekir sanırım. Nitekim batıda deist fikirler Hıristiyanlar için mezhep savaşların verdiği bitkinlik nedeni ile yayılmayı başarmıştır. Yahudiler de ise uğradıkları soykırım sonrasında çaresizlik içinde kalmanın verdiği bir durum sebebi ile yayılmıştır. İslam ülkeleri böyle giderse gençlerin zihninde din; kan ve gözyaşının sebebi sayılacak, dinin takdim ettiği İlah anlayışı ise işe yaramaz, yardım etmez olarak zannedilecektir.

Ailesi önünde tecavüze uğrayan insanların yalvarışlarının bir netice vermemesi, mezhep savaşlarının Yemen gibi ülkelerde baş göstermesi ve milletin birbirini Allah adına öldürmesi, sakalı uzun olanın sakalı olmayana kâfir demesi, İsrail zindanlarına giren bay ve bayanın mahkûmların insanlık onuru belli ölçüde korunurken, Suriye, Irak, Suudi mahpushanelerine giren Müslümanların dile gelmez muamelelere maruz kalması vb. bütün bunlar gençlerin zihinlerin de bir kurşun misali saplanıyor ve sorular doğuruyor.

Yazıyı birkaç zor ve rahatsız edici soru ile bitirmek istiyoruz:

Soru bir: Dini güncelleme talebi dine sadece Tanrı’nın müdahale edebileceği gerçeğini paranteze almak ise bu bir deizm olarak anlaşılabilir mi?

Soru iki: Faizle verilen kredileri hamd olsun cümleleri ile Müslüman toplumlara pazarlamak ve bu pazarlamadan destek oy ummak, faiz haram kılınmıştır ifadesi düşünüldüğünde bir deizm olarak kabul edilmeli midir?

Soru üç: Cebinde kredi kartı olan mı deizme kaymıştır; İddia oynayan genç arkadaşlar mı? Ev alırken kredi çekmekten çekinmeyen mi daha deist ya da milleti bankalara mahkûm eden ekonomik anlayışı inşa edenler mi daha deist, arkadaşından borç alıp takan gençler mi?

Soru dört: Müslüman denince aklınıza ne geliyor? Cemaat deninde aklınıza ne geliyor? Deizme sebep olan bu kavramları kimler kirletti?

Gençliğin ya da toplumun bir yere kaydığı yok. Her dönemde bu olmuştur. Bunun çıkış noktası üst dil kurabilen batıyı da doğuyu da bilen âlimler yetiştirmektir. Mesele basit ZEMİN ARTIK AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Numan - Sayın hocam Teşekkür ederiz,Emeğinize sağlık güzel yazınız için.

fakat bir hususta itirazım var; bu ülkede hala peygamberin sünnetini ve Allah'ın kitabının hükümlerini tatbik etmeye çalışan topluluklar var. Eğer olmasaydı bu topluma azap çok daha hızlı gelirdi.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Nisan 08:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?