Gizle

Yunan Fıkrası

Bu işler böyledir. Dış politikada doğru adımları atamaz, düşmanlarınızın sayısını artıracak yanlış politikalar güderseniz, Yunanistan gibi bir tetikçinin tehditlerine muhatap olursunuz. Daha düne kadar iflas etti, edecek diye bakılan, Almanya önünde el pençe divan durarak borç dilenen Yunanistan, şimdi bize kafa tutmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Pavlopulos On İki Ada’nın kendilerine verilişinin 70’inci yıldönümü kutlamalarında Türkiye’yi tehdit etti. Dikkat ediniz, ‘verilişi’ dedim. Çünkü Yunanistan hem İstiklal Savaşımızda hem de sonraki dönemlerde ancak küresel güçlerin belirlediği ölçüde hareket edebilen, bir şey verirlerse alan, dur denilen yerde duran, konuş denilen yerde ise arkasındaki güçlere güvenerek boyundan büyük laflar eden bir devlet olarak kendisini konumlandırdı. Bugün de aynı şekilde davranıyor. Ege’deki gerilimleri bilerek tırmandırıyor. Şu anda objektiflerimizin Afrin özelinde Suriye üzerinde yoğunlaştığını biliyor ve buradan acaba nasıl olur da istifade ederim diye hesaplar yapıyor. Güney Kıbrıs ve İsrail ile Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyetlerini de bu mantıkla yürütüyor. 15 Temmuz’da topraklarına kaçan darbecileri vermemek için bin bir takla atıyor ama topraklarımızda yakalanan iki askeriyle ilgili ise AB’nin muhatap olduğunu söyleyerek hinlik yapıyor.

Hafta sonu Savunma Bakanı Kammenos, “Ölümcül bir kazaya çok yakınız” diye açıklama yaptı. Atina’ya baskı uyguladığımızı iddia etti. Hem karasularında hem de hava sahasında ihlalleri artırdığımız suçlamasında bulundu. Buraya lütfen dikkat ediniz; “Avrupa Birliği’ni devreye sokmaya ve ikili ya da üçlü anlaşmaların bulunduğu İsrail, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ile Lübnan’ın desteğini almaya çalıştıklarını” söyledi. Yani Türkiye’nin şu an problemi olan ne kadar ülke varsa, hepsiyle bize karşı cephe kurmaya çalıştıklarını bu şekilde itiraf etmiş oldu. Yunanistan bile aynaya bakmadan bizi kuşatma harekâtı başlattığını ortaya koydu. Birden aklıma “kurt kocayınca…” diye başlayan atasözümüz geldi ama kocayanın bu ülke, bu devlet değil, dış politikadaki akıl almaz hatalarıyla mevcut iktidar olduğunu hatırlayınca söylemekten vazgeçtim.

Yunan bakanın bunları söylemesinden önce On İki Ada’nın kendilerine verilişi kutlamalarında, Yunan Cumhurbaşkanı da, “Tarihsel olarak bize düşmesi gereken topraklara sahip olmayabiliriz…”, “Tarih bizi mecbur ettiği takdirde atalarımızın yaptığını yaparız…” demişti. Yani ucu taa 1453’lere giden fıkrasını patlatıverdi.

Bu ifadeleri duyunca beni bir gülme aldı ki sormayın gitsin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ahmet - Yunanlılar zaten Egede kendilerine ait olmayan 18 ada ve bir sürü kayalığı son 10-15 yılda fiilen işgal etti; Lozan'a göre silahlandırılmaması gereken adaları silahlandırıyor. Yıllar önce bir kardak kayalığı yüzünden neredeyse savaşa giriyorduk neyseki yunanlılar geri adım atmıştı. Her nedense Türkiyede bu adalar işi neredeyse hiç gündeme getirilmiyor. Kıbrısta taviz üstüne tavizler vermeye devam ediyoruz...

Yanıtla . 0Beğen 13 Mart 11:23

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?