Gizle

Karar İnsanın

Kötüye göre iyi kötüdür. Daha açık ifadeyle siyah beyazı istemez. İnsan nefsinin kötüye eğiliminin beslenip büyütülmesi sonucu genel düzlemde iyi hep hor görülecek düzeydedir. Kötü ise hep alkışlanır düzlemdedir. Yaradılış gerçeği olarak insanda iki uç vardır. Biri iyi diğeri kötü. İyi uç geliştirilirse insan meleklerden üstün hale geleceği gibi kötü uç geliştirilirse iblisten daha aşağı dereceye düşecektir. Burada yolun muhtevası insana bırakılmıştır. İsteyen istediği yolu tercih edebilir. Sonucuna katlanmak ise tercih edenin bileceği bir durum. Sonucu etkileyen; insanın fillerindeki özellik ve muhtevadır. İnsani damarları kurumamış her insanın kabul edeceği yargı şu; kötülük kolay yoldur. Kötülük yapmak isteyen bir insan istediği anda kötülük yapabilir. Hatta genel kabulde de hemen kabul görebilir. İyilik yolu ise zor bir yoldur. İyi insan olup da sıkıntı çekmemiş insan yoktur. İyi olmak yolun meşakkatlisidir. İyi olmak için ilk önce düşünmek gerekir. Düşünmek için okumak gerekir. Okumak için dinlemek gerekir. Dinlemek için düşünmek gerekir. Bakın hepsi birbiriyle bağlantılı. Oysa kötü olmak çok basit; düşünme yeterlidir. Sadece düşünmemek bile kötü insan olmaya yeterlidir. İnsan karşıdaki insanı düşünmeden sırf nefsine öyle hoş geliyor diye o şekilde hareket edebilir. Karşıdakinin kalbini kırıp kırmadığını, kul hakkına girip girmediğini, hukukunu çiğneyip çiğnemediğini düşünmeden nefsine hoş gelen ama fiili sonucu olan bir cümleyi pat diye söyleyebilir. Bakın hiç meşakkate gerek var mı? Yok! İnsan biraz düşünse fiili bağlayıcılığı olan bu cümleyi ona söylediğimde kalbini kırar mıyım, kul hakkına girer miyim, hukukunu çiğner miyim diye düşünmeye başlasa nefsine hoş gelen o cümle yerine başka bir cümle söyler ya da hiçbir cümle söylemez. Fakat bu meşakkatli bir iştir. Neden meşakkatli?

Düşünmek için düşünecek temel malzemeler lazım. İlk önce kitaba inanmak lazım. Kitaba inanç varsa okumak gerekir. Okuduğunu tartmak, özümsemek, davranışlarına, fiillerine yansıtmak lazım. Hayatının bütün alanlarına, okuduklarından özümsediklerini uygulaması gerekir. Ne kadar uzun bir yol değil mi? Okuduklarında düşünmenin insana özgü olduğu var. E düşünmek gerekiyor. Bakın bir meşakkat. Neyi düşünmesi gerekiyor? Diyelim ki adaleti? Adalet ne? Meşakkat artıyor. İyi insan olmayı düşünmesi gerekiyor. İyi insan kim? Kestirmeden bir örnek verelim mi; “Bir insan kin tutarsa Allah da ona kin tutar” (Hadis). İyi insan kimmiş? Kin tutmayan insan. Kindar olmayan. Oysa kin tutmak ne kadar da kolay değil mi? Hakkı söyleyerek nefsine hoş gelmeyen söz ve davranışta bulunana kin tut yeterlidir. Hakkı söyleyerek adaleti gösterene kötülük yapmak ne kadar da kolay bir iştir. Oysa hakkı söyleyenin söylediği hakkı düşünse, söylediği adaleti düşünse meşakkat artacak. Nefis katlanamayacak. Katlansa nefse hoş gelmeyecek. Hak ve adaletin ne olduğunu düşünmek için okumak lazım. Çünkü bilinmeyen bir şey uygulanamaz. Nasıl davranırsam adaletli olurum sorusunun cevabı nefsime göre davranırsam adaletli olurum değildir. O zaman ne?

“Hırsızlık yapan, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim” (Hadis). Nefse nasıl da ağır gelecek bir cümle! Bir baba için nasıl ağır cümle. Bırakın yandaşımı, “kızım” deniliyor! Hadi bakalım adaleti kendinize ve kendi adamlarınıza bu şekilde uygulayın. Kolay mı? Değil. İyi insan olmak öyle kolay bir iş değil işte. Nefsini hakikatin hesabına terk etme olayıdır iyi insan olmak. Düşündüğü gibi yaşama olayıdır. İnandığı okuduğu düşündüğü ile hayatı arasında fark olmamaktır iyi insan olmak. Kısacası iyi zor, kötü kolaydır. Ama üstün olan iyidir. İsteyen istediği kadar kötü olsun.

Meleklerden üstün olmak da şeytandan aşağı olmak da insanın elinde; karar sizin!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?