Gizle

Şeker gibi zirve…

Dün Ankara’da “Şeker Zirvesi” vardı…

ESAM tarafından düzenlenen, TV5 diğer bazı TV kanallarından canlı olarak yayınlanan “Şeker Zirvesi”nde başta Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu olmak üzere farklı siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri Şeker Fabrikalarının neden satılmaması gerektiğini ifade ettiler…

Çok da iyi ettiler…

Hele hele şeker pancarından geçimini sağlayan bir çiftçinin yaptığı konuşma vardı ki, yürek dağlayıcı bir feryattı, âdeta…

İnşallah mesajlar yerine ulaşır ve inşallah mevcut iktidar Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçer…

***

adnan-oksuz.jpg?r=6380abcc6502b18365a19c50e42ea690

Bu vesile ile…

Aşağıdaki çalışmayı Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası’nın web sayfasından aldım.

Çalışmanın adı; “Pancar Tarımı Şeker Sektörü Ve Nişasta Bazlı Şekerler (Nbş) Gerçeği”

Neler var neler! Bu çalışmada kimler neler söylemiş, neler! Bakalım mı;

* Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay: “Nişasta bazlı şekerler bu ülkeyi zehirliyor. Biz bu fabrikaları özelleştirmeyiz. Bu fabrikalara ülkemizin ihtiyacı var. Nişasta bazlı şeker bu ülkeyi zehirliyor, bunu her yerde ifade ediyorum. Nişasta bazlı şeker organiği bozulmuş ürünler gibidir. Burada doğal pancar varken, bundan istifade etmek lazım.”

* Kalp Ve Damar Cerrahisi Profesörü Prof. Dr. Bingür Sönmez: “Keşke annelerimiz çocuklarımıza evdeki beyaz şekerden, pancar şekerinden tatlılar yapabilseler. Çocuğunuzun önüne koyduğunuz kahvaltıdan başlayarak reçelinden gofretinden, bisküvisinden tutun, her şeyin içinde mısır şurubu var. Bu çok ciddi, kanserojen, çok ciddi patolojik damar sertliği yapıcı, ciddi diyabete zemin hazırlayan, ciddi büyüme hormonunu bloke eden bir musibet gerçekten.”

* Tarih Profesörü Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Bence mısır şurubu kullananlar hiç hoş iş yapmıyorlar. Allah’tan korkmaları lazım. Bunu sırf kazanç için yapmaları çok kötü bir şey. Çoluk çocuğu gördükçe sinirim bozuluyor. Ben gençken Amerikalılar daha sağlıklı bir toplumdu. Amerika’ya 10-15 sene sonra müze müdürlüğüm zamanında gittiğimde obez bir toplum gördüm. Buna sebep olanlar felaket bir şey yapıyorlar. Ülkemize de o garip maddelerin (nişasta bazlı şeker) gelmesi beni fevkalade üzüyor. Kesinlikle nişasta bazlı şekerlere karşı kampanya açılmalı.”

* Prof. Dr. Canan Karatay: “Bu zehri lütfen ülkemize sokmayalım. Nişasta bazlı şekerler normal şekerden 10 kat daha fazla zararlıdır. Kalp krizi, felç, kanser, alzheimer, şeker hastalığı gibi hastalıkları 10 kat daha hızlı bir şekilde başlatır. Eğer bu toplumu yok etmek istiyorlarsa o zaman ithal edebilirler. Zararlı şekeri dünya azaltıyor, biz arttırıyoruz. Bakanlara da sesleniyorum. Bizim çiftçilerimize ve köylülerimize pancar ektirmiyorlar. Ona destek olmuyorlar. Ama yurt dışındaki firmalara da destek olmasınlar. Ayıptır, günahtır diyorum.”

* Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut: “Fransa, Hollanda ve İngiltere’de ve AB’nin bazı ülkelerinde, nişasta bazlı şeker (NBŞ) olarak da adlandırılan mısır şurubu üretimi kesin yasak! ABD’de kotalar düşürüldü ve Michelle Obama, defalarca “bu ürünleri kullanmayın” çağrısı yaptı! Uzun lafın kısası; durum çok ama çok ciddi. Sevgili dostlar, bu ürünleri çocuklarınız tükettiği ve sürekli olarak bu tüketim devam ettiği takdirde, 5-10 yıl arasında çocuklarınızda çok ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir… Eski yazılarıma lütfen bakın, bazı bilimsel çalışmalara göre sonu kesin kanser! Çocuklarınızı mutlaka kontrol altına alın ve bu ürünleri.”

***

Şu kadarını söylemek istiyorum; daha ne desinler!

CENNETTEN ÖNCEKİ MEKÂN: KONYA

Elbette Mekke… Elbette Medine… Elbette Kudüs… Elbette İstanbul… Ama bir de başka şehirler var… Yani, insanın “evi gibi gördüğü” mekânlar vardır… “Aşina” sokakları olan, caddelerinde“bizden birileri”nin dolaştığını gördüğü, her bir köşe başının “tanıdık” geldiği mekânlar, şehirler vardır…

* O mekân ve şehirlerde hiç yalnızlık çekmezsiniz…

* O mekân ve şehirlerde simalar hep samimi ve içten gelir size…

* O mekân ve şehirlerde sizi çeken bir tılsım vardır…

* O mekân ve şehirlerde tedirgin olmazsınız…

* O mekân ve şehirlerde “emanete” ihanet olmaz…

* O mekân ve şehirlerde kalbinizin sesini duyarsınız…

* O mekân ve şehirlerle kendi benliğiniz arasında ruh kökünüze kadar inen gizli bir bağ vardır, âdeta…

* Cennetten önceki mekândır, burası…

***

Milli Gazete Konya Koordinatörü Recep Turan nefis bir Konya eki hazırladı…

60 sayfadan oluşan, pırıl pırıl bir baskısı olan ek…

Konya’nın önde gelen işadamlarının, kanaat önderleri ile yapılan röportajların yer aldığı bir ek…

Çalışma, Konya’nın genel bir haritasını ortaya çıkarması bakımından da ehemmiyetli.

Bu vesile ile Milli Gazete Konya İl Koordinatörü Recep Turan ve bu çalışmaya emeği geçenlere, destek verenlere teşekkürler…

Bu çalışmaya destek olmak amacıyla birkaç günümü dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Konya’da geçirdim…

Bir başka Konya’nın misafirperverliği…

Heeey Konya! Masanıza koydunuz mu bu çalışmayı?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?