Reklamı Kapat

Zor Günler Geride Kaldı!..

Çok kullanılan bir deyim vardır

“Zor günler geride kaldı

Daha zor günlere merhaba!” diye…

Geldiğimiz nokta biraz bu deyimi hatırlatıyor.

Toz duman dağıldı… Eğlendik, üzüldük...

Sevinçten ağlayanlar da oldu, üzüntüden ağlayanlar da.

Bütün bunlar, işin doğasının gereği…

Son yılların en sert ve gergin geçen bir seçim sürecini geride bıraktık.

Zor günlerdi; siyasi partiler ve ittifaklar açısından da epey zordu…

Her iki birliktelik de olanca gücüyle asıldı, büyük enerji harcadı ve yoruldu.

“Kim nasıl kazandı, kaybetti” ya da “farklı bir senaryo yaşansaydı ne olurdu”dan çok “bugün itibarıyla elimizde bulunan tablo”ya bir göz atalım inşallah...

Nihayetinde, eninde sonunda seçim sonrası elimizde kalan geleceğe dair umutlarımız ve hayallerimiz oluyor.

Seçimi kazanan ittifak, tabii ki büyük bir siyasi başarı elde etmiş oluyor ancak hâlihazırda orta yerde duran ve hemen herkes tarafından da kabul edilen sorunların çözümü için de çok fazla formül bulunmuyor. Önümüzdeki 5 yıllık yönetim sürecinde bugüne kadar çözülmeyen sorunların, insanların üzerine karabasan gibi çöken ağır yüklerin nasıl ortadan kaldırılacağını bekleyip göreceğiz.

Seçim döneminde çok farklı şeyler söyleyenleri gördük ama “ekonomik durumumuz iyi” diyen kimseyi görmedik.

Buna Cumhurbaşkanı Erdoğan da dâhil...

İnsanların gelirleri ve giderleri arasındaki uçurum maalesef gittikçe büyüyor.

“Barınma” ve “beslenme” gibi olmazsa olmaz iki ihtiyaç artık karşılanamaz oldu.

***

Tamam, yarı aç yarı tok yaşayalım da ne olacak bu evlatlarımızın hâli?

Daha önce sözlüklerde karşımıza çıkan “deizm” ve “ateizm” maalesef en muhafazakâr ailelerin dahi evine kadar girmiş durumda.

Hemen herkes İstanbul’dan şikâyet ederken Anadolu’nun ücra köşelerinde dahi en büyük sorunlarının başında uyuşturucu geliyor. “Bu gencimiz asla uyuşturucu kullanmaz” diyebileceğimiz neredeyse kimse kalmadı.

En fazla bakanın değiştiği, eğitim sistemimizin tornasından çıkan evlatlarımızın yetersizliği bir tarafa, bu evlatlarımızın birçoğu elimizden sabun gibi kayıp gidiyor maalesef.

***

Şükür, kayda değer bir vaka yaşanmasa da seçim sath-ı mailinde insanlar arasında büyük bir yarılma gözlendi.

Ne büyük bir zül!

Allah’ın selamını vermekten ve almaktan imtina edilir oldu.

En büyük tehlikelerden biri de; din adamlarımızda başlayan hastalık.

Cami kürsülerini Meclis kürsülerine çevirme gayreti aldı başını gidiyor. “Camilere bir kişiyi daha fazla nasıl getiririm” kaygısından ziyade “bizim parti teşkilatına bir kişiyi nasıl kazandırırım”ın derdine düşülmeye başlandı...

Kendilerine “hoca efendi” etiketini layık görenler ile halkın ekonomik yaşantısının arasında uçurumlar oluştu.

Gençlere bu durumu izah etmek imkânsız bir hâl aldı.

***

Mevcut sorunlarımızın bir diğeri de dış politika.

Daha 20 yıl önce; Irak, Suriye, Libya ve Mısır gibi bir problemimiz yokken şimdi bütün buralardan kaynaklanan sorunların altında eziliyoruz.

Esad ile masaya oturulmadan Suriye “pansuman” edilemez.

Ama Esad sizinle aynı masaya oturmamak için direniyor. Rusya ikna edemezse bir araya gelinmesi kolay gözükmüyor.

Amerika ve Avrupa ile ilişkilerimiz ilk dönem “kimin eli kimin cebinde” şeklinde ilerlerken son dönem kapılar kapandı. Dolayısıyla ticaretimiz de ciddi zararlar görmeye başladı.

Rusya ile Amerika arasında sıkışmış durumdayız.

“Filistin ve Kudüs” davamızda sesimiz kısıldı; İsrail, kısacık tarihinin en rahat günlerini yaşıyor.

***

İşçi, memur ve emeklinin elinden “hayallerini” de aldık.

Yaklaşık 1 yıl önce 1,5 milyon emekli tabandan maaş alırken bugün 9 milyon emekli aynı maaşa mahkûm durumda. “ Asgari ücret mi yükseldi, memur maaşları mı düştü?” tartışması süre dursun ikisi de aşağı yukarı eşitlendi.

Ülkemiz açısından olmayan bir sorun daha peydahlandı.

Kısa süre önce tarımsal üretimimiz kendimize yeterken, bugün başat problemlerden biri de gıda fiyatları.

Yediğimiz içtiğimiz ithal oldu.

Üreten mutsuz, tüketen umutsuz.

***

Bütün bu değerlendirmelerin sonunda seçim kazanmak iktidar imkânlarıyla daha kolay gibi görünüyor. Ancak seçim sonrası çözülmesi gereken sorunlar “seçim kazanmaktan” daha fazla enerji gerektirecek gibi duruyor.

Yaptığımız seçim sonrası “yarınımızın bugünden çok daha iyi olacağına inanıyorsak” çok fazla şey yapmışız demektir, aksi durumda ise aslında gün gün zarardayızdır.

Yaşayan görür, görelim Mevla’m neyler!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Adil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Okur - Zor günler geride kaldı.Daha zor günlere merhaba.Ne diyelim tarih tekerrür edip duruyor.Atatürkün dediği de buydu.Akıl ve bilimsel gerçekler üzerinden düşünce üretmek yerine.mevcut durumu kabullenmek.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 01 Haziran 13:29
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Haziran 05:45


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?