Saadet Partisi Siyasetin Nizamülmülk’üdür

Siyasete duyulan güvenin iyice dumura uğradığı bir dönemde Saadet Partisi’nin sesinin duyulur olması milletimizin siyaset kurumuna olan umudunu tazeledi. Yarım asırlık önemli ve onurlu bir mücadelenin bu aşamasında omuzlarına yüklenen sorumluluğun bilinciyle hareket eden Saadet Partisi, tutarlı siyaseti ve ısrarla ilkelere atıf yapmasıyla birlikte tartışmalara bir ağırlık ve derinlik kazandırmış oldu. Herkes tarafından bilinen, kabul edilen özgül ağırlığı, seçmen nezdinde oy olarak karşılık bulur hale geldi. Gündemi belirleyen çıkışları, ortaya koyduğu muhalefet tarzıyla milletimizin görüş alanına daha çok girmeye başladı.

Bana sorarsanız, bendeniz Saadet Partisi’nin siyasi hayatımızdaki yeri, Büyük Selçuklu’nun en önemli devlet adamlarından olan Nizamülmülk gibidir derim. Neden mi, anlatayım.

Rubaileriyle meşhur, şair, filozof Ömer Hayyam, Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbah ve Vezir Nizamülmülk aynı dönemde, aynı ortamlarda bulunmuşlardır. Şöyle ki; Hayyam tam olarak tanımadığı halde Sabbah’a referans olur. Sabbah böylece saraya sızar. Bir süre sonra sinsi hedeflerine ulaşmasının önündeki en büyük engelin Nizamülmülk olduğunu görür.

Sultan Melikşah’ın eşi Terken Hatun’un da, oğlunun veliaht olmasını engellediği için vezire karşı kin beslediğini duymuştur. El altından aralarında kirli bir ittifak kurulur.

Babasına da vezirlik yaptığından dolayı, baba dostu olarak gördüğü vezirine ‘ata’ diye hitap eden Sultan, bir süre sonra resmi bir ağız kullanmaya ve ‘vezir’ diye seslenmeye başlar.

Zaman içinde Sabbah’ın entrikaları ile birlikte Sultan’ı tamamen elde ederler. Bu arada Nizamülmülk ölümcül bir hastalığa yakalanır. Ancak yatakta ölmesine fırsat verilmeyeceğine dair bir ruh hali içindedir. 1092 yılında Melikşah Bağdat’a sefer kararı aldığında bir gün vezirin kapısı çalınır. Sultan vezirini bu seferde yanında görmek istediğini iletmiştir. Nizamülmülk gelen davetle birlikte yolda öldürüleceğini anlar. Bağdat’a doğru yola koyulurlar. Nasılsa Sultan yeniden kurbanlıklara son anda gösterilen şefkat gibi vezirine tekrar ‘ata’ demeye başlamıştır. Nizamülmülk’e Ata kaç günlük ömrün kaldı diye sorar. Nizamülmülk de doğrudan cevap vermeden, “Sultanım, geçtiğimiz gün rüyamda Peygamberimizi gördüm.” diye rüyasını anlatmaya başlar. Peygamberimizin kendisine, ‘Ya Nizam, İslama çok hizmetlerin dokundu. İşte bu yüzden kendi ölüm gününü belirleme hakkı sana verildi’ dediğini söyler.

Sultan şok içindedir. Kalemini kırdığı vezirinin rüyası ilginç ötesidir. Heyecan ve merakla “Sen ne cevap verdin?” diye mukabelede bulunur. Nizamülmülk de “Ya Resulallah, Sultan Melikşah benim elimde büyüdü. Ben bunun babasına da vezirlik yaptım. Ölümüne dayanamam. Sultan’ın ölümünden kırk gün önce benim canım alınsın” dediğini anlatınca Melikşah’ta korku ve telaş zirve yapar. Ancak buna rağmen vezirini öldürtür. Sonrasında ise 35. günde kendisi ölür.

Saadet Partisi’ni bitirmeye kimsenin gücü yetmez ama bu örnek üzerinden devam edecek olursak, teşbihte hata olmaz, kimler böyle bir plan yaparsa bilsin ki, kırk gün içinde kendileri de siyaseten bitmeye mahkûmdur. Çünkü Saadet Partisi siyasetin Nizamülmülk’üdür. Bilgeliği temsil eder. Birliğin teminatıdır. Uyarır. Dirayet sahibidir. Ferasetle bakar. Liyakatı öne çıkarır.

Kirli hesap yapmaz. Kin gütmez. Nefret yaymaz. Bel altı asla vurmaz. Şahısları değil, fikirleri tartışır. Düşene bir tekme de ben vurayım demez. Söze değil, icraata bakar. Tarihe, bugüne, yarına karşı sorumlu olduğunu bilir. Canın, cananın, ülke ve vatanın birer emanet olduğuna inanır. Günü kurtarmanın derdinde değildir. Sabırlıdır. Ayrıştırmaz, toparlayıcıdır.

Kamplaştırmaz, birleştiricidir. Ötekileştirmez, birlikten yanadır. İnanç ve direnç sahibidir. Gücünü durduğu yerden alır. Mazlumlara kimlik sormaz. Mağdurlar arasında ayırım yapmaz. Adildir. Hak ve hukuku önceler. Haddini bilir, gerekirse had bildirir ama asla boyun eğmez.

Hülasa Saadet Partisi’nin güçlenmesi bu ülkenin güçlenmesi demektir. Herkese düşen bu mücadeleye omuz vermektir.

Saadet Partisi’nin idealleri bu ülkenin düze çıkması için yegâne çıkış yoludur.

Başka bir seçenek de yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?